“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakaldığı bir güne erteliyor.”*

Amenna ve saddakna…

Bir süre haberleri takip etmeyeyim diyor insan. Haber vermekten çok, acının üzüntünün tellallığını yapanları mı dinleyeceğim? Tableti falan da elime alıp bakmayacağım hiç bir yere. Biraz kendi kendime kalayım…

Bir gün, iki güne tamamlanmadan daha… Akşam diğer akşama kavuşmadan…

Acıyı acı ile katmerlemişler. Lokma ağzında büyüyor, tebessüm abes geliyor. Ancak hayat devam ediyor. Ya ateşin düştüğü yürek olsaydın? Bu soru da sık sık yineleniyor içeride…

Bir yerde yangın varken ben neler düşünüyorum sorusuna, utanarak susuyorsun. Vatan demek bütün demek, vücut demek. Sızı duymamak mümkün mü?

Onları helak et Allah’ım…

En güneşli günlerde bile sis perdesi çekmeye çalışan, geceleri uzun ve zor kılmaya çalışanları helak et. Havf ve reca üzerineyiz. Korku ve ümit… Güzel günlerin başladığı sabahların, iyice kararan gecenin sonunda geldiğini düşünerek…

“Ve onlar, bu tuzağı kuruyorlarken, Allah da tuzak kuruyordu. Ve Allah, tuzak kuranların (karşılık verenlerin) en hayırlısıdır.**

Senin iznin olmadan yaprak bile kıpırdamaz, zalimlerin hesabını boz, kendi zulümlerinde boğ Yarabbi… Bu dünyada da göster bize… ahiret hesabı için de “Zalimler için yaşasın cehennem!“***

*İbrahim suresi/42
**Enfal suresi/30
***Tarihçe-i Hayat