DOSTLUK DENİNCE AKLA NE GELİR?

Perşembe, Mart 16, 2017

Arkadaşlık

Dostluk denince aklına ne gelir? Güzel soru, cevap veriyorum, inci tanesi ve boza gelir?!... Çünkü bana göre dostluk bir inci tanesicanlı istiridyenin içinde, zorluklarla büyüyen mücevher misali. Nasıl anne karnında mucizeyle, zahmetle büyür bebek, candır. Dost da öyledir, senden bir parçadır. En umursamaz görünenin bile yüreğinde bir yer saklıdır dosta özel. Üzülürsün yüzünden anlar, hasta olursun koşar. Bazen sıkışırsın, yaslanmak istersin, destektir. Anlaşılmaktır derdin, konuşmak, anlatmak istersin. Hep anlatayım ama benden başka kimse bilmesin dersin, sana kendini tutan aynadır...

Son zamanlarda "insan biriktirmek" sözünü sık sık duyuyorum. Hep bir yerlere yetişmek, koşturmak, arttırmak çabası dostluklarımızı savurdu biraz. Bir kahve, iki çift dost sözüyle hafifleyen yüklerimiz... Hiç konuşmadan bir bakış ve muzır bir gülümsemeyle anlaşan hallerimiz... Sarıldık mı, bunun adı sevgi dediğimiz kucaklaşmalar... Bunlara hep ihtiyaç var.

Dostluk sınır, sanal tanımaz... Yenilensin, dönüşsün ama değişmesin. Telefonlar, sosyal medya hesaplarıyla dolan zamanlarda, dostlukları doğal haliyle yeterince yaşayamaz olduk. Biz tadını almışız, yüreğimize koymuşuz. Dostluklarımız, yenilenir, dönüşür ama değişmez. Ama çocukların, ileride büyütecekleri dostluklarını yaşamak için yardım ve yönlendirmeye ihtiyaçları var. Ben ellerindeki oyuncağı almadan, küçük avuçlarının içine inci taneleri de koyabilsinler istiyorum... Dijital dünyaya bir sözüm yok. Buradayım ve mutluyum. Eyvallah... Ama, çocuklar bizim sahip olduklarımızı da kaçırmasınlar. Teknolojiye rağmen değil, birlikte daha fazlasına sahip olsunlar. Gün içinde, teknoloji on/off saaatleri mi yaparız? Haftada bir dijital oruç mu tutarız? Bir şeyler yapalım ki avucumuzun içindeki inci taneleri kayıp gitmesin.

Dostluk denince bir de aklıma boza geliyor, bildiğimiz boza, Vefa bozası... Kış geceleri sokaklarda elinde güğüm "bozaaa" diye yanık yanık bağıran girişimcilerden birinin, artık dükkan açma zamanı geldi demesi sonucu namı almış yürümüş bir İstanbul klasiğidir Vefa bozası. Bu arada tadı güzeldir, her damağa hitap eder. Biraz ekşi, biraz tatlı, tarçın aroması olmazsa olmazıdır. Lakin leblebiyi çözemedim, gurmelere sormak lazım, vardır bir hikmeti. Başka? Vefa, İstanbul'da bir semt. Ama vefayı soruyorsanız, vefalıyı arıyorsanız elimde olsa blog sizin biliyorsunuz. Yok... Gerisi de gelmiyor. Daha geçen dediler, artık üretilmiyormuş. İnsanlar şaşkın, -olmadan olur mu abi- diye soruyorlarmış birbirlerine. Ne yapalım?

Allah'tan bende 3-5 tane var. Bir kaç kat tülbentin içine sardım, çekmecenin arka tarafına yerleştirdim. Ara sıra açıp bakıyorum. İşaret parmağımla dokunuyorum. Sanırım o sıra "aguu" da yapıyor olabilirim. Sonra tekrar sarıp, yerine koyuyorum. Yattığım odada saklıyorum, daha huzurlu uyuyorum sanki.
Çocuklara da en güzel miras. Para, mal, mülk ne ki? Vefalı dostun mu var, bu zamanda parmakla gösteriliyorsun. Ben diyorum ki, bu tülbent arasındakiler kurtaracak bizi, az-maz nefeslenecek kadar olsun yeter. Ne yapalım onsuz olmaz ki... Vefa olmadan dost olmaz ki. Vefa olmadan insan olmaz ki. Sevgi, aşk, merhamet ne varsa, hepsi onda saklı. Vefa dostluğun, insanlığın ömrü demek, gerçekliği demek. Vefa bitti mi, o dostluk öldü demek...

Vefasızlıkla karşılaşınca aklınıza, Vefa İstanbul'da bir semt'tir, gelsin. Deyin ki tarihi bir semt, yaşandı gitti. "Dünle beraber gitti cancağızım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."

Vefasızlıkla karşılaşınca aklınıza, Vefa bozacısı gelsin. Bu defa damağımda ekşi bir tat bıraktı ama, bunun içinde tatlı da var mis gibi koku da var. Bu defa alamadım, olmadı. Nasip değilmiş deyin. Sakın üzülmek yok. Unutmayın İstanbul'da semt çok! Kalbimize çizik atan konuyu biraz tebessüm katarak yazmak kolay değil. Kendime söylüyorum ama herkese faydası dokunsun. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla hesabı. Burada gelin benim, okuyucu her zaman evin kızı/oğlu. Peki sizin dostluk denince aklınıza ilk ne geliyor?

Taş gibi dostluklarınız olsun, eskimeyen, bozulmayan, yerinde kalan... Bugünlerde hep sevgi, dostluk yazıyorum ama hareketli yazılar yakında...

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

24 yorum

  1. Ne güzel anlatmışsınız dostluğu...Evet,gerçek dostlukların tadını alınca ayrılmak istemiyor insan.Ve en çok da onları özlüyor.Bu arada bozayı da severim güzel kurulmuş dostlukları da.Kaleminize,yüreğinize sağlık.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Az olsun öz olsun.. Arkadaşlık da çok değerli, vazgeçilmez ama gerçek dostun yeri başka. O yüzden dost bildiğinden vefasızlık görmek ağır geliyor insana. Candan dostluklarımızın uzun ömürlü olması dileğiyle o zaman. Sevgiler..

      Sil
  2. Teknoloji ile bu kadar haşır neşir olan nesil için maalesef değerini yitiren kelimeler dost ve vefa. Oysa ki dostun sıcacık bir tebessümün yerini telefon ekranlarından gönderilen o sarı emojiler asla tutamaz. Keşke insanlar bu ayrımın farkına varabilse. Bu konuda ben çok şanslıyım. Kilometrelerce ötede olmama rağmen hiçbir zaman bağımın kopmadığı dostlarım var. Senede bir kere yan yana gelebiliyoruz ve o an sanki aramıza hiç o kmler girmemiş gibi hissediyoruz. Sanki dün ayrılmışız da bugün yeniden buluşmuşuz gibi. Bu yazı beni çok duygulandırdı. Umarım ki herkesin hayatında dostum dediği birileri bulunur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok şükür ben de mesafe ve zamanın eskitemediği dostlara sahibim. Az ama değerli ve zor bulunan ne varsa az oluyor zaten. Teknoloji beni hiç tatmin etmedi bu anlamda, aksine daha çok sesini duymak, konuşmak, dokunmak istedim. Dostlarımın sevgisi, vefası kadar onlar için verilen emek, özveri de insanı çoğaltıyor. Matematik, akıl yürütme işi değil bunlar. Ben de dileğinize katılıyorum, herkesin sarılacağı bir dost yürek olsun..

      Sil
  3. Ne güzel yazmışsınız, keyifle okudum, elinize yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun, hepimiz için bazen anne baba ya da eşten bile daha yakın değil mi dostlarımız? Yeri büyük olunca vefasızlık oldu mu acısı da büyük oluyor. Allah kimseyi yalnız ve bir tane de olsa dostsuz bırakmasın..

      Sil
    2. Kesinlikle bazı dostlar her şeyden öte olabiliyor. Arada yaşanan tatsızlıklar ise çok çok acı veriyor.

      Sil
  4. Dost sandığımız insanlar koşullar ve durumlar değişince ortadan kayboluyorlar. Gerçek dost bulmak ve dostluğu sürdürebilmek çok zor maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bulmak da sürdürmek de zor, zaten bir iki tane esaslı dostu varsa insanın yetiyor. Kadınlar duygusal, vefasızlıklar yıpratıyor ama erkeklerin daha realist görünen dünyasında da durum farklı değil sanırım. Yine de az da olsa yürekten dostlar şükür sebebimiz..

