Okullu olduk… Yaşasın! diyenler, eyvah diyenler, bir oh çekenler, kararsızlar, ucundan kıyısından hepimiz yeniden okullu olduk. Var mı okul gibisi? Okul kokusu, kırtasiye kokusu. Ben hala bu kokuları aldığımda flashbackler çakar gözümün önünde. Hoop ilkokuldayım, öğretmen sakın yaramaz demesin hali, sonra kopup halaya katılma aşaması. Öğretmene amca/teyze diyerek birkaç defa şaşırma, sonrasında ortaokula kadar örtmenim demeye devam. Ne oluyorsa, ilkokul bitince hocam demelere başlayış. Kırtasiyelerin büyülü dünyası, hayali kurulan kalemlikler, ilk gün hepsini kaplamak için sabırsızlandığımız kitaplar ve etiketleri ben yazayım heyecanı. Kitapları karıştırıp ay neler öğreneceğiz deyip merak edenler, yıl boyu hiç merak etmeyenler. Ortası yok mu? Var ama hep diğer ikisi konuşulur. Suluk, beslenme çantası üzerinden neredeyse karakter tahlili yapılacak malzeme çıkartır insan. Tüketim toplumu, tüketti bizi eskiden kafalar ne rahattı. Eskiyene kadar kullanmak nedir bilmeyecek çocuklar, bu kadar mesaj ve imge bombardımanı ile yine iyi öğreniyorlar. Aferin çocuklarımıza…

İlk okumayı sökene takılan kırmızı kurdelanın yerini ne aldı? Sahi, okumayı sökmek ne demek? Çözmek neyse de, sökmek nedir? Alfabeyi ışık hızıyla geçen, bu gidişle okula okuma seviye sınavı ile başlayacak kadar donanımlı olan yeni nesil için yeni bir terminoloji gerekecek. Hadi annecim, kenardan kenardan git, Allah’a emanet ol deyip iki mahalle ötedeki okula yayan giden çocuklar yok artık. Okul servisleri ile herkes erkenden tanışıyor. Allah zihin açıklığı versin sözü ne güzel dilek, ne güzel dua. Bu duaya neler eklendi? “Hayırlı, iyi merakların olsun çocuğum.”, “Tabletsiz, bilgisayar oyunu az günler inşaallah.”, “Çocuk arkadaşların olsun emi.” …

Bizim evimizde ortaokula başlayan heyecanlı bir yürek var. İlkokuldan kırpılan bir yılla hemen ortaokullu olan, daha aklı oyunda olan. Oysa ilkokul doya doya yaşanmalı, hızlıca değil sindire sindire verilmeli her şey. Hızlı yaşıyoruz, o yüzden çok şeyi kaçırıyoruz. Kendimizi uyarmalıyız, sistemin hızına bir de biz vites büyütürsek çok çabuk yorgun düşecekler. Hem tek başlarına sokağa çıkamıyorlar, toylar. Hem de internetle haşır neşirler çok bilmişler. Anne-babaların çözmeye çalıştığını çocukların birebir yaşıyor olması ne düşündürücü.
Annemize babamıza sorsak bizim zamanımızda bunlar yoktu der, bilimsel yaklaşsak daha veriler toplanıyor, milenyum çocuklarını yetiştirme rehberi yeni yeni çıkıyor. Ne yapacağız? Herkese kolay gelsin.

Okullu olduk. Trafik daha yoğun, günler daha kısa gelecek hepimize. Heyecanlar, homurdanmalar birbirine karışacak. Ama yine bayram sabahı gibi olacak ilk hafta. En güzel yıllar okul yılları, keşke bu kadar sık değişiklik yapılmasa sıkılmadan gitseler. Kendilerini keşfetseler sadece, kısa süreli bilgi hammallığı yerine merak uyandıran metodlarla gerekenleri öğrenip kodlasalar taze zihinlere.
Sadece çocuklar değil hepimiz okullu olduk.  Okul yıllarını özleyen ya da eksiklerim var diyenler için üniversitelerin sürekli eğitim merkezleri çok güzel eğitimler veriyor. Kurslar hobisi için, cv’si için ya da boş durmamak için arayışta olanları bekliyor. O zaman 7’den 70’e herkese hayırlı olsun, daha dün annemizin kollarında iken şimdi okullu olup sınıfları dolduracağımız günler…