SAFLARI SIKLAŞTIRALIM!...

Cumartesi, Ekim 22, 2016

Çocuk-istismarcılarına-karşı-birlik-olalım

Birbirimizden uzaklaştıkça, görüşmeler seyrekleştikçe sahiplenmeyi de unutuyoruz. Bireysel yaşam arttıkça toplumsal sancılar çoğalıyor. Camide imamın namaza durmadan önce "safları sıklaştıralım!" uyarısı yerimizin darlığından çok, şuuru yakalama çabası biraz da. Din hayattır, burada olduğu gibi dışarıda da omuz omuza, beraber olun çağrısı. Her gün bir yenisi eklenen çocuk istismarı, taciz, şiddet olayları hangi travmanın eseri?

İnsan nasıl da arıyor mahallenin abilerini, birlik beraberlik ruhunun temsilcileri birilerini. Tamam mahalleler giderek azaldı ama yine sokaktayız, alışverişte, işte, okuldayız, hayatın içindeyiz... Çocuğum bir yerde yalnız kalır başına bir şey gelir mi? Trafikte taciz edene sessiz mi kalayım yoksa inip ya Allah deyip haddini mi bildireyim? Komşu daireden gelen bitmek tükenmek bilmeyen kavga sesleri için ne yapmalıyım? Sadece kendi önlemlerini alarak paranoyaya kapılmadan rahat yaşamak mümkün mü? Safları sıklaştırmalıyız! Samimiyeti arttırmak için değil sadece birbirimizi tanımak, art niyetli birilerinin cesaretini kırmak için, çocuklara güzel örnek ve güçlü olmak için yeniden yan yana yaşayan bir toplum olmalıyız...

Çocuk istismarı, tacizi daha da kötüsü çocuk cinayetleri içimizdeki linç duygusunu harekete geçiriyor. Ama can gittikten sonra değersiz bir canı alsan ne fayda... Özellikle çocuklar için birbirimizin gözü kulağı olmalıyız. Selamlaşmalı, adlarımızı bilmeli, tanımalıyız. Sahiplenmek ve empati yapabilmek için en azından bu kadarına ihtiyacımız var. Televizyon ekranına, bilgisayar ya da telefon klavyesine odaklı hayatlar arttıkça şiddet, taciz olayları da artmaya başladı. Saflar seyrek, mahallenin abileri yok, selam-sabah yok sahipsiziz. Kulağına kötülük fısıldanan habis ruhlar meydanı boş buluyor, ruh hastası ya da psikolojik tedavi görüyor bunlar laf.. İyi olanın, delikanlı olanın deliliği de adam gibi olur. Kötü ve ezik birinden ne beklersin?

Hayatta değişim kaçınılmaz ama hiç değişmeyecek duygular ve öncelikler var. Çocuk candır, ciğer paresi, kınalı kuzu, gözümüzün nurudur. Değerlerimiz ve bizi biz yapan alışkanlıklarımız onlar için var. Bugünü sıkı tutalım ki yarına güzellikler devretsin hayat.

Yetkililer de duysun... Yıllardır değiştirilemeyen bir anayasada siyasi, sosyal, özgürlükler kadar toplum huzuru ve yaptırımlar için de konuşmak, çalışmak ve uygulamak gerekiyor. Filler tepinir çimenler ezilir diye kestirip atmak yok. Her belirsizlik, her boşluk toplumsal çatlakların artması demek. Çocuk istismarının, kadına şiddetin artması demek. Soralım millete, bir referandum da bunun için yapalım. Çocuk katleden idam edilsin, taciz eden hücreye tıkılsın, kadına şiddet uygulayan çürüttüğü beden gibi kendi çürüsün yıllarca hapiste. Yapanın yanına kar kalmasın kötülüğü. Safları sıklaştıralım, çocuklar ve anneler için...

