Birbirimizden uzaklaştıkça, görüşmeler seyrekleştikçe sahiplenmeyi de unutuyoruz. Bireysel yaşam arttıkça toplumsal sancılar çoğalıyor. Camide imamın namaza durmadan önce “safları sıklaştıralım!” uyarısı yerimizin darlığından çok, şuuru yakalama çabası biraz da. Din hayattır, burada olduğu gibi dışarıda da omuz omuza, beraber olun çağrısı. Her gün bir yenisi eklenen çocuk istismarı, taciz, şiddet olayları hangi travmanın eseri?
 
İnsan nasıl da arıyor mahallenin abilerini, birlik beraberlik ruhunun temsilcileri birilerini. Tamam mahalleler giderek azaldı ama yine sokaktayız, alışverişte, işte, okuldayız, hayatın içindeyiz… Çocuğum bir yerde yalnız kalır başına bir şey gelir mi? Trafikte taciz edene sessiz mi kalayım yoksa inip ya Allah deyip haddini mi bildireyim? Komşu daireden gelen bitmek tükenmek bilmeyen kavga sesleri için ne yapmalıyım? Sadece kendi önlemlerini alarak paranoyaya kapılmadan rahat yaşamak mümkün mü? Safları sıklaştırmalıyız! Samimiyeti arttırmak için değil sadece birbirimizi tanımak, art niyetli birilerinin cesaretini kırmak için, çocuklara güzel örnek ve güçlü olmak için yeniden yan yana yaşayan bir toplum olmalıyız…
 
Çocuk istismarı, tacizi daha da kötüsü çocuk cinayetleri içimizdeki linç duygusunu harekete geçiriyor. Ama can gittikten sonra değersiz bir canı alsan ne fayda… Özellikle çocuklar için birbirimizin gözü kulağı olmalıyız. Selamlaşmalı, adlarımızı bilmeli, tanımalıyız. Sahiplenmek ve empati yapabilmek için en azından bu kadarına ihtiyacımız var. Televizyon ekranına, bilgisayar ya da telefon klavyesine odaklı hayatlar arttıkça şiddet, taciz olayları da artmaya başladı. Saflar seyrek, mahallenin abileri yok, selam-sabah yok sahipsiziz. Kulağına kötülük fısıldanan habis ruhlar meydanı boş buluyor, ruh hastası ya da psikolojik tedavi görüyor bunlar laf.. İyi olanın, delikanlı olanın deliliği de adam gibi olur. Kötü ve ezik birinden ne beklersin?
 
Hayatta değişim kaçınılmaz ama hiç değişmeyecek duygular ve öncelikler var. Çocuk candır, ciğer paresi, kınalı kuzu, gözümüzün nurudur. Değerlerimiz ve bizi biz yapan alışkanlıklarımız onlar için var. Bugünü sıkı tutalım ki yarına güzellikler devretsin hayat.
 
Yetkililer de duysun… Yıllardır değiştirilemeyen bir anayasada siyasi, sosyal, özgürlükler kadar toplum huzuru ve yaptırımlar için de konuşmak, çalışmak ve uygulamak gerekiyor. Filler tepinir çimenler ezilir diye kestirip atmak yok. Her belirsizlik, her boşluk toplumsal çatlakların artması demek. Çocuk istismarının, kadına şiddetin artması demek. Soralım millete, bir referandum da bunun için yapalım. Çocuk katleden idam edilsin, taciz eden hücreye tıkılsın, kadına şiddet uygulayan çürüttüğü beden gibi kendi çürüsün yıllarca hapiste. Yapanın yanına kar kalmasın kötülüğü. Safları sıklaştıralım, çocuklar ve anneler için…