ARKADAŞIM(IZ) GOOGLE...

Pazartesi, Şubat 27, 2017


Arama motoru arkadaş olur mu? Ya da oluyorsa bizim halimiz nice olur? Ama durumumuz bu, en yakın arkadaşımızla bile paylaşmadıklarımızı Google ile paylaşıyoruz. Sır küpü sanki, Google ise elindeki secret gücü ile bilgi sağlayıp, saklamaktan öte neler yapabilir bize? Gizlilik, telif hakkı, sansür konuları en çok eleştiri aldıkları konu ama onlar don't be evil-kötü olma mottosuyla çalıştıklarından üzerlerine alınmıyorlar sanırım.

Başka bir açıdan bakarsak Google bizi kuruttu, bitirdi aslında. O genişledikçe biz küçüldük sanki. Aklımıza ne gelirse tıklayıp, ona soruyoruz. Bugün hava nasıl acaba? Hangi yoldan gitsem, trafik nasıldır? Oradan hangi otobüs geçer? Bugün ne pişirsem? Alışveriş yapayım ama ne, nerede, kaça? Dur biraz laflayalım! Bunun gibi bir sürü soru ve planın yolu Google'dan geçiyor. İnternet kavramını ayrı düşünmek gerek, biri online iletişim yolu diğeri o yolda her yerden karşına çıkan  ve zamanla senin ne istediğinden çok kendi istediğini sana fısıldayan adam. Google amca...

Google etkisi nedir?

Bir zamanlar ansiklopediler vardı, onlar karıştırılarak temiz ödevler yapılırdı. Demeyeceğim, çünkü bilgi yenilenen ve sürekli gelişen bir kavram. Onu da ancak hızlı dönüşüm yapabileceğimiz zeminlerde tutabiliriz artık. Tamam ama leb demeden leblebiyi anlayan, hatta Çorum diyen, bizi bizden iyi bilen dev bir bilgi küpü ile boğuşuyoruz. İşin kolaycılığına kaçıp, aklına her geleni bazen gelmeyeni bile o nasıl olsa bilir diyerek danıştığımız arama motorları hafızamızı zayıflatıyor, bilgiyi değil bilginin tıkladığımız kaynağını aklımızda tutmaya başlıyoruz. Buna Google etkisi diyorlar, ben de diyorum ki hafıza kireçlenmesi yaşıyoruz hepimiz, hem de küresel...

Bir düşünürsek, hafızamızdaki bu kadar bilgi içinde ne kadarı güvenilir, ne kadarı kayıtlı ve ne kadarı da tekrar gerektiğinde kullanılabilir durumda? Bilgi çok ama ulaşım metodundan ötürü bizim değil. İnternette, Google'da saklı. Erişim dışı ve Google olmayan durumlarda error veriyoruz yani insanız ama makine gibi yapıyoruz. Çok teknik, hiç organik değil. Haksız mıyım? Böylesi durumlarda elimiz ayağımıza dolanmıyor mu? Adres bulma yetimiz bile konum atmadan aktif olamayacak kadar tembelleşmedi mi? Google'a çok yüklendim, yarın sayfam açılmazsa bu yazdıklarım yüzündendir. Doğru söyleyeni dokuz yazılım sisteminden kovarlar. Ben de Wordpress'e geçerim artık. Ama, yanlışsın burası global köy Google botlarının izin vermediği hiç bir yerde sesini çıkartamazsın diyorsanız, ne yapayım dediklerimin arkasındayım Google'de akıllı olsun!!!

Bilgiç arama çubukları kim?

