BAŞKA İSTANBUL YOK!

Cuma, Şubat 17, 2017

Yavuz-Sultan-Selim- Köprüsü

İstanbul'da yaşayanlar her gün kucaklaşıyor bu şehirle, bazen aklımızı başımızdan alan yanlarıyla memnun bazen de stres ve yorgunluk veren yanlarıyla mutsuz olarak... Ruhu olan bir şehir, belki biraz nazlı ama bencil değil. "İstanbul'da yaşanmaz artık!" söyleminde ciddi bir durum değerlendirmesi yapmalı ama nasıl? Kentsel dönüşüm ile hem trafik hem kent yaşanmaz hale geldi, yeşil iyice azalırken trafik sorunları iyice arttı. Eminim trafiğe çıkan herkes 1-2 yıldır iyice kördüğüme dönen yollarda zor saatler geçirmekten yakınıyor. Kentsel dönüşüm ve yeni projelerle sokak aralarının da inşaat şantiyesi haline gelmesi, hafriyat kamyonlarının doldurduğu caddelerin günün en sakin saatlerinde bile tıkanması artık alıştığımız görüntüler oldu. Projeler bittikten sonra daha da yükselen binalardan trafiğe çıkacak fazladan araçlar ve bu yoğunluğa yetersiz kalan yollar ise çözülmesi gereken ayrı bir problem. İstanbul bu yükü daha ne kadar taşır?

Trafikte sık sık "buradan çıkış yok" paranoyasına kapılıyorsak, İstanbul'da trafik sorunu nasıl çözülür sorusunu el birliği ile düşünmeliyiz. Sorun aynı ama akıl akıldan üstün, öyleyse bu ses duyulsun, lafta kalmasın ve artık birileri bu konuya ciddi bir el atsın. Trafik ve kentsel dönüşüm ile iyice yorulan bu şehir bir gün yığılıp kalacak, altında ezilen de biz olacağız. Kentsel dönüşümü bu şehri kurtarmaktan çok yağmalamak gibi algılamak ne acı! Gökyüzüne doğru fazladan atılan birkaç kat birilerini ihya ederken, her yeni projede mutlaka yer ayrılıp şu kadar da ağaç dikeceksin diyen niye çıkmıyor? İstanbul'un tarih boyu taşıdığı flora mirası hiç mi önemli değil? Bu güzel şehre dev beton balyozlarla kıymak nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Avrasya-Tüneli

Yavuz Sultan Selim Köprüsü Boğaz'da trafiğin yükünü aldı, güzel oldu. Avrasya Tüneli, karşıya geçmenin çileye dönüştüğü anlar için can simidi gibi. Hepsi iyi hoş ama yetmiyor, trafik sorunu öyle büyük ki adeta yatırımları yiyip anında hazmeden canavar gibi. İstanbul'da trafik sorununun çözümü için yeni projelerle şehrin altını üstüne getirseniz de, üzerine bina edilen yeni İstanbul çabası buna köstek oluyor. Bu konu uzmanlık gerektiriyor, aklımız kısa kalabilir ama herkesin fikrini eklersek belki işe yarar çözümler çıkar. En azından sesimiz çıkar...

Kentsel dönüşümden yorulan İstanbul'un trafik sorununa çözüm önerileri...

*Kentsel dönüşüm projeleri, ilçe/mahalle bazında yeniden düzenlenmeli. Çünkü çoğu mahallede birden çok inşaat var. Proje sayısında sınırlama, hafriyat ve inşaat kamyonlarının günün belirli saatlerinde çalışması gerektiğine değin bir dizi düzenleme yapılması şart. Belki yapılıyordur, o zaman kontrolünün sağlanması gerekli çünkü bir sokakta çok sayıda inşaat yapılması en az bir yıl orayı trafiğe kapalı alan haline getiriyor, etrafı ise tam bir kördüğüm.

*Sabah ve akşam saatlerinde artan trafik yoğunluğunu rahatlatmak için; okulların ders başlama ve bitiş saatlerinde mesai saatleri ile çakışmayacak şekilde geçici düzenlemeler yapılabilir. Trafiğe çıkan servis aracı sayısı düşünüldüğünde en azından denemeye değer bir uygulama olabilir.

*Sosyal medyayı aktif kullananlar "yalnız gitme arkadaşını/komşunu da al!" dese, bu kadar etkileşim halinde olan milyonlardan hiç mi ses gelmez? Sabah ve akşam trafiğinde, ömrünü yolda geçiren E5 ve TEM yolcuları ne diyorsunuz? 

*Mobil trafik denetim ekipleri ya da gönüllü trafik denetçileri arttırılsın, zaten trafik yoğun bir de -kural tanımaz grupları- ile savaşmayalım. 

Kent içi ulaşım yolları revize edilip, yeni ve büyük projelerin altyapı çalışmaları ile eşleştirilene kadar epey bir yorulacağız. Ben, "İstanbul seni kaybetmek istemiyorum." diyorum. Yoksa, dünyada trafik sıkışıklığında 1.sıraya yükselen İstanbul için artık çok mu geç? Herkes fikrini bağıra bağıra söylemeli çünkü başka İstanbul yok!


BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

14 yorum

  1. Güzel konu, elinize sağlık. Trafik İstanbul'un başlıca sorunu bunu aşmak için sürekli köprüler falan yapıyorlar ama sorun bence kurallara uymayan şöförler...

    YanıtlaSil
  2. Şöförler tüm ülkenin sorunu ama İstanbul'a özel bir kitle var bunu kabul etmek gerek. Örneğin Minibüs caddesi dediğimiz güzergah o hattın şöförleri tarafından kuralsız araba kullanmanın örneklerinin verildiği yerdir. Köprü, tünel, metro hepsi gerekli çünkü kalabalık artıyor yollar aynı. Matematiğe ters..

    YanıtlaSil
  3. Tarihi Yarımada'yı gezdikten sonra geri dönülecekse İstanbul çok güzel o zaman.... Eskiden dönülmeden de güzeldi :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihi yarımadanın silueti de nasibini aldı betondan... Bindiğin dalı kesmektir İstanbul'da yaşananlar...

      Sil
  4. Güzelde minibüs şoförleri ve onlar gibi olan diğer sürücüler o yetkiyi nereden alıp da öyle kullanıyorlar diye düşünmek gerekir. Bir kere insanlara trafik kültürünü aşılamalı ve de çok caydırıcı uygulamalar yapılmalı.
    Çok güzel bir konuyu ele almışsınız kaleminize sağlık.
    Sevgiler.

    not: Kanada' da yaşam hak. Yazın demiştiniz yazdım: bilginize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben minibüs şöförlerinin mafya olduğunu düşünüyorum artık, illegal ve bu kadar fütursuz dacranışlar başka nasıl bir kavrama dayanır bilemiyorum. İşleri zor, trafik zor diyorum ama onlar ne ana ne bacı dinliyor. Bence minibüs hattını devlet işletsin ve sıkı bir hizmet eğitimi ile vatandaşı memnun eden bir anlayış olsun. Madem yaşıyoruz ve seviyoruz bu şehri uygar ve insani hizmet anlayışı istemek bizim hakkımız.
      Kanada dünyada yaşanılası yerlerin başında geliyor sanırım, birebir aynısı olmaz ama ideal olandan esinlenerek revize edebiliriz sistemimizi. Yazan elleriniz dert görmesin, sağ olum. Sevgilerimle..

      Sil
  5. İstanbul trafiğinde gördüğüm şey eğer bir kaza varsa o yol tıkanıyor. Tıkanma yol kapatıldığından değil, herkes olay yerinden geçerken kazaya bakmak için yavaşladığından arkada en az 3-5 km trafik kuyruğu oluşuyor. Halbuki sadece bir şerit kapanmış. :) Üzüldüğüm diğer konu ise o İstanbulu'un kuzeyindeki ormanların arasına yavaş yavaş evlerin yapılmaya başlanması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, sistemi suçlamaktan önce insan unsurunu bir düzeltmek gerek yani kendimizi.. Yakın zamanda böyle bir kazaya tam olduğu sıra tanık oldum, devrilmiş ve içinde yolcusu sıkışmış kamyoneti cep telefonuyla çekeni bile gördüm! Dünyanın sonu geliyor diye feveran edenlerin, yeşilden yoksun insanı yiyip bitiren betonarme yaşam artışını görmesi gerekir. Evler çok, arabalar çok, insan çok kural yok. Başka İstanbul yok..

      Sil
  6. İstanbul şehri,beni hep korkutan bir şehirdir.İstanbul'da yaşayanlara Allah kolaylık versin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.. Ankaralılar da az fanatik değiller şehir sevgisi konusunda. Ben öyle gözlemledim, hem Ankara'lı tanıdığım kim varsa çok sıcak, içten. Az stres çok huzur galiba.

      Sil
  7. Neden hala doğayla çıkarlarımızı çatıştırıyoruz. İstanbulun yakasından düşsek ya artık. Bırakalım bina, araç ve insan yüklemeyi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklı selim sorularımız hep cevapsız kalıyor. Ben de bir çoğumuz gibi bu soruları sorarım hep. İnsan sevdiğine böyle mi yapar ha şehir ha insan. Onu bitiriyorsan sevmiyorsun demek ki..

      Sil
  8. Yillarcs o trafikte ise gidip geldim eminim simdi daha kötü olmustur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülü seven dikenine katlanır deyip devam ediyoruz.. Biraz budansa iyi olacak ama..

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM