KAPILAR NELER ANLATIR?

Çarşamba, Temmuz 27, 2016

Duruşları-ve-Anılarla-Kapılar-Yaşamı-Anlatır

Arabalarını köy meydanına bırakıp, ele ele tutuşarak taşlı, dar sokaklarda yürümeye başladılar. Her evin önünde durup bakmaktan, sık sık oh! mis gibi hava deyip nefeslenmekten yarım saati buldu ata yadigarı evin önüne gelmeleri. İnsanın bu sessizlik ve sahipsizlik hissi içinde bir zamanlar burada cıvıl cıvıl bir hayat olduğuna inanası gelmiyordu. Yaşlı insanların da bir zamanlar çocuk olduğu, koşup zıpladığı gerçeği unutulur ya, aynı onun gibi...

Sanki sadece kapıya bakarak her şeyi görebilecek gibi öylece kaldılar bir süre. Genç adam,
-Anneannem yazları burada geçirirdi, biz de onu özleyip ziyarete gelirdik. Bazen annemler döner, ablamla biz burada kalırdık. Her şey oyun gibi gelirdi bize, anneannemin bir dediğimizi iki etmemesi, avludaki ağacın altında yediğimiz yemekler hala aklımda. O gidince biz burayı yaşatamadık, bak kapıya kilit de konulmuş. Şu kapının dili olsa neler anlatır kim bilir?  Hadi, avlu kapısından girelim hem önce bahçeye bir göz atarız.

Aşağı doğru yavaş yavaş yürümeye başladılar, ikisinin de aklında kendi çocukluğu vardı. Kapıların dili olsa neler anlatırdı?

Kapıların dili olsaymış, var elbet! Şu kilidi vurmasaydınız üstüme daha ne çok anlatacaklarım olurdu. Ben de sizin gibi bir tazeydim ilk geldiğimde, marangozun elinden çıkıp buraya yerleştiğimde, taş duvarlarla tanıştım ilk önce. Hoşgeldin, biz de seni bekliyorduk dediler. Bu ev bizden sorulur, koruması, ısıtması, soğutması bizde ama sen olmadan da olmaz. Hak verdim, yerime takılınca çok yakıştık birbirimize, aynı sizin gibi. Aramızda hiç sorun olmadı, taşların sert, soğuk yapısına ben ahşap sıcaklığımla hemen uyum sağladım. Ben onlara yaslandım, tamamladım onlar da beni hep tuttular. Ben hiç tamir görmedim ama taşların yüzü bir defa harç gördü, yükleri ağır ne de olsa. Bizim de hayatımız, anılarımız var...

Her şey tamamlanınca, içimde hayat başladı. Bazen çok yorulduk, eğlendik bazen de yine kalabalıklar geldi geçti ama kederlendik. Bu evde hayat devam ettikçe bizim de ruhumuz oldu. Senin anneannen bu eve gelin geldiğinde ilk ben tanıştım onunla. Bir de çivi çaktı ki eşiğime, acıdı mı gıdıklandı mı unuttum. Adetmiş, gelin o evde yerleşsin, bir parçası olsun demekmiş. Bak eşiğimde izi var senin geçmişinin. Yeni gelin ya hep koşarak gelirdi yanıma, çünkü gözü yolda ya eşini bekler ya da annem babam ziyarete mi geldiler diye ümit ederdi. Zamanla olgunlaştı, evin hanımı oldu ama heyecanı eksik olmadı. Bizi de unutmadı, iyice hasta olana kadar açık tuttu, yaşattı bu evi...

İlk geldiğimde ben de gelin gibiydim, ürkek, süslü, güzel, heyecanlı. Oymalı metal kapı tokmaklarımla pek havalıydım, hala gelip sadece onların fotoğrafını çekerler. Diyafon da neymiş, üstteki büyük kapı tokmağı erkekler için, sesi tok ve güçlü. Alttaki ise kadınlar için, sesi ince ve naif. İçeridekiler kapının çalmasından bilirler gelenin kim olduğunu. Güvenlik endişesi ise hiç olmadı, en fazla açık kalırım da koyun keçi içeri dalar diye korkmuşumdur. O yüzden üstümdeki bu kilit bana çok dokundu. Bu kilitten sonra sustum ben, sanki öldüm ben...

Bu tepemdeki kordonları, elektrik kutusunu da yadırgıyorum. İlk zamanlar elektrik yoktu sonradan geldi. Tamam aydınlık güzel, elektrik gerekli ama tam benim tepeme koyup çehremi bozmanın alemi yok. Bir de zil koydular benim tokmaklarım yetmiyor gibi, huu komşu diye seslenip iki tıkladın mı duyururum ben. Ahh... Kapıların dili olsa deyip açtırdılar ağzımı ama şu kiliti açmadan geçtiler. Ateş almaya mı geldiniz, iki gün kalmadan giderseniz darılırım, bir daha da açmam kendimi size. Bir konaklayın, bir uyuyun, uyanın şu evde. Senede bir kaç gün de yeter bize. Yaşlandıkça azla yetinmeyi öğreniyoruz. Sizi yaratan bizi de yarattı, benim de ağaçtır, zerredir özüm.