Google'ın bizi biraz hafıza tembeli ve hazırcı yapmasından çok, arkadaşlarımızı elimizden almasından, boş zamanımızı çalmasından, içimizi boşaltıyor gibi bir hisse kapılmaktan rahatsızım. Kolumuza girip, bana sor bana anlat, ödevini de yaparım diyerek nazikçe çekiştirmesine bozuluyorum. Şu arama çubuğu dile gelse, neler yazıldığını bir söylese... Belli olmaz, arama çubuğuna yazılan tüm zamanların en komik ve ilginç cümleleri şeklinde bir arama çubuğu da oluşur günün birinde. (Yoksa var mı?) Tüm bunları yaparken reklamların, bilinçaltı ve üstü pazarlama tekniklerinin karşısında oturup banner kapamaca oynayarak geçirdiğimiz vakitler de cabası. Yandex Google'ı tahtından edemedi çünkü benzer formattan yürüdü. Ama teknoloji bilmez biri olarak tamamen safiyane olarak diyorum ki, abi havasında, bilgiyi süzerim, seni korurum, ne kadar istersen o kadar bilgi alırsın, her ellini kollunu tıklayan burada olamaz rahat ol diyen bir arama motoru ezberleri bozar. Biraz mafya arama motoru tanımı gibi oldu ama şimdikinin de inisiyatifin hepsini bize bıraktığı söylenemez. Yakında olacak buraya yazıyorum... Ama ne kadar yakın onu bilemem, öğrenmek için de bir yere bakamam. Zaten dijital yayın hayatımı başlamadan bitirmek üzereyim, benden bu kadar!

Tığ işi yapmayı, yufka açmayı bile youtube'a bakarak öğrenen, makyaj hilelerini arama motorundan takip eden ya da artık kendine özel bir tarif defteri tutmayı bırakan bir ev hanımı, arkadaşlarıyla paylaştıklarının azaldığından söz ediyorsa suçlu kim? Google değil her halde.. (aklım başıma gelip geri adım atmıyorum, iğneyi kendime batırıyorum ki yazdıklarım havada kalmasın...) Bilinç altımızla oyun hamuru gibi oynasalar da, bu hemen olan bir durum değil bu konulardaki obez tavrımız bizi bu noktaya getirmiş olamaz mı? En son ne zaman uzun uzun temiz havada yürüdün? Çocukluk hafızanda arkalara tıkılmış güzelim sokak oyunlarını ne zaman uzun uzun düşünüp de, bunları yaşatmam lazım dedin? Bunlar kendime batırdığım iğnelerden bazıları. Hepimizin en tatlı anıları olan çocukluk oyunlarımızla ilgili. Deneyimli Anne, Çocuklara Alternatif Oyunlar Sunulsun yazısında bu konuya çok güzel değinmiş. Hazır bahar yaklaşmışken, yakan top, köşe kapmaca, istop, dokuz sekiz ve daha onlarca oyun için canlandıralım haydi dersek ben varım... 

Eğri oturalım doğru konuşalım dedim, iyi mi yaptım bilmiyorum. Google çalışma şartları ve insana verdiği değer en üst sıralamalarda çıkan bir şirket. Bir Google çalışanının küçük kızı, defter kağıdına el yazısıyla babasının çok çalıştığını, en azından doğum gününde izinli olmasını istiyor. Google, küçük kıza sıcak bir mektupla cevap, babasına da bir hafta izin veriyor. Kıssa bu, hisseyi herkes ayrı çıkartabilir. Ben de buradan Google'a sesleniyorum (madem her yerde botları var!):

Hi Google, madem her şeyi bildiğini ve insana değer verdiğini söylüyorsun, üstelik Blogger da senin. Bu yazımı milyon tıklat, milyonlar okusun da ben de senin samimiyetine inananayım! Haydi bakalım...




BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

18 yorum

  1. Google amca;) Meğer ne çok şey soruyormuşuz ona. Güzel bir yazı olmuş. Çok doğru tespitler yapmışsınız ama sonuç paragrafına yani google seslenme biçiminize bayıldım doğrusu:) Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi amca deyince aileden biri havası da oluyor, değil desek yalan olur.. Google, üniversitede özellikle iletişim bölümü için ders ya da tez konusu olabilecek bir proje. Korkalım mı sevelim mi ne yapalım? Bu zamanda elindeki güç bilgi olan bir oluşumu çok iyi analiz etmek gerek bence. Sıradan bir kullanıcı dahi olsak. Seslenişim cevap bulmazsa bu onların ayıbı.. Sevgiler..

      Sil
  2. Çok bilgilendirici bir yazı.Umarım herkese ulaşır :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Google'ın insafına kalmış, bakalım samimiyet testini gecebilecekler mi? Henüz ses yok. Beklemedeyim...

      Sil
  3. Bu güzel paylaşım için teşekkürler. Bu arada blogunuzu takibe aldım ben de beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum, memnun oldum. Güzellikleri paylaşmak üzere..Selamlar,sevgiler..

      Sil
  4. Teknoloji insanı rahata alıştırırken tembelliği de hücrelerine kadar işledi. Okulda öğrencileri ödevlendirmek ve gereken dönüşü geri almak bile lüks oldu. Google yoksa ödev de yok. "Görevini niçin yapamadın yavrum?" El cevap:"Bizde internet yok öğretmenim." Düşünmeyen,kitap karıştırıp düşünceye yol açmayan nesiller ve bu gidişe dur demenin çaresini bulamayan bizler...Çok yazık...
    Yinr çok güzel bir konu teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında haklısınız, dijital çağ diyerek kitap karıştırmayan, kütüphane bilmeyen bir nesil oluştu.Hersey online olmamalı, araştırmak, bulduklarını harmanlamak en az bilgi kadar kıymetli. Kolayciliga ve tembelliğe kapı açan google yardımınında belki kisintiya gitmek en iyisi. Google'ın kurucuları da Montessori eğitim sisteminde yetismisler. Yapacak çok işimiz var ama bize özgün model gerek sanırım Kaybettiğimiz zamanlar hep uyarlama modellerden oldu. İnşaallah gümbür gümbür arama motorumuz da olur. Sevgiler..

      Sil
  5. Insallah milyon kez tiklanir 😊. Biraz beynimizi tembellestiriyor internet herseyi kolayca buluyoruz. Çok güzel ifade etmissiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar google diye konuştum belki duyarlar, olmuşken milyon olsun bari dedim.Şaka bir yana ben bu tembellik konusunu bariz görüyorum. Küçük kızım bir çok şeyi arama motoruna yazıp kendi başına öğreniyor. Ama yazdıklarına gülelim mi kızayım mı zorlanıyorum.İşimiz var google'la..

      Sil
  6. Eskiden ansiklopedilerden kafa kaldıramazdık. İnternetin tanımını öğretmenim, "Dev bir kütüphane." olarak yapmıştı. Kafamda neler kurmuştum neler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, milyon tane kitabın olduğu ayrı bir gezegen hayali.. Ben internette araştırma yaparken çok kaynaklı gidiyorum çünkü bilgi çok ama doğruluk ve güncellik kavramları esnek. Bu tolere edilebilir bir eksiklik olmalı,hesap soracak muhatap bulamama durumu da ayrı konu..

      Sil
  7. Teklifine ne cevap verecek çok merak ediyorum:))) Bizide bilgilendirirsin değil mi? Herşeyi google sorduktan sonra kısa süreli hafızaya alıp sonra unutuyoruz. Bu da benim tespitim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cevap vermedi... Ama bu hiç olmadı, tamam milyon olmasın ama yüz bin on bin hazırda ne varsa göndersinler isterdim. Kapitalizme kurban oldu bu ilişkide.
      Kısa süreli hafıza olayına google etkisi diyorlar sanırım, hafızayı tembelleştiren de bu. Ekranın bir köşesine Google sağlığa zararlıdır yazılsın!...

      Sil
  8. Çok doğru yazmışsın da o kadar alıştık ki yolsa yürürken dahi ona bakıyoruz nasıl vazgeçilcek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizi bağımlı hale getiren ne varsa onu tamamen hayatımızdan çıkarmak değil de sınırlama getirmek gerek galiba. Sınır koymak kolay değil ama kalıcı çözüm..

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum... İhtiyaç ve merakla ne yazarsam faydasını görüyorum ve keyif alıyorum. Selamlar..

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM