Havalar ısınmaya başlayınca, yaz özlemi ve tatil hatıraları da sık sık aklınıza geliyor değil mi? Benim geliyor, Egeli bir İstanbullu olarak hem yaz hem kış karın doyurmak ya da açlığı yatıştırmak için Alaçatı Kumrusu tarifini paylaşmak istiyorum. Biraz da içinizi ısıtıp, yaz gibisi var mı dedirtecek fotoğraflarla birlikte…
 
İzmir’in özel lezzetlerinden, Alaçatı Kumrusu, yazın denizde acıktıktan sonra doyurucu, hafif ve lezzetli bir yemek arayanların ilk tercihlerinden biri. Zengin malzemeli çeşitleriyle ana yemek olarak da yenilen kumrunun özü peynir, domates, simit üçlüsü ama hamuru, şekli, pişirmesi derken ortaya özgün bir lezzet çıkıyor. Yolunuz İzmir’e düşerse denemenizi öneririm, ama beklemenize gerek yok hemen yapabilirsiniz, tarifi veriyorum. Sağlıklı ve hafif beslenmeyi sevdiğim için en sade haliyle fotoğrafladım ama lezzetini artıran püf noktaları var, hepsini anlatıyorum.
 

İzmir kumrusu tarifi

*2 su bardağı un
*1 paket kuru maya
*1 çay bardağı ılık su
*2 yemek kaşığı sıvı yağ
*1 çay kaşığı tuz
*1 çay kaşığı şeker
*1 çorba kaşığı pekmez
*susam

Hamurunuzu hazırlayacağınız kaba unu koyun ve üzerine kuru mayayı serpin. Tuz, şeker ve yağı da karışımın üzerine gezdirdikten sonra ılık suyu azar azar dökerek yumuşak bir karışım elde edin. Üzerini kapatıp, ılık bir yerde 30-45 dakika kadar mayalanmasını bekleyin. Kabaran hamuru gerekirse biraz daha un ilavesi ile elinize yapışmayacak bir kıvama getirin. Çok yumuşak bir hamur elde ettik, ona kayık şekli verip tepsiye diziyoruz. Üzerlerine sulandırdığımız pekmezden bolca sürüp, susam da serptikten sonra önceden ısıttığımız 200 derece fırına veriyoruz. İlk 15 dakika sonrası ısıyı 180 dereceye düşürüyoruz. Kızarıp, çatlayıp ağzımızı sulandıran görüntüyü aldık mı, fırından çıkartıyoruz.

İzmir kumrusunun lezzet sırları ise şöyle: 

Büyük taş fırınlarda pişen kumruların hamurunda nohut mayası kullanılır.
İster domates-peynirli ister yengen kumru olsun malzeme konulmadan önce içine biraz tereyağ sürüp ızgarada renk alana kadar kızartılır. Evde teflon tavada da bu işlemi yapabilirsiniz. Yengen nedir, kim diye soranlar olabilir. Yengen, jülyen doğranmış salam, sosis, sucuk ve ketçap, mayonez ikilisine eşlik eden turşulardan oluşan kumru çeşidine deniyor. Önce gözünüz doyuyor, sonra da mideniz. Hepsi, ızgarada pişmiş ve kumrunun içine girmiş. Lezzet garantili…
Tatlı ne yapalım, onu da söyle derseniz, Alaçatı muhallebisi‘ni öneririm. Afiyet olsun, biraz gezmek isterseniz, buyrun…


Alaçatı evleri meşhur… Cumbaları, ahşap kapı ve pencereleri, çoğunda avlu bulunması ve taş evler olması başlıca özellikleri. İmrendiğimiz, bir gün hep kaçmak istediğimiz yerdeki evlerin özelliklerini taşıyor. Doğal, sıcak… 


Alaçatı sokakları her bir köşesi biraz film seti ya da stüdyo gibi… Düşünülmüş, kurgulanmış, detaylarla temalar oluşturulmuş. Evleri, masa-sandalyeleri, havası, çiçeğiyle tam bir Ege atmosferi. Ama kalabalık, kozmopolit, gürültülü derseniz ya baharda yolunuzu düşürün ve bol bol Ege otları ve lezzetlerinden tadın ya da yazın sabah saatlerinde serinlikte bir dolaşın buraları…


Eskiden sakin köy sokakları olan yerlerde artık her mekandan ayrı bir renk ve ses yayılıyor. Tatilciler, yerli ve yabancı turistler, popüler yerlerin bildik manzaralarından gelin-damatlar da var her yerde. Bu sıcakta, bu telaşta gelip burada fotoğraf çektirmeyi nasıl düşünüyorlar derseniz, ben de merak ettim. Çoğu çift düğünden sonra gelip fotoğraf çekimlerini yapıyormuş. Güzel anılar için değer demek ki.


Yaz mevsiminin rahatlığını, sadeliğini, özgürlüğünü seviyoruz. Biraz düşününce her mevsimde her yeni günde öyle güzellikler var ki alışıp gözden kaçırdığımız. Hepsine şükürler olsun…