TAKINTI MI TUTKU MU?

Çarşamba, Ağustos 24, 2016

Takıntı-ve-tutku-hayatımızın-içinde

Takıntılıyız, tutkuluyuz vesselam... Bu cümle yazının sonuna daha yakışırdı ama en son söyleyeceğimizi en başta söylemek gibi de bir huyumuz var. Hep şu meşhur kantarın topuzu ile ilgili bunlar, topuzu kaçırmak ya da kaçırmamak işte bütün mesele bu...

Takıntı ile tutku iki kardeş... Bazen birbirlerine çok benziyor ve karışabiliyorlar ama bazen de biri yaparken diğeri bozuyor o kadar da kötü geçiniyorlar. Artılarımızı, eksilerimizi kendimize kardeş bilip, onlarla iyi geçinmekten ve ara sıra da kulak çekmekten başka çare yok. Vazgeçilmezler, ölçü kaçmazsa hayatın tadı tuzu olurlar. Ama hele bir ölçü kaçarsa, takıntı da tutku da dünyamızı dar eder dikkat!

Annelerimizin evham ya da titizlik diye üzerinde durmadığı haller şimdi oldu obsesif kompülsif bozukluk. Belki yerinde bir tesbit ama hepimiz de terapi görecek değiliz ya. Kendimizin doktoru en azından arkadaşımızın, dostumuzun doktoru olacağız ki hayat devam etsin. Hem bu tür hallerimiz üzerinde durursan büyür, önemsemezsen öyle durur türünden. Fazla çekiştirdin mi gerisi çorap söküğü gibi gelir, sonra uğraş dur artık.

Takıntı dediğimiz şey bazen genetik bazen de biyolojik. Ama içimizde kopan her fırtına, her arıza da olduğu gibi bunda da mutluluk hormonu serotoninin etkisi var. Çünkü serotonin düşünmeyi de etkiliyor, azaldığı zaman bizim düşüncelerimizi de kontrol edemez hale geliyor. Mutlu, kafası rahat insan neye takıntı yapar ki? O halde de yapıyorsa eğer çeksin zaten. Nimetin şükrünü bilmeyen, sefasını sürmeyen ezasına da katlansın. Ama bu takıntı durumu öyle bir şey ki, içeride kopan fırtına değil dışarıda kopan fırtına biraz da. Takıntılının etrafındakilerin vay haline, onların da takması kaçınılmaz oluyor zamanla. Pozitif olmak, şükretmekle mutluluğu arttırmak reçetesi burada da geçerli. 

Nelere takıyoruz? Temizlik en popüler takıntı... Çok temizdirle başlar, çok titizdirle devam eder, evleri yerleri kazıdı temizlikten diye de takıntı haline gelir. Takıntılı, temizlemekten etrafındakiler de temizlenmekten yorgun düşer. Bir şeyleri unutmak ya da yenemediklerinle bu şekilde savaşmak için olduğu bellidir ama gelir içinize yerleşirse işte adı o zaman obsesif kompülsif bozukluk olur. Söylemesi de zordur ama yaşaması her halde en zor. Tam kapıdan çıkarken, ütü açık mı kaldı ya da musluğu kapattım mı türünden düşünceler sık sık geliyorsa kendimizi karşımıza alıp bir konuşmak da fayda var. Olmadı akil bir dostumuzla da dertleşebiliriz. Konuşmanın, paylaşmanın dertler büyümeden faydası çok oluyor. Bu arada gerçekten ütü fişte ya da musluk açık kalmışsa sorumluluk kabul etmem, siz bileceksiniz... Titizlik, tertiplilik, kontrolcülük, kuralcılık gibi pek çok takıntı sınırlar içinde kalırsa zararsız hatta faydalı bile olabilir ama bu işler çok sinsi ilerliyor, masum gelen hallerimiz başımızı ağrıtmasın sonra!

