Kapıyı hızla çekti, çıktı. Dert babası mıyım ben diye homurdanmaya devam etti. Asansör kapısını açınca 3. kat komşusu Hilmi bey’le karşılaştı. Yine elinde fırından aldığı sıcak ekmekler vardı. Tüm apartman onun sıkı bir kılıbık olduğunu bilirdi. Emekli bir bürokrat olan Hilmi bey çocuklarını evlendirmiş, dede olmuş ama kılıbık yaftasından kurtulamamıştı. Eşi Melahat hanım tombul, beyaz tenli, yanaklarının alı her zaman yerinde, inci gibi dişleri ile boylu poslu güzel ve hükümet gibi bir kadındı. Komşular bazen hükümetin bürokratı diye aralarında takılırlardı Hilmi beye. Her gün alınan bu sıcak ekmekler de Melahat hanım’ın kahvaltı keyfi içindi. Artık aşk mı esaret mi bilinmez ama Hilmi bey her haliyle zaten biliyorsunuz, gelmeyin üstüme der gibiydi.

-Hilmi abi günaydın. Bir gün kahvaltıya sizdeyim haberin olsun.
-Gel beraber olsun Fatih, bekleriz. Sıcak ekmek bahane bizim ki maksat muhabbet olsun.
-Ekmekle kalsa iyi de bitmiyor ki istekleri. Tek kişi de değiller, evlilikte orantısız güç uygulaması bu.
-Kahvaltıyı yakında yapalım, kahve içerken konuşuruz. Sana 3S formülü nedir anlatırım.
-Hilmi abi en yakın zamanda.

Daha çok erkeklerin yaptığı omuza iki fiske dokunuşu ile selamlaşıp ayrıldılar.

Evlilik dediğin oyun çarkı gibi, çeviriyorsun bazen eşinde bazen annesinde bazen de görümce veya eltisinde duruyor. Ama illa ki bir yerde durup seni oyalıyor. Kazandıklarına bakacaksın, başka çare yok. Evlilik aşkı öldürüyor, mu acaba? Biz evliliği öldürüyoruz sonra da ölünün arkasından konuşuyoruz belki de.

Apartmandan çıkınca adetiydi, kafasını kaldırır salon penceresine bakar, aralanan perdenin arkasındaki eşine bir gülücük gönderirdi. Arabaya doğru yürürken ne bakacağım ya, ben de dert anası değilim diyor bana çıkarken sanki dert anası lafı var. Yükü erkekler çeker, dert babası olmuş adımız diye söylendi kendi kendine. Arabaya binip yola koyuldu, trafik ve sabah kalabalığı insanın keyfi de yoksa hiç çekilmiyordu. Ya bu kız nasıl değişti böyle? İlk evlendiğimizde yüzüne baktım mı kırmızı kalpler başının etrafında dönerdi benim için, şimdi patlamaya hazır bomba emojisi var karşımda.

Fatih ile Selin iki yıllık evliydiler. Her şey iyi gidiyordu ama annesi ve Selin arasındaki çekişme tatlarını kaçırıyordu ara sıra. Annem de az değil dedi içinden, bu kızı çok beğendim dedi, kraliyet düğününden hallice düğün yapacağım, bir de Trabzon takacağım diye ne yapacağını şaşırdı. Şimdi afra tafra yapıp soğutuyor kendinden. Senin arkadaş gününe gelmedi diye bir sürü laf sokmanın anlamı ne? Olan bana oluyor. Kayınvalide ile gelinin kaşığı kırılmış mış, o kaşığı kıranı bir bulsam soracağım derdi neymiş. Adam bekardı besbelli, rahatça konuşmuş. Arkadaş koskoca proje yöneticisiyim, iki kadını yönetemiyorum yuh bana!

Ofise girdiğinde kafası biraz dağılmıştı, yolda annesi aramış üstü kapalı sözü aynı konuya getirmeye çalışmıştı ama O kararlı bir sesle aranızda kalırsam beni üzersin, hani artık o da benim bir kızım demiştin anne deyip telefonu kapatmıştı. Günü güzel geçti, sunumunu umduğundan daha iyi yaptı. Selin’den iki defa mesaj geldi, “sevgi emektir, haklıydın.” ve “Geç de olsa bir uğrarım, annenin gönlü olur.” yazmış. Yap boza dönmesin, hemen yelkenleri suya indirmeyeyim bari kadın kısmı sağı solu belli olmaz diye düşünerek cevap yazmakta acele etmedi.

Akşam iş çıkışı otoparkta iş yerinden yakın arkadaşı Metin ile karşılaştılar.
-Bugün yemekte göremedim seni, ne haber?
-Haberler iyi değil Fatih, biz boşanıyoruz.
-Haydaa ne bu çocuk oyuncağı mı, ne oldu yine?
-Şiddetli geçimsizlik bizimkisi, hiç anlaşamıyoruz. Zararın neresinden dönsek kar. Sabrım kalmadı, dırdırdan bıktım.
-Acele karar verilecek bir konu değil bu, sabah evden çıkarken ben de sıkıntılı çıktım. Evlilik maraton, biz kısa mesafe kupaları almak istiyoruz. Seviyor musun sen onu söyle bana. Seviyorsan gerisi yalan oğlum. 

Telefonu çaldı, Selin arıyordu. Erkeklere özgü omuza iki fiske dokunuşu kondurup, yarın görüşürüz diyerek ayrıldılar. Bugün sabah ve akşam ayak üstü iki farklı tiple evlilikle ilgili benzer muhabbetler yaptım diye düşündü. Biri sabırlı, saygılı ve yıllardır mutlu. Diğeri sabırsız ve daha yolun başında mutsuz. Sevgi, saygı, sabır. 3S formülü bu işte, Hilmi abi gibi kılıbık olmadan çözdüm işi, aferin bana. Yoldan iki çiçek aldı, biri annesine biri de karısına…


***Son 10 yılda 6 milyon çift evlendi, 1 milyon çift boşandı. Boşanma nedenlerinde ilk sırada “geçimsizlik” var.