Herkesin önünde bir sürü soru işareti ve kocaman ünlemler var… Kimisinde çıt yok, korku ve acabalardan bir kelime bile çıkmıyor. Kimisi de düşünmeden ha bire konuşuyor. Bu bizim kaderimiz mi? Bu topraklar, bu vatan yalnız ve yorulmaz cengaver gibi mi yaşayacak hep? Yalnız olduğumuz doğru, güçlü bir cengaver olduğumuz da doğru. Biz bunun ruhunu ve gücünü unuttuk. Zayıf tarafımız, bütünün parçası gibi hissetmeyi unutmak… Çözüm, her zaman birlik ve beraberlik içinde olmak.

 
Amaçları o kadar belli ki, kendi ülkemizde sahipsiz hissi yaşatmak. Kendi ülkemizde güvende değiliz paranoyası oluşturmak. İnanç, değer, amaç gibi bir birikimleri yok, hiçbir şeyleri yok bunu yapanların. Yürekleri yok vicdanları yok. Bizim tarihimize benzer bir geçmişleri de yok. Milli marşları çalınırken ağlayan ya da tüyleri diken diken olan insanları da yok. Milletleri de yok onların. El çabukluğu ve maddi güçleriyle pusuda durup sürekli vurup kaçıp yorgun düşürmek ondan da önemlisi ayrılık tohumları ekip onları büyütmek dertleri.
 
Çözüm bir olmak da, daha nelere bölünebiliriz? Tükettik ayrışmaları… Siyaset de medya baloncukları da bir tarafta dursun. Aklımızı bulandıran hep bunlar. Siyasetle çekiştirilen, medyanın fısıldadıkları ile çekiştirilen yorgun bir millet olduk. Değil kapımızda, içimizde bile düşmanlar var iken…
 
İnsanlar ümit doldurmuşken yüreklerine, ramazan, kadir gecesi, dualarım, bayram diye düşünürken karabasan gibi çöken olaylar. Evlerinde üzüntü ve endişe ile bunları izleyenler dikkatli bakınca ne görüyor? Fırsatçıları, vatan- millet derdi olmayan yangına su taşıyanları görüyor. Ama biz bunlardan ibaret değiliz… Yürek sessiz çoğunlukta ve bu çoğunluk siyasi görüşü, hayat felsefesi, mezhebi farklı olsa da birbirini seviyor. Aynı bedenin organları gibi, eli yansa acıyor, kolunu kırsa acıyor. Bunu hepimiz biliyoruz, komşumuzla, en yakın dostumuzla, akrabamızla… Birbirimizden vazgeçmeye niyetimiz yok, öylesine seviyoruz. Bunu haykırmak lazım, hepimiz üzgünüz hepimiz gerginiz. Bedenimizde acı var, oğuşturacağız, saracağız. Buralarda bunları düşünen, yaşayan bir parçayız bu bütünden, hep bunları yazacağım. Yazdıklarımızı yaşıyoruz, duyurmak, tutunmak ve bütün olmak düşüyor bize. Kavgamız da içimizde, sevincimiz de ama ayrılık çığırtkanlığı değil birlik türküleri duysun yüreği de bedeni de olmayan karabasanlar.
 
Kara bir taş attılar, canlarımızı alıp bizim canımızı da yaktılar. Korktuk hepimiz ama daha korktuğum kopmak. Birbirimizden kopmayalım yeter ki. Her zaman birlik ve beraberlik görsün fırsat kollayan karalar ve bassın gitsin üstümüzden artık.

 

Allah’ım bu son olsun, yetti diyen ve sana sığınan yüreklerimizden çıkan dualarımızı kabul et. Zalimler kendi zulmünde boğulsun, karanlıktan birlik beraberlik tomurcukları ile çıkalım aydınlıklara…