Bir de tutku var, hemen aklımıza aşk geliyor ama gevşemek yok. Ne diyor şarkıda? Ne yaparsan yap aşk ile yap... Tutku, keşfetmek ve sınırlar içinde kalırsa insanı geliştirmek için çok güçlü bir yardımcı ama sınırlar aşılırsa insanın hem kendisi hem de çevresi için güçlü bir tehdit ve tedirginlik sebebi. Bir insana tutku varsa, orada biraz tek taraflı biraz bencil biraz tehlikeli bir durum var. Gözün kör olduğu, gerçeğin tam anlaşılmadığı bir durum. Ama bu aşkın gözü kördür anlayışından daha da ötesi. Seversin kusurunu görmezsin ama tutku da hiç bir şeyi görmemek gibi risk var. Burada da ölçü ve denge, zorlandığımız ve sevmediğimiz matematik işleri...

Nelere tutku ile bağlanıyoruz? Neredeyse her şey tutku haline gelebiliyor. İnternet, sigara, iş, araba, deniz, karşı cins, yakınlarımız... Bunlardan birine tutku ile bağlanmak hayatımızdaki diğerleri etkiliyor ve önem sırasını bozuyorsa kırmızı ışık yandı demektir. Ancak tutkunun verdiği coşkuyu kullanabilenler yaşadı onlar hem kendini hem çevresini mutlu ediyor. Arabanıza tutkunsunuz; park ettikten sonra on kere dönüp bakıyorsanız, küçücük bir çizikte uykularınız kaçıyorsa bu tutku kötü ve gidişat iyi değil. Ama arabanıza bir isim veriyor, ara sıra onunla konuşuyor, direksiyona geçtiğinizde içinizden "hey maşaallah" deyip çaktırmadan okşuyorsanız bir sakıncası yok. Sadece bir araba olduğunu unutmayalım yeter. 

Bunlar gibi daha bir sürü tutkumuz takıntımız var, hayatı güzelleştirmeye yardım ediyorsa baş göz üstüne ama bize ve başkalarına dünyayı dar ediyorsa takıntı da tutku da bizi doktora götürür, kendimize de yazık başkalarına da... 

Final cümlesini girişte söyledim, o zaman her şeyin azı karar çoğu zarar desem nasıl olur? İlginç takıntı ve tutku örnekleri varsa merak ediyorum. Takıntısız ama ölçülü tutkulu günler hepimize...

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

26 yorum

  1. Bu kontrol takıntısıyla ilgili bana çok ilginç gelen birinden örnek vermeden geçemeyeceğim. Şimdi kişi evden tam çıkacakken 'eyvah musluk açık kaldı' diye geri dönüyor. Musluk kapalı ama adam emin değil. Asılıp bir daha sıkıyor vanayı. Tam kapıya yöneliyor içi gene rahat değil. Bu sefer son bir kez daha asılıyor. Yeterli mi? Hayır. Son olarak elini musluğun altından geçiriyor. Bir sağa bir sola. Neden? Gözüne bile inanmıyorda ondan. :))) çok faydalı bir yazıydı. Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın, dipsiz kuyuya dönüşebiliyor bu durumlar. Herkese bir uğruyor sanırım, kim önemserse onda kalıyor. Allah kolaylık versin, zor işler... Sevgiler...

      Sil
  2. Kur'an'da da üstünde önemle durulan bir konu, ölçülü ol, mutedil ol. Bana kalırsa biz aşırılıklar ve abartmalar çağındayız. Çocuk ilgisinden tut da, lazım görülenlerin ihtiyaç mı, lüks mü olduğunu ayırt edememeye kadar, bir karmaşa oluşturmuşuz kendimize. Ortayı bulamıyoruz. Baştaki resim çok yerinde olmuş. Çiçekler severim ama içim daraldı öyle görünce. Ne diyelim, cümlemize itidalli bir hayat inşallah. Sevgilerimle ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutedil olmak herhalde en geniş anlamlar taşıyan sünnet. Yaşadığımız çağ ve aşırılıklar ile ilgili tesbitlerinde çok haklısın. İçimizdeki terazi rehberimiz olsun. Sevgilerimle♡

      Sil
  3. Ben kendimi öyle görmüyorum ama eşim temizlik konusunda takıntılı olduğumu söylüyor:) İki küçük oğlum var bir de çocuk gibi bir eş... üç erkek çocuk:)) Onların dağınıklığını toplamaya yetişmeye çalıştıkça da ''takıntılı'' oluyorum. Haksızlık değil mi ama? Güzel yazı, güzel konu... Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haksızlık tabi, pozitif ayrımcılık yapıyor ve koşulsuz destekliyorum ama yüreğinize su serpilmesi için söylüyorum, iki kızım var durum benzer. Varolsunlar..Teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  4. ne güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, takıntısız tutkulu günler olsun hepimize. Sevgiler..

