Bugünlerde birçok ailede, en çok kullanılan kelime Teog. Türkiye’de eğitimde olağanüstü günler… Ya da temel eğitimden orta öğretime geçiş sınavı… Açılımlarını bir türlü çözemediğimiz kavramlar var. TEOG, YGS, LYS, SBS, ÖSS gibi…

Ortaokul 7.sınıftan itibaren TEOG ile haşır neşir olma süreci başlıyor, düzeltiyorum 5. sınıftan başlıyor ve öğrencileri liseye hazırlamak, seviye belirlemek hedefleniyor. Ama sistemin neresinde bir yanlış varsa, öğrenciler sanki üniversite sınavına giriyormuş gibi stres yükleniyor. “Üniversite sınavına tekrar girersiniz ama bu sınavın tekrarı yok!” “Sizin için çok önemli!” Bu türden, motivasyon mu psikolojik baskı mı belli olmayan bir sınav motivasyonu…

Okullar kurumsal başarıları için, öğretmenler çabalarının bir göstergesi olduğu için önemsiyor. Veliler, ellerinden geleni yapmaya hazır. İyi bir okul, iyi bir sınıf, iyi bir gelecek… Öğrenciler ise, okul- öğretmen- aile üçgeninden oluşan beklenti grubunun karşısında yorgun. Sınavın olduğu yıl sosyal hayat askıda. Gözlerinin içinde neredeyse soru şıklarından başka bir şey görünmüyor. Bu dönemleri geçirirken kafalarında egzama, saçkıran olan kaç sınavzede gördüm. Doktor teşhis koyduğunda ekliyor, “evet sınava girenlerde bu vakalar artıyor.”

Türkiye’de eğitim sistemi bir yap-boz oyunu gibi, sürekli değişiyor. Sınavlar da bundan nasibini alıyor. Asıl amacı öğrencinin seviyesini belirlemek olan sınavlar için, ortaokul çağından itibaren onları kaygı moduna sokmamalıyız. Başarılı bir Hint filmi olan “Üç Aptal-3 İdiots” ezberci ve katı eğitim sistemine çok güzel örnekler veren bir film. İzlemeyenlere öneririm.

Öğrenciler ortaokulda son bir yılı sınav telaşı ile geçirecekse, bir yılını da yoğun beceri ve yetenek tanıma programları ile geçirmeli. Okumayı öğrenmeye başladıklarından bu yana gösterdikleri başarı grafiği onların seviyesini belirlemede yeterli olsun. Gerilmeden, sıkılmadan, kendilerini tanıyarak öğrensinler ve hedeflerine ulaşsınlar.

Sınav kaygısını önlemek için nelere dikkat etmeli?

*Dozunda kaygı iyidir, motivasyon sağlar. Fazlası zararlı.

*Bilgi kadar zaman yönetimi de önemli. Bütün hayatında yararlanacağı bu özellik kazandırılmalı. Zamanı yönetebilirse stresi azalır.

*Sınavlar bilgi ölçerdir, kişilik ölçer değil. Israrla vurgulanmalı.

*Sonuç ne olursa olsun, süreç takdir edilmeli.

*Farklı başarı ve gayretleri hatırlatılıp, motive edilmeli.

*Sosyal beceri, yetenek ve ilgi alanları özellikle desteklenmeli.

Maalesef çocuk değil de müfredat merkezli bir eğitim sistemimiz var. Herkesin bildiği meşhur Montessori Eğitim Sistemine baktığımızda insan merkezli, sabır-saygı ögeleri ile kendi özelliklerini ön plana çıkaran bizim geleneksel değerlerimizle benzeşen bir akademik yapı var. Şu üzerinde yazılar yazdığımız Google’ın kurucuları bu yapının tezgahından çıkmışlar. Yazdıklarım hayalperest bir annenin notları değil sadece T.E.O.G (Türkiye’de eğitimin olağan günlüğü.)