BETON DÜNYADA TOMURCUK OLMAK

Cuma, Mart 04, 2016

tomurcuk

Bahar geldi... Aldanıp açan tomurcuklar öyle söylüyor. Her şeye rağmen bahar geldi. Beton duvarların gölgesinde, gittikçe azalan güneşle beslenen ağaçlar tomurcuk verdi. İnatla görevlerini yapıyorlar. Her şey değişse de, kuru ağaç dalını delerek çıkan, "hayat" diye bağıran tomurcuk ve çiçek aynı...Bahar deyip geçmemek lazım, "haşir"in provasıdır gözümüzün önünde yinelenen...

"...Haşr-i baharide görüyoruz ki: Beş altı gün zarfında küçük ve büyük hayvanat ve nebatattan üçyüz binden ziyade envai haşredip, neşrediyor. Bütün ağaçların, otların köklerini ve bir kısım hayvanları aynen ihya edip iade ediyor...

Hiç kabil midir: Bu işleri yapan Zata bir şey ağır gelebilsin. Semavat ve Arzı altı günde halkedemesin, İnsanı bir sayha ile haşredemesin! Haşa..."*

Beton blokların arasında dolaşırken, önümüze çıkan tomurcuklanmış ağaç dalları siyah-beyaz algımızı nasıl da renklendiriyor. Bir kıpırtı, bir heyecan, "Heyy! bahar geldi" moduna hızlı bir geçiş. Hele bunun bir adım sonrası tam bir şenlik... Sokaklar düğün alayı gibi... Gelinler, nedimeler gibi dizilmiş çiçek açmış ağaçlar, yeniden yaratılan kainat ve bu çoşkuyu tomurcukta, çiçekte tadan ruhumuz.

Ruh ne yaşlanır ne bozulur... Günü geldiğinde kendi yapacağı yolculuğu düşünür. Tomurcuk olup, çiçek olup yeşereceği esas hayatını düşünür, kendi baharını düşünür. Belki de bundandır, küçük bir haşir gösterisi baharda bu kadar heyecan...

Beton dünyada daha ne kadar tomurcuk olmayı başarabilecek ağaçlar? Her baharda haşri görürken, dünyayı yaşanmaz hale getirerek kıyamete de hazırlık mı yapıyoruz acaba? Ne kadar ömrümüz varsa, baharı da en iyi yaşamalı, kışı da, yazı da. İnsan elinin bozduğu, bize verilen güzellikleri gölgesinde saklayan her türlü anlayışa dur diyebilmek gerek. Duyurabildiğimiz kadar ses verebilmek, farkında olmak gerek...Teknoloji, mimari, eğitim aklınıza ne gelirse... Belki bu sesi çok duyuramadığımız için bugün şikayet ediyoruz...

Kimsenin evinin diğerinden çok yükseklerde olmadığı, komşunun ışığını, manzarasını kesmemek üzere inşa edilen, düşünen evlerden bugüne geldik.

Akıllı ama paylaşma ve sağını-solunu düşünme becerisinden yoksun evler. Yüksekte ve yalnız evler. Kimse modern dünya, nüfus demesin. Kötü taklit, yanlış uyarlama, başarısız bir prodüksiyon bu. Güneşi, gökyüzünü görme özgürlüğünü engelleyen bir mimari... İçindeyiz ve belki bundan hepimiz biraz mutsuzuz.

Beton dünyada tomurcuk olmak... Nereye kadar?

*10.söz/9.hakikat

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

6 yorum

  1. beton yığınları arasında ruhum daralır,adeta nefesim kesilir gibi olurum.her ne kadar modern de olsa orda oturanlara acır,en çokda çocuklar için üzülürüm.begonvil sokağı ama varya bir önceki postta yayınladığın görsel harikaydı.öyle bir evim olmasını çok isterdim.bakması insana huzur veriyor,yaşamayı düşünemiyorum bile

    YanıtlaSil
  2. Betonlar arasında yaşasak da baharın yenileyici, başlangıçlara motive eden enerjisini dolu dolu hissediyoruz. Kaçıp kaçıp gideceğiz kurtarılmış bölgelere, kafamızı dinlediğimiz yeşillere. Ama herkes olmak istediği yerde olsun, nerede kendini mutlu hissediyorsa oraya doğru...

    YanıtlaSil
  3. Merhaba bloğunuz çok güzel takipteyim sizide beklerim:)

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim. Ben de blogunuzu okudum. Ne çok çalışmalarınız var. Kolay gelsin diyorum. Görüşmek üzere...

    YanıtlaSil
  5. Teşekkürler beton parlatma hakkında verdiğiniz bilgiler için.

    YanıtlaSil
  6. Güzel görüp düşünmek ve şükretmek bize düşen. Beton blok da bile şükredecek neler var düşünürseniz. Ama madem şuur sahibi yaratılmışız hem tefekkür hem de akılla yaşama dair çözüm isteyen ne varsa yine insan yapacak.

    YanıtlaSil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM