ONLAR GÜLİSTANIN GÜLLERİ

Cuma, Şubat 26, 2016

gül

Hepimiz aynı noktaya varmak üzere yürüyen yolcularız... Uzun ve geniş bir yolda, devasa bir otobanda yürüyen milyarlar...Herkes kendi halinde, aheste aheste geçiriyor ömür sermayesinin her bir anını. Hedefe kitlenmiş, bir otobanda olsak da işaretler var, molalar var, yol gösterenler var. Hepsi bir nimet...

İnsan düşünüyor.-Yarabbi, şu ateş çemberinin ortasında, bu kaynayan kazan misali coğrafyanın merkezinde bizleri muhafaza ediyorsun. Hamd olsun...Hatamız, günahımız çok. Ne kadar çok affediyorsun...Ve kim bilir hangi sabi kalbin niyazı, hangi mübarek ve Sana adanmış ruhların duası bizleri kuşatıyor?- Birbirimize duacıyız, bu çok değerli. Bir halka misali, birbirine geçtikçe güçlenen bir niyaz bu. Bir de hayatını iman ve Kur'an için adamış sevgili kullar var. Onlar ki, gülistandaki her bir gül gibi. Duaları ve himmetleri de köşeleri tutan direkler misali koruyucu, güçlendirici...

Aklıma Cibali Baba kıssası geldi. Zübeyir Gündüzalp Ağabey'in naklettiği haliyle şöyle:

" İstanbul'un fethi için muhasara (kuşatma) sırasında atılan toplar, bir türlü hedefini bulmuyormuş.Bu sırada büyük maneviyat sahibi, Fatih'in hocası Akşemseddin,bunun sebebini araştırıyor ve buluyor. İstanbul surları içinde bulunan meczup evliyadan Cibali Baba Hazretleri, manen Cenab-ı Hakkın bir ismine mazhar olmuş. "Ya Rabbi! Gavurcuklarımı koru." diye o isimle dua edince toplar tesir etmiyor...

Bunun üzerine Akşemseddin kırk gün çalışıyor. Cibali Baba'nın mazhar olduğu o isme kendi de mazhar oluyor. Hatta onu geçiyor. O isme mazhariyetle gelmiş olduğu makamdan onu azlediyor. Bundan sonra atılan toplar hedefi vuruyor. Böylece uzun ve yorucu bir muhasaradan sonra İstanbul fethediliyor."*

Cibali Baba, Bizans döneminin İstanbul'unda yaşayan veli bir zat, meczup bir evliya...İslamı anlatır, sevdirir. Birlikte yaşadığı Rumlar da Onu sever, benimser. İşte Onun bu sevgisi, kendisinden dua talep eden "gavurcuklarını" kırmayıp, halisane duasına ve kabulüne sebeb olmuş...

Dua edenlerimiz çok...Şanslıyız...Bu dünyadaki vazifesi ve yolculuğu biten Mehmet Kırkıncı Hoca Efendi'de böyle bir manevi direkti. Ard arda gelen vefatlar ile, manevi hayatımızın direklerinin gün geçtikçe azaldığını düşünüyoruz. Ama himmetleri ve yetiştirdiği talebeleri ve değdikleri sayısız gönül sayesinde varlıkları devam ediyor. Hepimiz aynı otobandayız. Yürüyen çok ve çeşitli, yol ise geniş ve ferah. Bazen kümelenip bir rehber eşliğinde yolculuk yapılıyor, yoldan geçen herkesin de yardımına koşarak. Ayrıştıran değil, birleştiren...Nurani halleri ile hep Hakk'ı hatırlatan...Peygamber Efendimiz'in (Asm) olduğu gül bahçesindeki her bir gül gibi hepsi...

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun...*

*Bakara/156

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

0 yorum

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM