Dijital dünyada blog alemi herhalde en aile sıcaklığı modunda olan yerlerdir. Herkes blogunun penceresinden kafasını uzatarak kendini anlatıyor da denebilir. Buraları mahalle gibi sevmemizin bir nedeni de bu olabilir mi? Kapımı tık tıklayıp müsaitsen sana mim getirdim diyen sevgili Daha Mutluyuz‘a hay hay dedim. Mim, çekiliş türü etkinliklere pek katıldığım söylenemez. Blogdan ayrı kaldığım zamanlara rastlayan ya da gözden kaçırdığım çok şey oluyor. 

Okunmuş pirinç yutmadan soruları cevaplıyorum ama herkes kanaat kullansın…

*Bugüne kadar bloguna gelmiş, seni en çok etkileyen (hayal kırıklığına uğratan ya da çok mutlu eden) yorumu paylaşır mısınız?

Yorumlar, okur ve blog yazarının etkileşimi açısından çok değerli, kişisel blog yazarı olarak böyle düşünüyorum. Ben her okuduğum yazıya yorum yazmıyorum ama yazıya katkı verebilecek, merak ettiğim veya ilginç bir anekdot varsa ya da sadece çok güzel demek bazen de bir mutluluk ya da hüznü paylaşmak adına da yazıyorum. Yazılan tüm yorumlar benim için çok değerli ayrım yapmıyorum, kötü bir yorum da hiç almadım. Yalnız bir kaç defa fikir ayrılığına düştüğümüz için uzun uzun yorumlarla yazıştığım arkadaşlar oldu ancak sonuç hep yararlı oldu benim için. Bir yazımda da adsız olarak güzel bir yorum gelmişti, unutmuyorum.

*Okuduğunda günlerce seni etkisi altına alan kitap var mıdır? Varsa hangisidir?

En çok küçükken ve üniversitede kitap okumuşumdur herhalde. Küçükken bir kitaba başladım mı bitirene kadar bırakmazdım. Üniversitede vize ve final dışında bol bol okurdum. Kitap okurken içeri girdiğim başka bir alem olur, yakın zamanda Sabahattin Ali‘nin Kuyucaklı Yusuf kitabında Yusuf karakteri delikanlı haliyle beni etkiledi, bir süre takıldı aklıma. Daha eskilerden Nuriye Çeleğen‘in Aşk-ı Sükun kitabında Hz. İbrahim’in (as) hayatı ve peygamberliğini eşleri Hacer ve Sare’nin gözlerinden ve üçü arasında uhrevi bir olaya beşer gözüyle, en doğal duygu tasvirleri ile bakmak okurken anı yaşamak hissi oluşturdu bende. Farklı bakış açısı ve yerine koymak duygusu etkiledi beni. Daha da eskilerden Oğuz Atay‘ın Tutunamayanlar kitabından bir kaç pasaj hatırlıyorum ama gerisi yok, oysa çok severek okumuştum. Tekrar okuyacağım.

*Hayatında dönüm noktası olduğuna inandığın bir gün, an ya da yıl var mı?

Hayat ve ölüm ikisi de başlangıç. İkisi de çiziyor bizi. Benim için de öyle oldu.

Eksiklerim vardır ama soruları cevaplamaya çalıştım. Başta Daha Mutluyuz ve Satır Arası‘na ve bütün arkadaşlara selam olsun…