İçeriden sesler geliyor, avlu kapısından girdiler demek ki. Kapıyı açayım da valizi getireyim diyor hanımına. Hayırlı torun, aferin sana gel bak pervazımda asılı anahtarlar. Rıhtım taşları aydınlanınca ne güzel oldu burası yine. Aydınlık girince içime bir fena oldum, ne çok özlemişim, türkü mü ağıt mı söyleyeyim bilemedim. Bir kapıya bu yapılır mı? Kilit vurulan, açılmayan kapı yaşar mı be çocuk. Hep gel, az da olsa gel. Bak ben sana daha neler anlatacağım. Anneannen yaşıyor gibi olacaksın, sen de mutlu ben de mutlu... Gel dinle bu kapılar neler anlatır...


BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

27 yorum

  1. Ah ah, ben de gittim sanki o kapının önüne.. Evimin kapısına bir çivi vurasım geldi buraya ait olduğumu hissedeyim diye.. Eline sağlık💕💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de gönlüne sağlık sevgili Şahika, o kadar farklı bir rüzgarın içinde yaşıyoruz ki hissederek yapılan pek çok şey gereksiz ritüel denip geçiliyor. Anlamını hissedip arkasında durmamız gereken güzellikler var modası geçmeyen. Niyetlerimiz önemli, çok bir laf var Allah yuvanı açık koysun...

      Sil
  2. Kederlidir içten içe ağlarda İnsanoğlu az nankördür :( Garip oldum okurken yorumlamana sağlık harika olmuş. Birazda içten içe eskiyi düşünüp insan kızıyor insanoğlunun bu hoyratlığına buna benzer bir durumda bizim başımızdan geçmişti. Eski zaman olur kiii

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başından geçmeyen var mıdır ki? Varlık ve yokluk algılarımızın arasında kalıyor. Yuva kavramı, evin ya da eşyanın ruhu söylemleri boş değil gibi geliyor bana. O yüzden onları da boynu bükük koymamak lazım ama hayat işte.. Selamlar...

      Sil
    2. Nasıl da içe dokunan bir yazı bu sevgili dost. Yüreğine kalemine sağlık.

      Sil
    3. Kapıya neler sinmiş yaşanmışlıklardan, gel beni dinle der gibi hali var... Gönül dolusu sevgiler, selamlar.

      Sil
  3. Japonlar eski eşyalarını pek atmazmış, hatıraları var diye. Onu hatırladım yazınızı okuyunca. Elinize sağlık ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz Japonları geçmiş olabilir miyiz? Haklarını yemeyeli onlar da bizim gibi geleneklerine bağlı bir o kadar da teknolojik. Teşekkür ederim, sevgilerimle..

      Sil
  4. Çok güzel yorumlamışsınız gerçekten de hayatımızda kilit vurduğumuz o kadar çok kapı bırakıyoruz ki geri de... Nankörlük, unutkanlık ve sahipsizlik artık dünyamızın damarlarına kadar işlemiş. Yuva olmaz ise olmazımız her zaman kapısı açık, huzurlu, güvenli ve en önemlisi de hep ait olduğumuz bir yer olması...

    YanıtlaSil
  5. Çekirdeğin de çekirdeği oldu aile yapımız, daha da ufalırsa geriye ne kalır bilmem. Oysa anane babanelerin yerini bir şey doldurmuyor. Kapıları da kucakları da hep açık gönülleri zaten sevgi dolu...Yorumunuza teşekkür ederim, selamlar...

    YanıtlaSil
  6. O kadar güzel yazmışsın ki, o kapılar kimi zaman hiç çalmaz, içerde bir mahzun yürek bekler, kimi de kıskandıracak kadar giriş çıkışlara şahitlik eder.Eşyanın da ruhu vardır diye düşünmekten öte buna inanırım.Dediğin gibi küçüldükçe küçülen aileler.Babaanneler,anneanneler, birlikte geçirilen ömürler.Her şey değişti sanki.Hepimiz farkındayız.Allah kapılarımızı hep açık tutsun dilerim.Çok beğendim.Sevgiler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel görüşlerinize teşekkür ederim. Kapılar, evlerin, yuvaların belki de en değerli, gizemli kısmı. Dediğiniz gibi mahsun bekleyenleri de saklıyor kıskandıracak kadar çok olanı da ağırlıyor. Kalpler yalnız kapılar da boş kalmasın insanın hayatında. Yalnızlık bir trend ya da kabul edilir olamayacak kadar zor insana. Sevdikle dolsun yüreklerimiz de evlerimiz de. Sevgilerimle...