      Sil
    2. Teşekkür ederim, takıntısız tutkulu günler olsun hepimize. Sevgiler..

      Sil
  5. Bazılarında da insan yönetme tutkusu var. Çocukları eşi gelinleri kendine sormadan bir şey yapamaz. Başka bir hayatta yaşıyor olamazlar. Hayat hep onun gördüğü pencerede. Yönetme tutkusu dışarıdan çok fark edilmeyen bişey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En tehlikelisi ve yorucusu o olsa gerek. Allah kolaylık versin. Şiir gibimsi yazınıza blogda ulaşamadım sitede mi bir pronlem var benim internetimde mi acaba? Selamlar

      Sil
  6. gördün muuuuu son yazısımııı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüm, hemen okudum. Şu an internet var yazını okuyacaktım, bir baktım güzel düşüncelerini gördüm. Sağol, Sade ve Derin...:) Hep buralarda ve sizlerle olabilmek dileğiyle...

      Sil
  7. merhaba bloğunuzu deeptone de gördüm uğramak istedim bir selam vermek istedim bu arada yazınızı da okudum bende baya takıntılıyımdır doğrusu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Memnun oldım, hoşgeldiniz. Takıntılı tıtkulu olmayan yok. Biz onlatı idare edelim yeter. Selamlar..

      Sil
  8. Merhaba blogunuzu deep'in yazısında keşfettim hemen geldim, takipteyim bende beklerim sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, memnun oldum. Gelirim, sevgiler...

      Sil
    2. Teşekkür ederim, memnun oldum. Gelirim, sevgiler...

      Sil
  9. Ahh o takıntılar.. Onlar olmasa hayat nasıl olurdu? Bu yazıyı anneme göndermek istiyorum. Kendisi acayip bir temizlik takıntılısıdır da☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatı dozunda kullanıldoğında renklendirdiği kesin, özellikle tıtkuların. Ama başta zararsız görünen takıntıların uzun tedavilere ihtiyaç duyar haşe gelmesi ciddi..Sevgilerimle...

      Sil
  10. Merhaba ben Nur :)
    Takıntı ve tutku ne güzelde anlamışsınızdır öyle hayran kaldım sıkılmadan okudum :)
    Bloguma beklerim :)
    Sevgiler....

    YanıtlaSil
  11. Teşekkür ederim, beğendiğinize sevindim. İlk fırsatta blogunuza geliyorum. Benden de sevgiler..

    YanıtlaSil
  12. Tutku çok iddialı ve çok korktuğum bir duygu durumu. Ölçüyü hiç bir şeyde elden bırakmamak gerekiyor ama becerebilmek büyük kazanç. Her zaman ölçülü olabilmek dileğiyle tesbitler çok güzeldi teşekkürler 💙

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba özledik sizi, bugün yazınızı okudum aslında ama neler oldu, anlatın demek olmayacağı için hepimizin geçirdiği bazen yalnuzca bize geldiğini sandığımuz sancılı zamanlar herhalde dedim kendime. Bazen gerçekren kabz hali o kadar yoğun ve uzun oluyor ki ben artık eski ben olurmuyum diye soruyoruz. Olgunlaşıp, büyüyerek, sabır ve teslimiyeti başardıysak kazanarak çıkıyoruz düze inşaallah. Dileğinize yürekten katılıyorum, kainatın her halinde ölçü ve düzen varken biz şaşıyoruz sık sık. Sevgilerimle...

      Sil
  13. Temizlik takıntımı bir türlü aşamıyorum. Eşimle çıldıracak düzeye geliyoruz artık. Müslüman dağıttığını topla değil mi? Acaba bende mi rahatsızım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu temizlik takıntısı olanlar da çok tatlı oluyor ama, hem kızdırıyorlar hem güldürüyorlar. Erkeklerin dağınıklığı kural dışı bence, oyunun kurallarında onlara biraz dağınıklık hakkı verilmiş gibi. Tatlı dille yapılanlar kar gerisi boşuna. Azıcık rahatsız olalım, böyle düşünüce başka yere gidiyor takıntılar filan. Selamlar..

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM