HAYATLARIMIZ HİKAYE OLMUŞ...

Cumartesi, Aralık 03, 2016

Gerçek-hayat-hikayeleri

İstanbul'un eski semtlerinden birinde mütevazi bir aile... 3 kız kardeş, memur maaşı ile evi gül gibi idare eden müşfik bir anne ve kendi halinde bir baba, ilk bakışta sıradan bir hayat. Kızlar zamana göre iyi sayılabilecek bir tahsil yapıyorlar, büyükler arka arkaya evleniyor, küçük kız üniversite hastanesinde memuriyete başlıyor. Onun hali başka, anneye babaya daha düşkün, hatırnaz. Babaları emeklilikten sonra rahat edip, küçüğün de mürüvvetini ağız tadıyla görürüm derken beklenmedik hastalık kapılarını çalıyor. Babanın rahatsızlığı gün geçtikçe artar, bir süre sonrada yatalak olur. Hastalık hepsini hem manevi hem maddi sarsıyor, küçük kız da tam gelinlik çağında ama her iş ona bakıyor. Ablalardan biri yurt dışında diğeri de kah yakınlarında kah kapının dışında bazen el gibi bazen ser gibi. Her ikisinde de ölçüyü tutturamıyor.

Kız çocuğu anaya babaya düşkündür derler ama bunlar değişik, bütün yük bir kişinin omuzlarında, umur eden yok. Evin bir odası çeyiz dolu, annenin yıllarca ufak ufak alıp kenara koyduğu, kızın da çalışmaya başladıktan sonra hevesle aldığı eşyalar gelinlik hayalleri ile birlikte o odada bekliyor. Eskiler kambur kambur üstüne derler ya bir süre sonra anne de hastalanır. Çok geçmeden babanın vadesi dolar, kızın yaşı geçiyor ama annesine de kıyamaz, taliplerini geri çevirir. Annesi de gidince yapayalnız kalır, emekli de olmuştur hayalleri diridir ama vakti geçmiştir bazı şeylerin.

Tek kişilik rahat bir hayat hayali kurar bu defa. Anne babadan bir tek ev kalmıştır bir de maaş ama gönlü geniştir. Sağlığında bu ev senin demişti babası, bunu bilen kardeşleri inadına hak iddia eder, mahkemelik olurlar. Yıkılıp yeniden yapılacak ve daha değer kazanacak apartman dairesi iştahlarını kabartmış besbelli. Hayatını hep türettiği yeni hayallerle geçiren Nevbahar hanım merkeze uzak yerden bir ev tutar. Amacı, inşaat şirketinin verdiği kiradan artan parayla bütün eşyaları yavaş yavaş yenilemektir zira eşyalar çocukluğundan beri değişmemiştir. Çeyiz kolilerini de bir bir açar, yeni taşındığı eve yerleştirir. Huzurlu, rahat bir yaşlılık hayali kurar artık.

Bu telaşlar arasında her şeyin sesini kesen, hayalleri bitiren hastalık haberi olur yine. Vücuduna yayılan hatta beynine sıçrayan bir tümörle her şey anlamını yitirir ya da yeni bir anlam kazanır. Allah'tan ümit kesilmez, tanıyan tanımayan kim olursa hikayesini duyduğunda durgunlaşır, susar. Yoğun bakımda yatarken gelen ablalarına istemiyorum sizi diye bağırır. Ne fayda? Artık ne fayda? Acı hikaye acı gerçek, anne babasına bakan, onların duasını alan, herkese koşup hatır soran kazandı. Ya diğerleri? Allah'tan korkmayanı vicdanı rahat bırakır mı acaba?

Hayatın bize kalan tarafını ihmal etmek, hayatı hayatla birlikte götürmeyi imkansız sanmak yanlışını hepimiz yapıyoruz. Bencillik değil ama uçakta acil durumda önce kendimize oksijen maskesi takmak gibi  hayatın içinde de önce kendimiz nefes almalıyız ki hayata yetişelim. Hayat sürekli ders veriyor, ikaz ediyor. Peki nedir bu sağırlığımız? Bir taraftan hiç yaşanmamış öte yandan dibine kadar hakkı verilmiş görünen hayatlara nereden bakıyoruz? Hayatlarımız hikaye olmuş, gerçek sanıyoruz...

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

20 yorum

  1. Bu mal davası her ailde sorun oluyor. Babası hayattayken kızının üzerine yapmamakla hata etmiş.
    Ölene kadar malımızı elimizde tutma isteğimiz var malesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir nefs taşıyan mala doyar mı? Dünyada bazı sevgiler var ki onlar tam rahmetten ruhumuza akmış damlalar gibi temiz ama maalesef kardeş sevgisi gün geçtikçe yiten bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Kabilden bu yana belkide. Bu insanın sarayları olsaydı bu vefasızlık ve sevgi ile ne kadar yüzü gülerdi. Allah'a sığınıp Sensin benim tek dostum dedi ise mutludur aksi halde hep acı çekmiştir. Hikmetleri kim bilir neler, Allah selamet versin..

      Sil
  2. Müthiş bir hikaye olmuş hem. Sonunda da gerçeklerin kaçınılmazlığı.

    Hani derler ya kimisi hayatının roman gibi olduğu hakkında sözler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçeklerle hikaye ya da romanların başabaş gittiği bir dünya... Masallar azaldı trajedi ve dramlar çoğaldı. Kadere teslimiz ama akılsızlık ruhsuzluk yaparsak sorumluyuz işte..

      Sil
  3. Vefasızlık ve sevgisizlikten Allah'a sığınmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir çok derdin de kötülüğün de mayası ama yakınından bunu görmek insan yüreğine en çok dokunan. Allah karşılaştırmasın böyle tecrübelerle..

      Sil
  4. Çok güzel bir hikayeydi gercek hayatta da ne kadar çok yasanan seyler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen dinliyoruz bazen yanı başımızda yaşanıyor, gerçekmiş böyle şeyler diyoruz. Acıtıyor böyle hikayeler ama insanın olduğu yerde masal da var dram da.

      Sil
  5. Mal kavgası :( anneme de hep derim ablamın üstüne yap bir iki sey senden sonra kız ortada kalır esler cocuklar karısınca abim vermez ona diyorum ama erkek cocugu Sevda'sı işte :( müfred arkadaş haklı ailelerin bunu önceden ayarlaması lazım. Bir de hikayedeki fedakarlık da kendimi görür gibi oldum. Yıl geçicek kendimi unuttuğum bu yıllara pişman olmam ins

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fedakarlık, çok insani ve bozulmamış bir şey. Hele ki Allah rızasını niyet ederek yapılıyorsa hiç kayıp yok. Anne baba hakkı özel, onlara bakmak hoşnut etmek bizim vazifemiz canımız onlar ama kardeşler arası fesatlık çok sık oluyor ama burada mal hırsından çok vefasızlık var üstelik anne babaya da. Dünyada iyilik vefa için kendini unutan birazda kendini buluyor, sermaye öteler için. Şu da var, çocukların için bile olsa ölçüyü kaçırmamak ve kendini ihmal etmemek gerekiyor. Her şeyden önce O razı olsun..

      Sil
  6. Yanıtlar
    1. Sürprizlerden çok sürmenaj olan ilişkiler ya da olaylar yoruyor bizi. Akıl sahibi insanoğlunun yaptığı işlere bakıp ama neden diyorsun, değer mi?

      Sil
  7. Okurkun içim burkuldu. İnsanoğlu çiğ süt emmiş işte :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yürek burkulmasını yaşamak, eli kolu bağlı olmak ne zor. Bir de yaşayanın acısı.. Bunu yapanlar düşünmeli bir de anasından emdiği sütün burnundan fitil fitil gelmesi var, kader adalet ediyor her zaman..

      Sil
  8. Önemli olan o hikayelerden ders almak değilmi? Ama nerde birkaç gün düşünüp alıyor gibi yaparız kısa Sürede yine keşmekeşliğin içine girer her şeyi unutur veya unutur gibi yapar yaşamaya devam etmeğe çalışırız. Başka başka hikayelerin içinde buluruz kendimizi.

    YanıtlaSil
  9. Halimizi en yalın haliyle özetlemişsiniz. Yaşanılanlar, hikaye edilenler değiştirmek düzeltmek etkisi göstermiyorsa bir anlamı yok. Hemen reaksiyon göstermek, etken olmak gerekirken pasif ve izleyen olmak gafleti var. Oysa gerçek o kadar yakınımızdaki ya ben olsam sorusu bile yeter. Sonra ah demek ele geçmiyor.

    YanıtlaSil
  10. O fotoğrafı sen mi çektin bilmiyorum ama bayıldım! Ah şu nefs, ah şu nisyan... Her şeyden ders alıyoruz da aldığımız ders pek kısa sürüyor. Her daim huzurlu günlerin olsun. Sevgilerimle ❤

    YanıtlaSil
  11. Fotoğrafı ben çekmedim ama çok aradım kafamdaki düşünceye uygun bir fotoğraf, sonunda bunu bulunca tamam dedim. Nefs, nisyan hep bir görevle konmuş içimize ama doğru yerde kullanmamak gibi yanlışımız ya da seçimlerimiz var. Ahde vefa cümlesi unutuldu nefsin aklına vefa deyince sadece boza geliyor mesela. Benden de çok sevgiler...

    YanıtlaSil
  12. O evle doyacaklarsa alsınlar. Ama karınlarını bir karış toprak doyuracak. Çok üzüldüm gerçekten. Neler var. Her şey insanlar için. Her imtihan geçme kalma iyi kötü imtihanı. Allah yardım etsin

    YanıtlaSil
  13. Sevgi cimriliği olmasa insanlar dünya malını dert etmez ama hem sevgisiz hem çıkar peşinde olursa karşındaki daha yıpratıcı olur. Ölüm neden hatırlanmaz ya da ibret alınmaz işte imtihan bu.

    YanıtlaSil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM