Bana sendromunu söyle ya da dur söyleme, ben tahmin edeyim. Adım adım gidelim bakalım… Günlerden pazartesi, o zaman pazartesi sendromu elde bir. Uydurma mı yoksa gerçekten böyle bir sendrom var mı? Evet var, diğer adı da pazar gecesi sendromu. Daha çok şehir insanında görülüyor, kısaca modern toplum hastalığı. İsteksiz, yorgun, depresif hal sık sık oluyor ve uzun sürüyorsa dikkate almak lazım. Değilse, pazartesiyi sevenler ne kadar sendromlu ise o kadar sendromluyuz demektir.

Pazartesi sendromu için öneriler


*Gevşeyin, gevşeyin… Salı çok yakında.
*Sevdiklerinizin sesini duyun, iyi haftalar deyin.
*Biraz hareket. En azından yürüyün, yapın bir şeyler, yorulun.
*İş ya da okul, sevdiğiniz taraflarını düşünün.
*Düzenli uyku, beslenme bu derdin de ilacı.
*Sirkadiyen ritim ya da biyolojik saat, işte buna dikkat! Hafta sonu başta uyku düzeni ile bu ritmi bozmazsanız, o da sizi pazartesi sendromuna sokmaz. Eskiden sendrom mu vardı? Ya Bismillah deyip haftaya başlamak en iyisi. Haftada bir çekilecek dert değil bu sendrom işleri. Hayırlı haftalar herkese…

Pazartesiyi atlattık diyelim, bizi zorlayanlardan biri de tatil sonrası sendromu olabilir mi? Herkes de olur, büyütmemek lazım. Tatil hiç bitmese, yine hep aynı şeyleri tekrar edeceğim eyvah, her şey sıkıcı, başkaları ne güzel tatile devam ediyor gibi düşünceler gelir ama fazla kalmaz. Birkaç gün sonra normal hayata dönünce yavaş yavaş unutulur gider. Peki o birkaç gün için öneriler var mı? Öncelikle pazartesi sendromu için geçerli ne varsa bu sendroma da uyar. 

Tatil sonrası sendromu için öneriler

*Evim evim güzel evim diyerek kendinize ve diğer aile fertlerine coşku aktarmak iyi gelir.
*Kadınların çoğu tatil sonrası evinde küçük değişiklikler yapar, aaa evimi özlemişim der. Kadının yaşamadığı sendromu aile de kolay atlatır.
*Tatilde büyük ihtimal kilo alınır. Ya hazır önünüze gelmiştir ya anne yemeği diye sınırlar kalkmıştır ya da ikram üstüne ikram ibre yerinden oynamıştır bir şekilde. İyi ki eve geldik, yoksa…
*Tatilde iken kafalarda “dönünce…” diye başlayan bir sürü senaryo kurgulanır. Bunlar için acele etmemek lazım. Adı üstünde tatil bu, dalga ve kuş sesleri kesilince daha net düşünülüyor. Balıkçı olacağım, organik tarım benim işim diye sakın acele etmeyin. (Ama yapan ve başaranları tebrik ve takdir ediyorum o ayrı.)
*Bir de her şeyin ilacı dostlarımız var ya, onlarla sık sık görüşmek gerek bu dönemde.(mümkünse tatilde olmayanlarla!) Çünkü dostlar, “herkes tatilde değil, tatilin sürekli olanı değil de kısa olanı keyifli” gibi candan sözler edip sendromu kovmaya birebirdir.


Sendrom da nedir? Fobiyi anlıyorum da, bu konu sanki biraz bizim kontrolümüzde gibi geliyor. Ne dersiniz? Ama fobiden de çok çektim diyorsanız, bir de Zamane Fobileri‘ni okuyun. Bunlara her gün bir yenisi ekleniyor ama insanlar can, geçim, gönül derdinde sendromla hiç uğraşacak vaktimiz yok.

Her günün, saatin tadını çıkarıp elimizdekilerle mutlu, şükürle huzurlu olduğumuz sendromsuz günler hepimize…