Bölünmelerin bu kadar arttığı bir ortamda insan düşünüyor, biz amip değiliz ki bölünerek çoğalalım. Bunu her bir hücremize tek tek anlatmak gerek, çok hücreli ve mükemmel yaratılmış gibi davranmıyoruz. Varlığımızı korumak gayreti ve ihtiyacında olduğumuz şu hassas günlerde bölünmelere, parçalanmalara yol açacak söylemlerden kaçınmalıyız, birlik ve beraberlik için samimi olmak gerekmez mi?

Hoşgörü, tahammül, empati bu kadar zor mu? Bölünmeler bizi ancak güçsüz düşürüp, azaltır ve birbirimize düşman eder. Düşmanların da asıl istediği bu, nifak tohumu dedikleri zehiri attılar mı, bir daha uğraşmalarına gerek kalmaz. Aklımız ve şuurumuz var, ruhumuz var. Bölünmenin önüne geçmezsek hareket etmeden duramayan, çarptığını yiyen, yiyemediği büyüklerin etrafında dolanan, bölünerek çoğalan ve insanlarda asalak yaşayan tek hücreli amipten farkımız kalmaz.

Biz bu değiliz. Ne inancımız ne özümüz ne de mayamız bu değil. Ötekileştirme ve bunu çemkirerek yapmak alışkanlığının mazisi çok yok. Umut ve dualarla girdiğimiz 2017 yılı yine bir terör saldırısı ile başladı. Bu defa mekan ve insan profili farklı. Sonuçta, gereksiz tartışmalarla bölünmüş olanlar istemeden de olsa töhmet altında kaldılar saldırı ardından yapılan yorumlarla. “Senin dinin sana benim dinim bana.”* ayeti ve Peygamber Efendimiz’in (sav) hal ve tavırları tebliğ görevini müslümanların nasıl yapması gerektiğini çok net ve açık bir şekilde gösteriyor. 

Günlerdir yılbaşı kutlamaları üzerinden devam eden tartışmalar üzerinden oynanan bölünme oyununa niye geldik? Üstelik birlik ve beraberlik dışında etkili bir silah olmayan şu hassas günlerde. Evet christmas Hristiyanların kutsal bayramıdır. Onlara özgü bir sürü ritüel vardır. Onlar bizim hiç bir dini ve milli bayramımızı bilmez, kutlamaz. Hatta açıkça söylemeseler de İslam düşmanlığı vardır ve islamofobi mağduru çok insan var dünyada. Tüm bunlar bir tarafa, hristıyan adetlerini ya da tüm dünyanın uyguladığı ritüelleri özgür iradesi ile uygulamak isteyenlere karışma hakkı yok. Bizim ülkemizde dinimizin esasları önceliklidir ama uygulamak herkesin özgür iradesine kalmış. Sorgulama ve bunu ötekileştirme malzemesi yapma hangi düşüncede olursanız olun kimsenin hakkı değil.

Niye başını örtüyor?, bu sıcak ve zor günlerde oruç zor, çalışma saatlerinde namaz kılamazsın türünden yorumlar inanç özgürlüğünü engellemedir. Bu söylemleri ve daha fazlasını yaşadık. Hepsi bölme ve kutuplaştırma çabaları… “Hakkın hatırı alidir, hiç bir hatıra feda edilmez.”** Bu hakikatin alternatifi yok, herkes kendi istediği gibi yaşama hakkına sahip. Günah da sevap da Allah’ın bileceği bir değerlendirme. Nasıl yaşarsak yaşayalım, arkadaşız, dostuz, komşuyuz, akrabayız, aileyiz, milletiz. 

Bu yazıda inancımız ya da ideolojik tercihlerimiz değil anlatmak istediğim konu. Zor zamanlardayız… Her attığımız adım her söylediğimiz pusuda bekleyenler tarafından yeni kurgu malzemesi yapılıyor. Bölelim, kolayca bitirelim işi derdindeler. Bu nasıl sevgidir, vatan, millet candan önce nasıl gelir bilemeyecek kadar zayıflar. Birbirimizle kavga edersek onlarla nasıl savaşacağız? Amip değiliz bölünerek çoğalalım, hepimiz aynı ağacın meyvesi farklı renkleriz ve birlikte güçlüyüz. Nice yeni yıllara beraberce…


*30.cuz Kafirun suresi 6.ayet
**Münazarat s.49