Hayallerimize gölge düşürenin aklını alırız, halüsinasyonları kalır sadece. İnsanın deli damarının kabarması böyle bir şey, gözünün hiç bir şeyi görmemesi böyle bir şey. Hayal deyip geçmemek gerek, hiç küçümsenmemeli. Beyin hayal kurarken aynını yaşıyor gibi hormon salgılıyor ve bunu adeta yaşatıyor. Hayal kurmak o yüzden bu kadar zevkli ve iyi geliyor insana. Hayalleriyle yaşıyor denir, doğrudur. Abartmadığı sürece bir insan hiç sahip olamadığını bile hayal ederek mutlu olur, sebepler bir araya geldiğinde de hayali niye gerçek olmasın?
Hayaller gerçeklerin provası, karalama defteri, hiç olmayan bir şeyi kurgulayıp merak ve coşku ile hız aldığımız alanlar. Öyle değil midir?

Seversin, hayal edersin… Gönülden dilersin, yollarını ararsın, kafanda tüm bunları yaşarken de mutlu olursun. Bir bakarsın hayalin gerçek olmuş.

İstersin, hayal edersin… Azimle, istekle çalışırsın bazen hayaline varmadan tatmin olursun, öyle tatlı gelir bu yolda çabaların.

Savaşırsın, hayal edersin… Hep deriz ya hayat bir mücadele, çocukluktan başlar mücadele ve savaşlar. Başlangıçta küçük küçüktür, arkadaşının elinden oyuncağını çekersin, okul sıraları başka hayaller vardır. Kırmızı kurdele takmak hayali pek kalmadı ama çocukların kendi ile ve diğer çocuklarla hayalleri uğruna girdiği sınav savaşları var. Sonra iş, kariyer yine küçük savaşlar. Bazen bedeli yorucu ve değer mi dedirten ama hep devam eden hayaller ve savaşlar. Aşkınız, işiniz, hayatınız aslında hep hayal edersiniz ve savaşırsınız. Doğaldır bu insanı diri tutar, kuralına göre savaşırsan adı mücadele olur ve hep ilerilere götürür.

Akıl ve hayal yol arkadaşı, ikisi iyi bir ekip. Akıl hayallerin sınırını belirler, yapma gücü verir, gerçeklik çizgisinde tutar. Einstein, “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayalgücü ise her yere…” diyor. Hiçbir şey tesadüf olmadığı gibi beynin içine aklı çalıştıran, ufkunu genişleten hayal gücünün konulması da ne kadar hikmetli…

Hayalleri elinden alınan insanların hali ne olacak? Küçük hayal kırıklıklarında bile bazen ne kadar üzülüyoruz, en temel yaşam değerlerinin bile hayalinden mahrum bırakılan insanların, çocukların hali ne olacak? Kimi kalbimizi kimi maddi dünyamızı dolduran hayallerimiz var kimisi sadece sevdiklerimizin hayali ama bizi de çok mutlu ediyor. Hayatları, yaşamları, hayalleri elinden alınmış milyonlarca insan etrafımızda can çekişirken biz de hayal etmekten utanır, çekinir olduk. 

Bir çocuğun geleceğe dair hiç hayali kalmasa nasıl büyüyecek? Hatta hayal etmeyi bile öğrenemeden ruhu çıplak kalırcasına örselenirse hayatta bile kalsa nasıl yaşayacak? Bir kadının hayalleri, bir erkeğin hayalleri, toplumların hayalleri… Her şeylerini al, geride kalanları da hayal bile edemez halde hadım edilmiş olarak bırak.

Bu ne büyük bir katliam! Biz hayallerimize gölge düşürenin aklını alırız, kabusu oluruz diyoruz. Onlar ne yapsın? Bunun cevabı dünyanın sonu mu acaba?