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

22 yorum

  1. Güzel söylüyorsunuz, inşaallah suçlular cezasını bulur. Fakat şeriatın gelmesini istemediğini söyleyen müslümanlarla yaşıyoruz. Bu nasıl olacak? Hem nefsimize göre yaşayalım, hem de başımıza hiçbir şey gelmesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müslümanlığı gerçek manada yaşayanların sayısı arttıkça tabu haline gelmiş söylemler yıkıldıkça önce insan olarak meselelere bakacağız çünkü fıtrat safi ve adil halini korursa zaten hakikatın dışında hareket etmez edene de mani olan çoğunluklar olur..

      Sil
  2. gün geçtikçe kötüye gidiyor hayat gelecek nesiller adına çok üzülüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugünü yaşayan bizler üzerimize düşen ne ise yapmalıyız, gelecek gelmeden endişe duymadan bugünü çözelim Allah'ın izniyle. Sorgulamalar ve dayanışma ile bir sonuç alınmalı en azından mesafe alınmalı çünkü ekonomi, siyaset değil konu çocuğumuz, kadın, anne ve aile..

      Sil
  3. İnsan sıfatını taşımak insan olarak doğmakla bitmiyor. Sonrasındaki hallerde insanlık.

    Öyle ki çoğu insanlıktan çıkmış ya da çıkmasına az kalmış canlıların yaşattığı üzüntüleri duymaktan yorgunuz.

    YanıtlaSil
  4. Her çocuğa yabancılarla konuşma, sana şeker vereceğim derlerse sakın gitme denir, biz de böyle büyüdüK. Ama gelinen boyutun adı vahşet ve bir sürü kurgular yapacak kadar kafaları çalışıyorsa akılları bal gibi başlarında . İbreti alem için en ağır ceza kesilsin.

    YanıtlaSil
  5. Çok duygulandım. Hava durumu izler gibi izleniyor bu acı haberler. Kızım okulda tartışıldığını söyledi, sınıf ayağa kalktı anne, herkes delirdi dedi, sevindim. Çocuklarımız duyarlı hala insanlık ölmemiş dedim.
    Çok doğru bir ifade ve tespit, safları sıklaştırmalıyız. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Çocuklar ne kadar erken olgunlaşıyor değil mi? Evcilikler bile değişti, o bünyelere bu hız nasıl olacak bilemiyorum, reaksiyon verme ve olaylara dahil olma hızları da arttı ama yine de ağır bu yük o omuzlara. Onların alemi nasıl konuşur bunu kendi içinde kim bilir. Bu yarayı yapan parmaklar kesilmeli ki kangren olmasın. Selamlarımla..

    YanıtlaSil
  7. Çok haklısınız. En başta şu yasalarımızın değiştirilmesi lazım ki insanlar suç işlemekten korksunlar. Bir yolunu bulur çıkarım hapisten, ya da benim tanıdığım var kurtulurum kafasıyla kanı bozuklar nice suçlar işliyor. Belki çoğu hiç ceza almadan ellerini kollarını sallaya sallaya geziyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen yasalar kadar hatta kimi zaman daha etkili toplumun otokontrol yapısı. Yasalarla caydırıcılık ve toplumu tatmin eden cezalar gelse bile önleyici olarak toplumsal dikkat ve birbirimizi kollama hislerimizi arttırmalıyız. Gönül ister ki hiç böyle olaylar yaşanmasın.

      Sil
  8. Merhaba

    Uzun zamandır yazılarınızı takip ediyorum. Lakin bir türlü vakit ayırıp yorum yapamamıştım. Yazınızın öncelikle başlığı çok dikkat çekici olmuş. akabinde içeriği okuduğumda güzel bir konuya temas ettiğinizi gördüm.

    Umarım yazınız birilerinin kulağına gider de bir an önce dikkate alırlar. Emeğinize kaleminize sağlık.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  9. Merhaba, güzel görüş ve değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim. Çocuklarla ilgili yaşanan bu olaylar herkesin ama özellikle annelerin içinde çaresiz çığlıklara dönüştü. Bağları zayıf ve dayanacak temelleri olmayan toplumlarda alışılagelen bu tür olayların artması ciddi bir durum analizi gerektiriyor. Yarayı iyice temizlemek için hakedilen cezaların da uygulanması lazım. Tekrarlarını yaşamayalım, Allah böyle acılar göstermesin anne babalara.
    İyi dileklerimle selam ediyorum.

    YanıtlaSil
  10. bizim ülke gittikçe bozuluyor hele istanbul kafayı yedi yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul kalabalık ve kosmopolit olmaktan yorulmuş bir savaşçı ama meselenin özü de bu zaten. Bir de doz aşımı tv vs ile bilinçleri gitmiş hasta ruhlar çoğalınca sonuç bu. İstanbul'da newyork a filan dönmesin de..

      Sil
  11. Maalesef ülkemizde caydırıcı cezalar yok asıl üzücü olan ailelerin çocuklarla iletişimleri çok azaldı. AKILLI telefonlar, iş yogunlugu vb bir sürü bahane var resmen çocuklarımın geleceğinden korkar oldum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cezaların düzenlenmesi şart, toplum vicdanını tatmin etmeyen yargılama sonuçları ayrı travmalara neden oluyor. Bahaneler de asıl suçlu, hem çocuklarımızın zamanından çalarak hem de bilinçsizce her şeye ulaşan insanların zayıf noktalarını harekete geçirerek. Herkes üzerine düşeni yapıp uyanık olursa belki bir daha yaşanmaz diye ümit etmek istiyorum..

      Sil
  12. Çok farklı boyutları var bu konunun. Böyle olayların çoğunluğu müslüman olan ülkede yaşanması, İslam dininin ciddi yaptırımları olduğu halde ülkemizde sadece hapisle yetinilmesi, internette hemen her haber sitesinde çok gerekliymiş gibi mide bulandıran haberlerin özellikle buna meyilli insanlar için adeta yol gösterir şekilde verilmesi, müstehcen görüntülere kolayca ulaşılması, bazı ebeveynlerin sevgili, çıkma gibi kavramları modernleşmek zannedip ses çıkarmaması... Vs vs. Hadım, idam veya kısas olsa ve bunlar hakkıyla uygulansa bu ülke böyle mi olurdu acaba?

    YanıtlaSil
  13. Dediklerin çok doğru sevgili Emine, medyanın ve en başta ailelerin çok dikkat etmesi ve ciddi cezaların gelmesi gerekiyor. Bir musibet bin nasihatten evla ise bunlar ilk değil bari son olsun. Suçlunun cezasını bulmasıdır insan hakları ve hukuk yoksa giden canları kulak arkası edip canileri yaşatmak değil. Avrupa medeniyeti ne yapıyorsa yapsın ne hukukumu ne düzenimi, başkalarını baz alarak koruyamam. Sıkıntı biraz da burada. Ne yaşansın ne de konuşalım. Ama herkes de üzerinde düşünmeli. Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  14. Harika bir yazı kaleme almışsınız efendim, tebrik ederim. Ne yazık ki duymak istemeyeceğimiz şeyler duyuyoruz haberlerde.

    Safları sıklaştıralım!

    YanıtlaSil
  15. Teşekkür ederim. Ortak duyarlılık ve bilinç ile birbirimize daha yakınlaşırsak meseleleri çözüm için güç kazanırız umarım. Güzel haberlere hasret kaldık son zamanlarda. Daha güzel günlere... Selamlar.

    YanıtlaSil
  16. Çocuklara yapilanlar da kadinlara yapilanlar da kabul edilemez ve asla bahanesi olamaz.

    YanıtlaSil
  17. Avrupa'da da oluyor bazen seri olaylar, cezalar nasıl bilemiyorum ama yapanın durumu ne olursa olsun, hasta veya bozuk kişilik ağır cezalar şart. Kötü yürekli ve şahsiyetsiz olduğu için yapanlar sonucunu bilsin.

    YanıtlaSil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM