Haydaa! Yine mi? Sen iyice komşu kapısı yaptın burayı, kendimistan mı? Tam olarak neresi? Burası kimine göre kaf dağının ardındaki mistik, gizemli yer kimine göre de çok sıcak, sıkıcı, cehennemi yaşadım dedirten bir kör kuyu. Ortası yok mu dersen, orta insan ne kadar varsa bu yerin de orta hali o kadar vardır…

Karmaşık laflar edip hedef şaşırtma! İçime kapanacağım, bir süre sessize alacağım kendimi de, tamam. Ama dersen bu dediğin öyle kolay olmuyor, yolculuk gibi hazırlanmak gerek işte o zaman yanıldın. Demir tavında dövülür, faturaları yatırayım, arabanın bakımını yaptırayım, evi derleyip toplayım, yarım kalan işleri tamamlayım dersen hiç gidemezsin. Kendimistan’a gideceksen, aksine cevval olacaksın her şeyi kararında ama kesin yapabilmeyi öğreneceksin. Kendine yolculuk tatil turizmi değil, içinde dolaşıp kendini tavaf edeceksin. Arınmadan, hafiflemeden dönmenin bir kıymeti yokBu iş öyle kolay değil ha deyince gidemiyorsun, çok gidersen kolay dönemiyorsun. En yakın ama en zor yolculuk kendimistan denilen o yere, kendine…



Yıl 2050 ler… Dünyanın dönüşü mü hızlandı, zaman ne çabuk geçiyor. Daha yorgunuz artık insanlara terapi seansları, kısa tatiller yetmiyor. Arkadaş turları çok revaçta, biraz boş zamanın mı var? Hemen bir arkadaş turu ayarlatıyorsun. (Telefonla konuşmalar da azaldı, bu işi de yapan ajanslar var. Kahve mi, kahvaltı ya da yemek mi kararını veriyorsun, onlar arkadaşlarınla organizasyonu noktası virgülüne kadar ayarlıyor.)
Kendimistan klinikleri de açıldı, başlarda herkes yadırgadı ama sonra 2000’lerde moda olan detoks-spa merkezleri gibi kabullenildi hemen. Şimdi gitmeyen yok neredeyse.

Buralar aslında kaçış noktası, sığınak ya da deşarj yerleri gibi. Gidiyorsun, senin zevkine göre döşenmiş odan, objeler, renkler hepsi en sevdiklerin. Mutfak, ister pişir ister hazır ye. Bahçe, ister uğraş ister hamakta uyu. Deniz, ister yüz ister balık tut ya da kıyısında otur dalgaları dinle. Bunların hepsi sana ruh masajı yapmak için hazır ama sanal tabi. Ya ne olacaktı? 10G dijital gözlükleri takıyorsun, ne varsa beyninin içinde ne varsa beyninin dışında, öyle bir şey işte. Gidişat bu ama zaten kıyamet de yakın diyorlar…

Kendi kendimize kalmak, kırıklarımızı sarmak istediğimizde biraz kaybolurduk. İki adım bile geriye çekildiğimizde daha net görür, ölçer biçer, dinlenir, biraz toparlar dönerdik. Arkadaşlar arasında da kendimistana gidiyorum bir süre yokum derdik. Hey gidi, bunu da allayıp pullayıp dijitale bağladılar. Ama bir şey söyleyim mi, böylesinin tadı da yok faydası da. Suya yazılan yazı ne kadar kalırsa o kadar. İçinde insan nefesi olmayınca neye yarar?

Hadi, ben kimseye belli etmeden kendimistana gidip geleceğim ama dijital filan değil, kendim kendime. Eskiler ne demiş tebdil i mekanda ferahlık var, maksat ruhum bir dolaşsın, ferahlasın…