DARGIN, KIZGIN, KIRGIN

Perşembe, Eylül 01, 2016

                                                       
Barışık-bir-toplum-olmaya-doğru
       
Kalp şeklinde açmış bir ortanca görünce insanın aklına neler gelir? Dargın, kızgın, kırgın insanlar ve devamındaki sorular... Ayrımcılık, ötekileştirme, tahammülsüzlük gibi ülkemize yerleşmeye çalışan inorganik kavramlardan söz etmiyorum. En küçük dairede ailede, içimizde olan bitenler anlatmak istediklerim. Dargınlık bizde mi bu kadar yaygınlaştı, genelinde dünyada durum nasıldır bilemiyorum. Yardımseverlik, misafirperverlik, güçlü aile bağları bize has güzel özellikler iken birbirlerine dargın, küs insanların artması neyi işaret ediyor? 

Çocukken, işaret parmağımızı orta parmağın üzerine getirir, küseceğimiz kişiye uzatır, küs derdik. O da parmağın düğümünü bozar, küslük başlardı. Kısa bir süre... Sonra bu defa baş parmakla işaret parmağı halka yapılır, "barışalım mı?" diye uzatılır, karşı tarafın yaptığı halka ile açılan parmaklar küslüğü bitirirdi. Çocuklardan, çocuk yanımızdan, anılardan öğrenecek çok şey var ama büyümek bünyeyi nasıl kasıyorsa artık, yetişkinler düğüm, halka pratikliğindeki yaklaşımlara hiç sıcak bakmıyor. Sanki inadına, bu küslük devam edecek der gibiler. Kardeşler, kuzenler bazen anne-baba-çocuklar bile bakıyorsunuz dargınlar. Hepimiz "sevgili yalnızlığım" adında melankolik bir filmin içine doğru gidiyoruz.

Sosyolojik açıdan çok şey anlatıyor olabilir bu durum, ama en yalın haliyle yalnızlaşıyoruz, duygusal yanımız zayıflıyor. Sosyal medya, tv, internet, telefon, diyerek suçu sanal hedeflere yıkarak dargınlar barışmaz ki... Artık daha az görüştüğümüz için mi, klavye aracılığı ile iletilen duygular ancak bu kadarına yetebildiği için mi bilinmez. Ama en kuvvetli yaşam ölçümüz, inancımız da üç günden fazla küs durmamayı öğütlüyorsa, neden böyleyiz?

Bazen sadece heyecanı uçmuş, soluk cümleler, kaçırılan bakışlarla idare ediyoruz ilişkileri. Adı dargın değil ama içi boş. Dargınlık, küskünlük varsa aynı ortamda bulunmaktan, yolda karşılaşmaktan kaçınırsınız. Hayatı zorlaştırır, içinizi de iyice daraltırsınız. Az konuşuyoruz... Sanal olarak belki çok ama karşımızdakinin gözlerinin içine baka baka az konuşuyoruz. Sözler birikiyor, dargınlıklar başlıyor. Ünlü şairlerin dizeleri ve duvar yazıları ile kurulan iletişim bunları onarmaya yetmiyor.

Kızgınız... Evet kızgınız. Politikadan, ekonomiye, değişen günlük alışkanlıklardan tutunda trafikte olur olmaz sellektör yapıp, korna çalanlara varana dek çok şeye kızgınız. Zaten dargın olduklarımız var, konuşup rahatlayamıyoruz. Bir de sürekli konuşan medya ve ayaklı medya haline gelenleri dinlemekten hoşgörümüz hiç kalmamış. Bizim de yok, kızdıklarımızın da yok. Sevdiklerimizle, etrafımızdakilerle daha çok ve daha sahici konuşur, içimizde biriktirmezsek eğer hoşgörümüz de artar mı? Dargınlıklarımız kızgınlıklarımızı besliyor, ateşi büyütüyor besbelli. Oysa içimizde ferahlık ve serinliğe ihtiyacımız var.

