İlk aklıma gelen “Kahhar” oldu. Ya Kahhar kahret bunları… Dejavu dedikleri şeyi ne sık yaşar olduk Allah’ım. Belki yanlış gördüm, geçen sefer de yine aynen bunları yazmıştı haber vericiler, dedim. Yok, doğru…

“Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, Kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkarılacaklardır.”*

Bundan şüphemiz yok, elhamdulillah… Hepimiz, hesap gününde zalimlerin Kahhar ismiyle muamele göreceğini biliyoruz. Ama insanız, sabırsızız, yaralıyız…

Bugünden görmek istiyoruz, yüreğimize su serpmek istiyoruz, bir daha hiç olmasın istiyoruz.

Ya Kahhar dedikten sonra dua dedim kendime. Ama çok dua, hep birlikte, hep ve birlikte… Karanlık bir yolda giderken, o veya bu diye düşünmezsiniz. Karanlık vardır bir de yol. Aydınlık için yan yana gelirsin, korktuğunu belli etmeden el ele tutuşursun. O da senin gibi biridir ama yan yana olmak güçtür, güvendir. Kötünün, karanın da en çok korktuğu şeydir. Savrulmamak için tek çare, bir ve beraber olmak.

Gecenin bir saatinde öğrenince bu son katliamı, Kahhar ile dua diye düşündükten sonra keşke hepimiz aynı anda İstiklal Marşı’nı okuyabilsek dedim. “Haydi Türkiye’m aynı saatte çıkıyoruz balkonlara ve İstiklal Marşımızı okuyoruz.” desek. Birileri yapsa bunu, sosyal medyanın sadece lay lay lom olmadığını görsek. Binler takip diğer binlerle yapsa bunu. Aynı saatte hep birden okusak marşımızı, koca bir gövdeden çıkan haykırış gibi silkelensek, önce kendimiz sonra düşman olanların hepsi…

Ben hazırım.

Dua ediyorum, Kahhar ismi ile yok et Allah’ım…

Hep birlikte söyleceğimiz İstiklal Marşı da dilimde…


*İbrahim suresi 14/48