Akşamlar nasıl güzel böyle?… Biten, yok olan bu kadar etkileyici olabilir mi? Güneş diğer tarafa dönerken, son ana kadar bulutların arasından sızmakta ısrar ediyor, altın bir kızıllık, görkemli bir veda, geceye devir teslim törenindeki seyirlik seremoni. Hayatdar olmasa idi, bu kadar keyif verir miydi? İçine Hayy giren ne varsa, bitmek yok, yok olmak yok… Yenilenmek var, artmak var, sonsuzluk var… Akşam güneşi huzur veriyor, bitmiş gibi görünenle hiç bitmeyecekmiş gibi görünen aynı sözü söylüyor. Devam…

Akşamları neden hüzünle özdeşleştirilir anlamam ki… Topraklama yapmak için fırsat. Ne kadar kötü enerji, birikmiş hınç varsa bir yerlerde durup, onları toprağa bırakmak lazım. Bedeni yoran ne varsa arınmak lazım. Akşam güneşini buldun, sakin bir yer kaptın ne ala. Bunlar yoksa, yine de gözlerini kapatıp kısa süre de olsa, ne oldu ne bitti bir düşün hele. Eve giderken bitsin hesap kitap işi. Evin içine girmesin dünyanın yükü kederi. Özneler, nesneler kendi aralarında kozlarını paylaşsın, yüklemlere iş kalmasın. Bugün olan oldu, yarın yeni bir başlangıç. Tam devir teslim yaparken gün, arada hızlıca geride kalanda bırak gamı, tasayı ,kederi. Son bir kere kısacık bir bakayım deme, arsızdır dünyanın tasası gelir arkandan, rahat bırakmaz seni. Her akşam muhasebe saati, belki o yüzden hüzünlü derler akşamlar için. Her akşam ömür gibi, elde ne var demeye kalmadan gecenin karanlığının elini kolunu bağlaması hissi… 

Tam gün batarken günlük hesabı yaptık, topraklama ile kaçaklardan kurtulduk. Eve huzur kalsın. Ama yalnız, ama aile kimle paylaşıyorsan hayatı, akşam vakti dünyadan biraz silkelenmiş olmak, hafiflemiş olmak iyi gelir. Yoksa gecenin karanlığı zaten vesvesenin, şüphenin en sevdiği. Akşam güneşi ol, hem geceye hem yarına ışık… Ruhunu dinlendiren ne varsa yap ardı sıra. Siperde olmanın rahatlığı ile gevşe, çünkü yarın yine kaldığı yerden devam mücadele.

Akşamları en yorgun saatlerde o günün son hız denemesini de yapıyoruz sanki. Trafik en yoğun, alışveriş en kalabalık, internet en dolu zamanlarını yaşar. Enerjimizin en tükendiği saatlerde son bir hamle ile günü kapatma telaşı yaşarız. Yakalarsak gün batımını seyretmeye doyamayız, hiç bıkmayız bu rutinlerden, gün doğumundan, grup vakti güneşin batışını izlemekten… Halbuki hemen bıkmak, sıkılmak en muzdarip olduğumuz tarafımız. Ama sıkılmadığımız, heyecanla bir daha bir daha yaşadığımız kısacık hayatımız gibidir bu saatler. Böyle bakınca yaratılan ne varsa mucize gelir. Sonrasında dünyalık tasalarını koy sepete, gördüğünün de gerisinde olanları düşünmeye talip ol. Pazartesinin sendromu, depresyonun maksimumu, sevgine karşılık vermeyenin tasası ve dahası arkada kaldı. Akşama hüzünlü demeden önce, gün bitti demeden önce bir kez daha düşünmeli. 

Güneş çekildi demin,
Doğdu bir renk akşamı.
Bu, bütün günlerimin
İçime denk akşamı…

Ne çok tabumuz var, ne çok ön yargılarımız, belki onları akşama kadar taşımaktan ve yaşamaktan yorulduğumuz için pilim bitti diyoruz. Oysa kainatta biten bir şey yok, ne varsa sürekli tavaf halinde. Global köyümüz dünyada senin akşamın benim sabahım diye diye geçinen koca bir avuç insanız sonuçta. Kasmanın, gerilmenin akşam oldu hüzün, sabah oldu stres yaşamanın alemi yok. Öyleyse herkese akşamın da en güzeli sabahın da…