      Sil
  5. Yüreğimi ışıtan dostlarım var şükür. Yüzlerini görüp seslerini işittiğimde ruhumda bahar çiçekleri açtıran,günümü güneşin sıcağıyla ısıtıp ışıtan dostlar...Arada mesafelerin ve yılların olması ancak güçlendirdi bu dostlukları. Bak, içim ışıdı şimdi. Gün güzel başladı...Blog dostluklarını da unutmamak gerek. Yüzünü görmeden, sesini işitmeden yüreklere salınan sıcaklık yabana atılır gibi değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gönülnüze sağlık, tam da anlattığınız gibi dostlar liman gibiler hayatımızda, dinlendiğimiz, güç topladığımız.. Mesafe ve zamanın yıpratmadığı dotluklardan benim de var çok şükür. Bloglara gelince tamamen katılıyorum, nasip olur da karşılaşırsak çok uzun yıllardır tanışıyormuş gibi sarılıp saatlerce sohbet edeceğimiz dostluklar da oldu. İyi ki varsınız..

      Sil
  6. Önemli bir yazı.+1 YAPAMADIM :( Tuşu bulamadım :(Sayı çokluğu değil nitelik önemli.Nitelikli dostlar biriktirmek dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostlukta nitelik önemli gerçekten, güven ve her şeyi paylaşamak söz konusu. Arkadaş çok olabilir ama dost öz bir kaç tane yetiyor insana. Siz yoğunluğunuza rağmen çok verimli ve etkileşimli bir okursunuz bloglarda. Bu etkileşim sayısız +1 olarak dönüyor bana. Ben bu alışkanlığı edinememiş biri olarak kendime kızıyorum ama çok şükür her yazıdan nasibime düşeni alıp mutlu oluyorum. Elinize sağlık, hepimize dostlarımızla daha mutlu yaşam...

      Sil
  7. Yıllarca görüşmesen bile karşılaştığında kaldığın yerden devam edersin, sen söylemeden derdini hisseder ya işte onları kaybetmemek lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ömürlük dostlardan edinmek de bir nasip aslında, hem bulmak hem de böyle dostluğu korumak, üstelik insanları yalnızlığa iten bu kadar sebep varken.. Saklayıp, koruduğumuz hazineler gibi aynı..

      Sil
  8. Dostluk emek istiyor. İlgi, vakit, enerji. Başka türlü olmuyor. Ben pek iyi bir dost değilim sanırım. Çok dostum da olamıyor haliyle.

    YanıtlaSil
  9. Dedikleriniz doğru emek,ilgi, zaman ister dostluk ama enerjiyi verir bence. İyi bir dost olmadığınız görüşüne katılmıyorum, gereklerini bu denli iyi analiz edip kendinizi de eleştirme cesaretini de gösteriyorsunuz, bunu herkes yapamaz. Dostluk da yürekden olmak önemli. En önemlisi ise dost istersen Allah yeter diyebilmek.. Bu yazıyı yazarken sık sık aklıma geldi Gerçek ve ebedi dostumuz bize bu yakınlığı hissettiren Cenab ı Allah.. Eminim hepimiz için öyle, ama siz de dilinizde kelamını vird etmişsiniz belki öyle çok içinizi doldurdu ki dünyevi dostluklara yer azaldı. Önce Hakk'ın sonrada hayırhah olabilecek yakınlarımızın dostluğu nasip olsun bizlere..

    YanıtlaSil
  10. Dost... samimiyetsiz dünyada samimi bir dost olsa gerek en büyük dünya nimeti

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Samimiyetsiz dünyada samimi bir dost... İlaç gibi hediye gibi dünya nimeti gibi. Yazılarınızı özlüyorum, dilerim her şey yolundadır.. Anneliğin en yoğun zamanları, güzel telaşlarınız olsun yeter ki, sevgilerimle...

      Sil
  11. Hayat meşgalem omuzlarımı yara yaptı. Biraz hafiflesin döneceğim. Dağınık anneyle olan muhabbetimiz var sırada ama yazamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yara hepimizde var, bazılarının yer edip bir ömür taşıdığı izler dahi vardır. Ama dönüp baktın mı yaşanmışlıklrım bunlar diyerek sevip, sahipleniyor insan. Merakla bekliyorum yazılarını..

      Sil
  12. Dostluk nefes almak gibi bir şeydir yoksa nefessiz kalınmış tır nefesi bol ömürler olsun GönülgultekinÇetin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin çok doğru, ben de hep nefes diye tanımlarım gerçek dostlukları. Babamın bir sözü vardı, ben de hep söylüyorum. Dostluk bizde pazara kadar değil mezara kadar. Ben ona ekleme yaptım ebede kadar evvelallah. Çok sevgilerimle...

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM