Şehirler arası yolda giderken, ünlü bir köftecinin dev reklam panosunda şunlar yazıyordu:”Aşk ne mesafe tanır ne de zaman.” Kendi kendime dedim bu ne, nasıl bir alaka? Ama hemen bağlantıyı kurdum! “Köfte aşkı…” Aşkına ulaşmak için mesafeleri gözünde büyütme, zamanı da düşünme demeye getiriyordu köfteci. Entelektüel mi, romantik mi, tecrübeli bir pazarlamacı mı? Karar veremedim ama iyi yerden vurduğu kesin. Anlayanı da anlamayanı da çeken bir reklam sloganı olmuş. En son dondurma ve çikolatada aklımızda kalmıştı, şimdi köfteye kadar gelmiş “aşk”.

Üşengeçiz, birazda tembeliz. Çoğu zaman, konu yemek olduğunda gösterdiğimiz ilgi ve ataklığı sevdiklerimiz için göstermiyoruz. Bırakın ikinci baharları, hep hafif üşüyerek, bundan sonra yaz olur mu diye düşünerek ömür geçiren yürekler var. Dünyada para, kariyer, torpil geçmeyen tek şey sevgi onda da ya cimrilik var ya da hiç yok bazılarında. Bizden geçti diyenler, biz o treni kaçırdık diyenler, gözleri uzaklara dalıp niye ah çektiğini bilmeden derin derin düşünenler…

Aslında köfteci, reklam sloganında doğru söylüyor. Çok istediğimiz, vazgeçmem dediğimiz ne varsa mesafeler, zaman, zorluklar yıldırmamalı insanı. Bir köfteye bu kadar anlam yüklemek gerekmez belki ama Allah’ın verdiği nimetleri, yaşanacak güzellikleri ne ertelemek ne de vazgeçmek doğru değil. Herkesin bir ikinci baharı var oysa, daha cesur daha kararlı ve faydalı ne yapıyorsanız, alın size ikinci bahar. Pamuk şekeri ağzına yüzüne bulaştırarak yemeyi hayal edip, sonunda bunu başaran da, rengarenk balonları eline alıp onları bir süre sonra gökyüzüne bırakan da bahar esintileri yaşar içinde. Kimseye zararı yoktur yaptığının, kimse farkında da değildir, ayıp değildir, günah değildir ama yinede bazen sayfa dolusu bekleyen masum heyecanlar vardır içimizde. O zaman ertelemek niye? Merak ettiğiniz yerler mi var? Belki bir belediye otobüsü bileti uzaklığında ya da çalmak istediğiniz bir enstrüman, çok görkemli veya salaş bir yerde zaman geçirme özlemi. Daha büyük, daha zor gibi görünen ama aslında ulaşacağınız uzaklıkta olan hayaller. Denemeden vazgeçtiklerimiz, hayal etmeye bile çekindiğimiz sıradanlıklar. Hep istediğimiz ama bir türlü başlamadığımız hedefler… Zor diye rafa kaldırdığımız kolaylar. Baharlarımızı geciktiren, bizi tutan kendi ördüğümüz duvarlar…
 
Her yetişkinin içinde okula yeni başlamış çocuk heyecanı taşıyan bir taraf hep var. Her şeyi de biraz o yapıyor zaten. Hep merak ediyor, keşfediyor. Hep görmek istiyor, geziyor. Sorular soruyor, icat ediyor. Konuşuyor, üretiyor, hayatı güzelleştiriyor. Seviyor, bazen uçuk kaçık seviyor. Bazen sevmeyi hiç beceremiyor, mutsuz ediyor. Ama çok istediği ve iyi yaptığı, mutluluk yakaladığı bir şey hep var. Onu hep yapsın, geç olsa da…
 
Aşk ne mesafe tanır ne de zaman… Yerinde kullanmadığımız sözcükleri bile kaptırıyoruz, kim veya ne ise hayattaki aşkımız hakkını verelim o zaman. İkinci baharsa ihtiyaç bir şans da ona verelim. Neyi çok istiyorsak, kendimize bir şans verelim. Ne güzel şarkıdır ikinci bahar…