Kırgınız... İsteksiz, yorgun, sebebini bilmediğim bir sıkıntı var modundayız. Dargınlıklar çoğaldıkça, kızgınlıklarımız da artıyor. Her şeyin önüne bir eksi koyar duruma geliyoruz. Çatık kaşları gülen yüzlere çevirmek için dargınlıkların bitmesi, kızgınlıkların azalması lazım. Hayata ve kendimize kırgın olmamak için dokunmamız lazım...

Çiçeğe dokun, kediye dokun, sevdiğine dokun. Bir gözünün içine bak, korkma! Dargınları barıştırmak çok sevap de, öfke muhabbette barınmaz de, kırgın bir gönlün ne kendine ne başkasına faydası olmaz de. De bir şeyler, konuş...
Neyi çoğaltırsak onu yaşıyoruz. Dargın, kızgın, kırgın olmak istemiyorum diyenler parmak kaldırsın! (Ben iki elimi de havaya kaldırdım...)
                                   

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

20 yorum

  1. Bir yalnızlık kırılmıyor galiba kimselere :)

    YanıtlaSil
  2. Yalnızlığın kırılması, yalnız kalmayı kimsenin umursadığı yok yapacağından geri kalmıyorlar demekse eğer herkes tercihlerinde özgür. Dargınlık tamam ama kızgınlığa ve kırgınlığa sebeb olmak hakkımız yok. Hep çözümler problemlerin içinde saklı. Yazılarda çuvaldız hep kendime. Selamlar.

    YanıtlaSil
  3. Küs olmakla ilgili daha önce blogumda bir yazı yazmıştım.İlerleyen süreçte de eşlerin küs olmasına değinmeyi düşünürken bu yazı karşıma çıktı.Üzerinde düşünmek gerek kimseyi suçlamadan...Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. Küs olmak, dargınlıkları yıllara taşımak ne kadar insan yaradılışına ters aslında ama hepimizin sicilinde iyi kötü var böyle çizikler. Hep konuşmaktan yanayım, dargınlığı bitirmese de denemek adına cesur konuşmalar. Teşekkür ediyorum, selamlar..

    YanıtlaSil
  5. Yani yanlız insan yoktur, kendini yanlız bırakanlar var denilebilir mi? İnsanları egomuz yüzünden affedememiz yada hatamızı kabul etmemiz bizi yanlızlaştırmış mı oluyor ? O zaman bende parmak kaldırıyorum :D

    YanıtlaSil
  6. Evet aslında biraz öyle, bazen tercih edilir bir durum oluyor sanki. Egomuz yüzünden affetmemek derken, haklıysak karşımızdaki egolu ve enaniyetli davranıyorsa? O zaman da dargınlık yerine mesafe koymak gerek en iyisi herhalde. Zaman onu da bizi de değiştirip birbirimize hayırhah yapabilir, kapıları kapatmamak lazım. Kalp kapısı bu bence hep açık olmalı. Böyle durumlarda insanı yalnızlaştırmıyor, olgunlaştırıyor. Az öz dostluklar yaşamaya devam ediyor. Parmakları gördüm.♥

    YanıtlaSil
  7. Âşık der inci tenden,
    İncinme incitenden.
    Kemalde noksan imiş,
    İncinen incitenden.
    (Alvarlı Efe Hz.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Affetmek, kucak açmak, sabır ile kazanmak için uğraşmaktır bizim mesleğimiz diyorsub. Ne güzel ve latif söylemiş Alvarlı Efe hz. İnatla sabredip kazanılan dostluklar da daha bir tatlı ve sağlam oluyor aslında. Güzel söyledin, diline gönlüne sağlık. Sevgilerimle...

      Sil
  8. bir de umutsuz olduk işte yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umutsuzluk en fena, o zor geçen hastalık gibi Allah muhafaza. Bu hayatta sıkı dostu/dostların varsa her şey daha kolay. Yalnız kalmıyorsun, içinde biriktirmiyorsun, gerektiğinde kulağını çekenin oluyor. Dostluk aşk gibi olmazsa olmaz. (İddialı laf oldu ama öyle.) Çok sevgimle.

      Sil
  9. Korku çöreklendi ülkeye, tedirgin yaşanıyor. Şüpheyle yaklaşıp, insanlar aralarına mesafe koyuyor. Elektrik kesintisine bile mana yüklenir oldu. Böyle yaşamaya alışmak en kötüsü, güvensiz bir gelecek yerine başka bir gelecek de mümkün bu sizin de belirttiğiniz gibi evvela hanede başlamalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün dediklerinizi hepimiz hissediyoruz, paranoya ile yaşanmaz hele kendi içinde şüphe bitirir insanı da toplumu da. Bu psikolojiyi oluşturan savaş silahının adı da ayrılık/nifak... Hem ülkemi, dibimizde yaşananları düşününce hem de içimi acıtan küslük, kızgınlık, kırgınlık hislerini kurcalayınca bumerang gibi bana döndü. Bazen işe yarıyor bazen değişen bir şey olmuyor ama sevmek ve bir şans vermek insanın yüreğine iyi geliyor. Ülke olarak bunu içimizde çoğaltsak da dışımızdakilere fırsat vermesek ne iyi olur diye de düşünüyorum hep.

      Sil
  10. Etrafımızda olan biten o kadar dengesiz ve manasız şeyler var ki ...
    Bizler de ne kadar umutla doldurup yüreğimizi güzel duygularla bezensek de an ve an değişiyoruz ....
    Şu yaz ayları özellikle öyle zor geçti ki ....
    Hatta uzun süredir ülkemdeki kayıplar vs derken her şey üstüste gelince bazen en dipte olabiliyoruz ...
    Ama insanız ya küllerimizden doğarak yaşama tutunmaya çalışıyoruz ha gayret şükürler olsun halimize diyerek ....
    Umudumuz , mutluluğumuz , sağlığımız ve ağız tadımız her daim yerinde olsun inşallah ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten dünya birbirini çekiştirip herkesi bir yerlere çekiyorken güç bulacağımız, soluklanacağımız yakın ilişkilerimizdeki kopukluk yine en başta bize zarar veriyor. Neden böyle? Bilmem ama en azından ben beklediğim gibi davranmakta ısrarcı olayım. Emek, emek..Sevgiler..

      Sil
  11. Merhaba blogunuzu yeni kesfettim ve takibe aldim bende beklerim 😊

    bayankirpikk.blogspot.com

    YanıtlaSil
  12. Teşekkür ederim, memnun oldum. Sokağımdan uzak kalmıştım, herkesi çok özledim. Blog okumalarıma hız vereceğim. Selamlar..

    YanıtlaSil
  13. Tebessüm sadakadır, hadisini unuttuk da; kızgın bakışları yerleştirdik yüzlerimize.
    Halbuki bir gülümseme nasıl eritirdi aradaki buzları. Lakin onu da yalanlarımıza alet ettik ya. Ya çıkarlarımız için kullandık, ya da istihzalarımızda.

    YanıtlaSil
  14. Kolay ve mutluluk verenden kaçınıp, yaradılışa ters ve iki tarafı da mutsuz eden davranışlar neden yerleşti? İnancın samimi olarak ne kadar yaşandığı, niceliğin niteliğin önüne geçmiş olması etkiliyor belki. Her ne olursa olsun, kim olursa olsun evet bir gülümseme eritir buzları. Allah bize akıl fikir versin, dönelim özümüze, kucaklayalım toplumca birbirimizi de pusuda bekleyenlere fırsat çıkmasın.

    YanıtlaSil
  15. Darginliklar huzursuz eder beni de. Ama ortanca hep güzellikler getirir aklima o yüzden bahçemin her yanina da ektim.

    YanıtlaSil
  16. Aynen katılıyorum. Ortancayı ben de çok severim, instagram hesabınızda gördüm hatta sormayı düşündüm farklı bir cins mi? Renkleri alacalı gibi çok güzel.Dargınlıklar huzursuz ve mutsuz ediyor ama tek taraflı çabayla hiç bir şey de düzelmiyor, ne diyelim. Selam ve sevgilerimle..

    YanıtlaSil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM