Kulluğumuzu yaşarken, ibadetlerin insanı herkesle eşitleyen tarafı, belki bize bakan en önemli yönü… Başaramadığımız, pek de istekli olmadığımız tarafımız eşit olmak. Aksi için çalıştığımız, ömrümüzü tükettiğimiz ise eşitsizlik merakımız. Bundan rahatsız olan ruhumuz daha bir coşkuyla “Hoşgeldin Ramazan” diye bağırıyor. Sadece imsak ile iftar arasında değil sadece oruç tutanı değil herkesi kuşatan bir rahmet ayı ramazan…
Namazda, “Allahuekber” der eşitleniriz saflarda. Rükuda herkes eğilir, secdede herkes kapanır yere. Allah insanları eşit yaratmış ama kavgası da, imtihanı da bundandır insanın… “Ben” farklıyım, fazlayım, üstünüm diyen nefislerin savaşması. 
Hacda Kabe’yi tavaf ederken, tıpkı atomların hareketi gibi,  güneş sisteminin dönüşü ve kanın vücudumuzda sürekli dolaşması gibi ilahi emre uygun döneriz, eşitleniriz. Dünya savrulur, bir biz bir de Yaradan vardır. Safa ile Merve arasında acizliklerimizi hatırlayarak yürürken,  Kabe’yi tavaf ederken,  Arafat’ta “Gökyüzüne ismini yazdığının hatırı için beni affet.” diyen  Adem (AS)’ın duasını ederken, Mina’da şeytanlarımızı kovmaya niyet ederken herkes eşittir. Yaradan birdir, düşmanlarımız aynı, yardımcılarımız aynıdır. Arada kalan, seçimlerimizle şekle soktuğumuz dünyamızdır…
 
Oruç, bize verilen nimetleri anlamak, şükretmek, kendimizi çizgiye çekme gücünü gösterebilmeyi denemek. Nefsin en zayıf tarafını terbiye ederek, sırat-ı müstakim çizgisinde kendimizi resetlemek, yenilemek… Oruçlu iken aç olanın halini anlamak, sahip olduklarına şükretmeyi hatırlamak, “ben” dediğinin bir serap olduğunu görüp, “nedir bu işin doğrusu?” diye kendini bir hesaba çekmek… Dünyada neye sahip olursan ol, imsaktan iftara kadar el sürmezsin, eşit olursun tüm insanlarla. 11 ayın hesabı, rahmet içinde, merhamet dolu bir zaman diliminde görülür. Manevi olarak ruh hafifler, maddi yanın cismin ise kendini çizgiye çeker. Kelamını ilk “oku” ayetiyle kullarına bildiren Rabbimizi Kur’an ayında dilimizden gönlümüze her gün taşırız. İçinde bin aydan daha hayırlı Kadir gecesi vardır. Kazanç üstüne kazanç ayıdır ramazan ve oruç… İbadetlerin insanları eşitleyen, fayda içinde fayda veren hali tembel nefsi sıkıştırır. Herkes Rabb’i ile arasında bir yol açar, payına ne düşüyorsa alır. Ramazan 1’e 1000 kazanç ayı, Kur’an’ın bereketinin insanı kuşattığı rahmet günleri. Ramazan kulun kurtarma sözlüsü, telafi sınavı. Ramazan sultan, hediyelerle gelen, getirdiği 10 nasipten birini yedikten sonra dokuzunu bırakan kutlu misafir…
Ben kendimi epey bir gariban hissettim son zamanlar ve kendimin çatısına çıkıp yolunu gözledim nurlu ve kuşatıcı ramazanın. Hadi gel diye diye hayallere sarıldım bu defa. Biliyorum beni garip edenler bırakmayacak yakamı yine ama ramazanın nuruna girdim mi bir kalkan gibi, adeta müşfik kucak gibi önce kendime gelip soluklanacağım sonra da ne yaptım ne ettim daha net bakacağım. Belki başkalarının yaptıklarını düşünmeyi bırakıp af bile edeceğim onları. İnşallah perdeler birer birer kalkacak ve daha net göreceğim hayrımı şerrimi. Sadece bir nebze…. Yetişebildiğim başarabildiğim kadar… Ama olsun yorgun düşmüş, doğruyu bilip yanlış yapmış tarafım ümit tazeleyecek, niyetimi en kıymetlisi ihlasımı korudukça yalpalasam da düşmeyeceğime dair inancım tazelenecek. Az şey mi? İmkansız mı? Hiçbiri değil… Sadece ben değilim bu ay, böyle dileyen hisseden kim varsa yeryüzünde onların duasına dahilim biliyorum. İçlerinde kim bilir kimler var “yüzü suyu hürmetine” benim de amin dediklerimi kabul safına sokacak saf ve samimi ruhlar… Bir de acısını bilmediğimiz, duymadığımız en kötüsü yeterince önemsemediğimiz ama üzerinde hakkımız olan, borcumuz olanlar var. Belki bir duamız ya da cılız da olsa bir yardım elimizle ümit tazelemeyi bekleyenler. Ramazan mübarekle Allah çok şey vaat ediyor, ne buna sağır kalmak ne de bundan nasipsiz olmak istemiyorum.
Ramazan, yeryüzünde bir heyecan, yakınlaşma ve ebed kapılarına yanaşma vakti, tüm alemlerde dahi bir heyecan ve sevinç. Ellerini açıp, Rabb’inin hazinesinden yağan rahmet ve mağfiretten nasiplenme vakti. Bütün gün nefsini yenen, terbiye eden, iftar vakti en gönülden şükrünü söyleyen, teravih namazında Peygamber Efendimiz’e (Sav) salavatlarla sesini tüm alemlere duyuran insanın arınma, varlığını, kıymetini anlama vakti. İmanının tüm esaslarını her bir gününde, saatinde yaşayarak kulluğunu keşfetme vakti. Ramazan, alemlerin Sultanı’nın kullarına hediyesi. Hoş geldin Ramazan, başım üstü…