      Sil
  7. Kapılar hep ilgimi çekmiştir ,kimbilir nelere kapattılar ,nelere açtılar ardına kadar.eski yada el işçiliği olan kapılar insanı düşüncelere salıp hikayesini merak ettirirken şimdi ki çelik kapılar sadece hımm güzelmiş, iyi sağlam olmuş,aa bu da yeni model galiba dedirtmekten öteye gitmiyor.
    Kapılarımız hep güzelliklere açılsın diyelim:) sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı kapılar var sanki hikayesini anlatıyor, illa ki durup bir düşündürüyor önünden geçeni. İçinde yaşanan sevincin, hüznün, dua ve dileklerin eşyalara da bir yansıması oluyor. Çelik kapılar konusunda size katılıyorum. Ama yaşanmışlıkların yanında gerçek ahşap ya da metalin insana verdiği enerji ile doğal olmayanınki de farklı oluyor. Dileğinize gönülden katılıyorum. Başta söylemem gereken sona kaldı, hoşgeldiniz... Sevgi ve selamlar...

      Sil
  8. Bak şimdi çok duygulandım. Çok güzel anlatmışsınız o kilit vurulan kapılar arkasındaki yaşanmışlıklarda sevinçde olsa hüzünde olsa ........anlatamıyacağım..............
    Kalemine ve yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  9. Kapıyı ilk gördüğümde yıllanmış hali, bir de hiç açılmayacakmış gibi üzerindeki kilidi ile bende sizin hislerinizi yaşadım. Allah herkesin yuvasının ve gönlünün kapısını açık koysun. Teşekkür ederim, sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  10. Kapılar... eskiden kapılardan anlaşılırmış ya hanenin durumu. Çok zevkle okudum. Ayrıca bir şey sormak istiyorum. Çok uzun zamandır yorum yazmıyorsunuz. Bir kusur mu işledim kalbinizi mi kırdım bilmeyerek. Siz gelmeyince bir arkadaşımı kaybetmiş gibi bir hisse kapıldım.

    YanıtlaSil
  11. Beğendiğinize memnun oldum, kapıları seviyorum. Önü, arkası, düşünmesi, yazması...
    Yorumla ilgili hiç öyle düşünmeyin burada kazandığım yeni arkadaşlar, dostlar yüz yüze tanımasam da hepsi çok kıymetli benim için. Siz de öyle, Ankara'dan Egeli bir başka dost. Bayramdan bu yana Erzincan Kemaliye'de idim, bulunduğumuz köyünde de internet çok sıkıntılı, gecelerin bir yarısı ancak iki yazımı yayınlayabildim. Okuduğum yazılara yorumlarım da çoğu gitmedi. İstanbul'dayım, koşmaca, neler olmuş derken ancak düzene koyuyorum. İzmir'e gideceğim inşaallah orada da böyle bir durum yaşamam. Ebede taşıyacağımız,vefalı bir dostluk kurmak dileğimle. Kusurumuz oldu ise affola. Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  12. Eski kapilari çok severim. O isçilik yok artik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzeri yapılmaya çalışılsa da o etki yakalamıyor. Özellile ahşap ve eski kapıları ben de çok seviyorum. Mahsun bakıyorlar gibi hissediyorum. Selam ve sevgiler..

      Sil
  13. Ne zordur dilsiz bir kapı ya da pencere olmak. Dokunsan hüzünlerini yansıtırlar.

    YanıtlaSil
  14. Böyle insan halleri var, yıllar geçmiş, yaşamış ama sorsan gün görmemiş, yüzlerinde tebessümün bile acemi durduğu, yaşayamadıklarını içine akıtmış insanlar. Kapıların, pencerelerin sakladıkları, ardında yaşananlar hepsi ayrı bir hikaye.

    YanıtlaSil
  15. Bloğumda ödüllü blog keşif etkinliği ayrıca bir de çekiliş var beklerim sevgiler :)

    YanıtlaSil
  16. Teşekkür ediyorum Güzel ve Kültürlü, kolay gelsin. Sevgiler..

    YanıtlaSil
  17. Merhaba, ben yeni olduğumdan sizi de yeni görüyorum. Öykülerinizi okurken buraya geldim:) Bunu da çok beğendim. Böyle orijinal fikirleri çok seviyorum. Yazmak istediğim bir öykü vardı, onu hatırladım bunu okuyunca. Sonra o yarım kalmıştı. Belki de onu yazmanın vakti gelmiştir:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, memnun oldum. Ben yazmayı çok seviyorum, kendimi bildim bileli ama biraz tembelim belki. Bloglarda akıcı, sürprizli hikayeleri okuyorum, zaten yazım tarzını öğrendiğiniz ve sevdiğiniz birinin müdavimi oluyorsunuz. Ancak özellikle bloglarda uzun tutulan hikayelerin çok talep edilmediğini düşünüyorum, bir de arkası yarın tarzında yazıları da verimli takip edemiyorum. Bunlar benim gözlemlerim, bir de sadece hikaye üzerine kurulmuş bir blog ne kadar soluklu olur tam kestiremiyorum. Yazdıkları keyifle okunan biri hayatın her tarafına da değebilir, iyi işler de çıkabilir. Sevdiği işi yapıyorsa insan sonuş illa ki bir güzellik sunuyor. Kolay gelsin, hoş geldiniz. Sevgilerimle..

      Sil
    2. Değil mi? Sevdiğiniz işi yapmak çok önemli bence de!Tavsiyelerinizi dikkate alacağım, teşekkürler:) Henüz deneme yanılma aşamasındayım çünkü. Hoş bulduk, memnun oldum:)

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM