İstanbul’da yaşayanlar her gün kucaklaşıyor bu şehirle, bazen aklımızı başımızdan alan yanlarıyla memnun bazen de stres ve yorgunluk veren yanlarıyla mutsuz olarak… Ruhu olan bir şehir, belki biraz nazlı ama bencil değil. “İstanbul’da yaşanmaz artık!” söyleminde ciddi bir durum değerlendirmesi yapmalı ama nasıl? Kentsel dönüşüm ile hem trafik hem kent yaşanmaz hale geldi, yeşil iyice azalırken trafik sorunları iyice arttı. Eminim trafiğe çıkan herkes 1-2 yıldır iyice kördüğüme dönen yollarda zor saatler geçirmekten yakınıyor. Kentsel dönüşüm ve yeni projelerle sokak aralarının da inşaat şantiyesi haline gelmesi, hafriyat kamyonlarının doldurduğu caddelerin günün en sakin saatlerinde bile tıkanması artık alıştığımız görüntüler oldu. Projeler bittikten sonra daha da yükselen binalardan trafiğe çıkacak fazladan araçlar ve bu yoğunluğa yetersiz kalan yollar ise çözülmesi gereken ayrı bir problem. İstanbul bu yükü daha ne kadar taşır?

Trafikte sık sık “buradan çıkış yok” paranoyasına kapılıyorsak, İstanbul’da trafik sorunu nasıl çözülür sorusunu el birliği ile düşünmeliyiz. Sorun aynı ama akıl akıldan üstün, öyleyse bu ses duyulsun, lafta kalmasın ve artık birileri bu konuya ciddi bir el atsın. Trafik ve kentsel dönüşüm ile iyice yorulan bu şehir bir gün yığılıp kalacak, altında ezilen de biz olacağız. Kentsel dönüşümü bu şehri kurtarmaktan çok yağmalamak gibi algılamak ne acı! Gökyüzüne doğru fazladan atılan birkaç kat birilerini ihya ederken, her yeni projede mutlaka yer ayrılıp şu kadar da ağaç dikeceksin diyen niye çıkmıyor? İstanbul’un tarih boyu taşıdığı flora mirası hiç mi önemli değil? Bu güzel şehre dev beton balyozlarla kıymak nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Yavuz Sultan Selim Köprüsü Boğaz’da trafiğin yükünü aldı, güzel oldu. Avrasya Tüneli, karşıya geçmenin çileye dönüştüğü anlar için can simidi gibi. Hepsi iyi hoş ama yetmiyor, trafik sorunu öyle büyük ki adeta yatırımları yiyip anında hazmeden canavar gibi. İstanbul’da trafik sorununun çözümü için yeni projelerle şehrin altını üstüne getirseniz de, üzerine bina edilen yeni İstanbul çabası buna köstek oluyor. Bu konu uzmanlık gerektiriyor, aklımız kısa kalabilir ama herkesin fikrini eklersek belki işe yarar çözümler çıkar. En azından sesimiz çıkar…

 


Kentsel dönüşümden yorulan İstanbul’un trafik sorununa çözüm önerileri…

 


*Kentsel dönüşüm projeleri, ilçe/mahalle bazında yeniden düzenlenmeli. Çünkü çoğu mahallede birden çok inşaat var. Proje sayısında sınırlama, hafriyat ve inşaat kamyonlarının günün belirli saatlerinde çalışması gerektiğine değin bir dizi düzenleme yapılması şart. Belki yapılıyordur, o zaman kontrolünün sağlanması gerekli çünkü bir sokakta çok sayıda inşaat yapılması en az bir yıl orayı trafiğe kapalı alan haline getiriyor, etrafı ise tam bir kördüğüm.

*Sabah ve akşam saatlerinde artan trafik yoğunluğunu rahatlatmak için; okulların ders başlama ve bitiş saatlerinde mesai saatleri ile çakışmayacak şekilde geçici düzenlemeler yapılabilir. Trafiğe çıkan servis aracı sayısı düşünüldüğünde en azından denemeye değer bir uygulama olabilir.

*Sosyal medyayı aktif kullananlar “yalnız gitme arkadaşını/komşunu da al!” dese, bu kadar etkileşim halinde olan milyonlardan hiç mi ses gelmez? Sabah ve akşam trafiğinde, ömrünü yolda geçiren E5 ve TEM yolcuları ne diyorsunuz? 

*Mobil trafik denetim ekipleri ya da gönüllü trafik denetçileri arttırılsın, zaten trafik yoğun bir de -kural tanımaz grupları- ile savaşmayalım. 

Kent içi ulaşım yolları revize edilip, yeni ve büyük projelerin altyapı çalışmaları ile eşleştirilene kadar epey bir yorulacağız. Ben, “İstanbul seni kaybetmek istemiyorum.” diyorum. Yoksa, dünyada trafik sıkışıklığında 1.sıraya yükselen İstanbul için artık çok mu geç? Herkes fikrini bağıra bağıra söylemeli çünkü başka İstanbul yok!