Her insanın parmak izi gibi kendine ait bir kokusu olduğunu biliyor muydunuz? Genetik şifrelerden biri de koku… Bebeğin ve annenin eşi benzeri olmayan kokularında buluşmaları bu şifrede gizli. Her özelliği ile kainattan izler taşıyan insan vücudu kendine özgü koku molekülleri ile donanmış olarak geliyor dünyaya. Her koku farklı sensörü harekete geçiriyor, yavaş yavaş tüm kokuları kodluyoruz hafızamıza. Buna koku hafızası deniyor, hangimiz fırından yeni çıkmış, mis gibi kek ya da kurabiye kokusunda çocukluğuna azıcık geri dönmüyor. Sensörler çalışıyor… Tamam çay kokusunu da ekleyelim, olmuşken hayalimiz yarım kalmasın.

Kokular bizi esir almasın! Nasıl almasın? Koku duyumuz tüm duyguların 3/2’ni ve hafızayı etkiliyor üstelik beyin onayından geçmeyen tek his. Ruhsal durumdan tutunda, hormonlar, bağışıklık sistemi, hislerimiz hatta eş seçimini bile etkiliyor. Bilimsel olarak buna koku haberleşmesi deniliyor. Bunu vücudumuzda yapan ise feromon denilen maddeler. Koku mucitlerinin sentetik feromon üreterek parfüm sanayinde yaptıkları bundan ibaret. Doğal kokular vücudumuz ve ruhsal yapımız için ölçülü bir etki sağlarken sentetik olanlar iç dengemizi yok sayıyor. İnsan iradesini kokularla etki altına alan bir koku imparatorluğu var dünyada ve sürekli büyüyor…

Kokuların etkileri keşfedildikçe kullanıldıkları yerler artıyor. İş ortamında verimliliği arttırmak, market ya da alışveriş merkezlerinde satış arttırmak, stresli ortamlarda insanları rahatlatmak ve daha pek çok yerde kokular kullanılıyor. Bazı mağazaların kendine özgü kokuları bile var. Örneğin lavanta kokusu bir restoranda daha fazla zaman geçirmenizi ve daha çok para harcamanızı sağlıyor. Çünkü stresi alan ve rahatlatan bir etkisi var. Deniz kokusu ya da portakal çiçeği ise enerji veriyor, insanlar daha çok eğleniyor. Siz deyin modern pazarlama yöntemleri ben diyeyim kokuların esiri mi olduk? 

Kokular tedavi amaçlı çağlar boyu kullanılıyor. Hipokrat, başıma sağlığım için nane yapraklarından taç takarım diyerek bir şifa reçetesi vermiş. Aroma terapi ve koku terapisi kokuların şifa kaynağı olarak kullanıldığı tedavi yöntemleri. Sağlık bir yana özellikle kadınlar için tutkudur koku. Parfüm sanayi bunu bildiği için yüksek rakamlı parfümler üretir, onlar kazanır. Bu markaların taklitleri üretilir, onlar da kazanır. Kaybeden tüketicidir, çoğunun içinde kanserojen pek çok madde vardır. En bilinenleri:
Benzaldehyde: Depresyon başta bir çok rahatsızlık oluşumu.
G-Terpinene: Astım.
Limoene: Deride tahriş, alerji.
Linalool:Uyku bozukluğu, depresyon, solunum yolu rahatsızlıkları
Alpha-Terpineol:Yukarıdaki rahatsızlıklara ek kas kasılma bozuklukları.

Güzel kokmayı istemek çok doğal ama gaz maskesine benzer koku maskeleri takmak zorunda bırakan kokular kimse sürmesin. Koku insanın özeli, kainat eczanesinde de birbirinden güzel parfümler var. Etkisi çabuk geçiyor ama derimizden içimize işleyen zehirlerdense şifa veren aromalar daha karlı. Kokular hem gizli şifremiz hem de en açık yanımız. Kokuların esiri miyiz? Esir değil de etkisindeyiz ama orjinal yazılım biziz, güzel olanları mis gibi içimize çeker diğerlerine de burnumuzu tıkarız…

Kışın mis gibi elma-portakal ya da sahlep. Baharda full çiçek. Yaz geldi mi illa ki deniz ve yosun. Sonbahara döndü mü günler rüzgarla yaprak ve mandalina kokuları. Herkesin koku hafızasında yüzlercesi…

Misk-i amber dolu günleriniz olsun…