Kadınlarla ilgili bir yazı yazılacaksa sıcak, renkli, enerjik, duygusal ve herkesi saran bir yazı olmalı. Kadın deyince aklına hemen annesi gelen var, sevdiğini düşünüp mutlu olan var, kardeşini hatırlayıp gülümseyen var, hepsinin yerine eşini koyup bağlanan var. Peki dünyanın savaşında da barışında da en çok zarar gören niye kadınlar? Yukarıdaki fotoğraftaki gibi göstermelik bir kırmızı gül kadının kendini yalnız, çaresiz, ümitsiz hissetmesini engellemiyor. Dünya ehli neyin içini boşaltmışsa, onu kutsuyor görünmeyi seçmiş hep. Neredeyse 365 güne bir anlam yüklemeye çalışarak… Bir gün değil her gün edebiyatı yapmak, bu tür popüler söylemler değil niyetim. Ama bu sokakta söylemeliyim doğru bildiğimi, üstelik dokuz kere düşündükten sonra…

 
Kadınlar günü, sevgililer günü ve daha pek çoğu… Milyonlarca çocuk savaştan, açlıktan, türlü çeşit dertten ölürken onları düşünmeyen dünya, analarını çok mu düşünüyor? Yıllardır akacak kan, ölecek insan kalmadı neredeyse, kaç millet gitti. Hani, niye kimse zulüm gören kadınları, çocukları en azından himaye etmedi? Mülteci kampı, batan tekne hikayelerini niye duyuyoruz o zaman? Niye çırpınıyor bu insanlar, neden çaresiz bu kadınlar?
 
Ben kadınım, ne yapıyorum ülkemdeki başka kadınlar için? Çocuğunun okul masrafına para yetiremeyen, sonradan üretilmiş geleneklerin arasında ezilip “Ne yapsam acaba?” deyip derdini anlatacak kimse bulamayan… Doğu ile batı, şunlarla bunlar arasında hep ezilen, terazide denge sağlayan abra taşı gibi varlığı kullanılan ama ağırlığı olmayan, asıl değil, kenarda köşede kalan kadınlar. Yalnız kadınlar…
Sık sık düşünüyorum, kendine mahcup olmak en ağırı. Belki küçük küçük bir şeylerin gayretindeyiz ama yetmiyor. Ne vicdana ne de cüsseye… Referansı ne olursa olsun, terazisi vicdan değilse insanın hesap hep şaşıyor. Kadın ve çocuklar hep mağdur oluyor. Müslüman ülkelerin çoğunun hali ortada, fakirlik ve savaş. Zengin olan, dertsiz görünen, uygar geçinenlerin hali daha vahim. Ne haykırışlar yükseliyor kim bilir? Duyulmuyor…
Modern dünyanın kimseye elini uzatmadan kutlama törenleri yapma hakkı yok. Kadın kimdir? Kadın hakları nedir? Bir kere de yürekten düşünsünler!
 

Kadınlar RTÜK’ü Göreve Çağırsın!

Dünyada olan bitenler bir yana biz kendi yaralarımızı iyileştirelim önce. Hangi aklı selim insan televizyon programları ile evlilik gibi ciddi, aile gibi en önemli bir konunun pazarlığının yapılmasını içine sindirebilir? Televizyon izlemeyenlerin bile haber kanalları, twitter, facebook hesapları ile adeta gözlerine sokulan, çocukların dünyasına bile sızan bu programların amacı ne? Kadını teşhir malzemesi yapan, evliliği ve aileyi düzmece bir boyuta indiren programlar bu kadar vicdanları rahatsız edip, toplumsal ahlak yapısını tehdit ederken RTÜK niye sessiz? Ne kadar farklı ideolojilere sahip olsak ne kadar ak ve karada bile inat etsek de kadının aşağılandığı bu yayınlara engel olmak için birleşmek gerekmez mi? Oturup yıllardır bıkmadan usanmadan bu rezillikleri izleyen milyonlar varsa, tüm bunları kötü senaryolu bir film gibi izleyip içine sindiriyorlarsa onlara bir şey demiyorum. Ama bu rahatsızlığı içinde hissedip, yeter artık diyen tüm kadınlar RTÜK’ü göreve çağırsın, evlilik programları kaldırılsın! Ben düşüncelerimi RTÜK’e ilettim. Yapılacak daha farklı yaptırımlar varsa ona da hazırım. 

Bugün ne giysem? Bu başlıkla, kurgu insanların birbiriyle ağız dalaşı ve dedikodusunun izlendiği programlar neye hizmet ediyor? Maskara halinde arzı endam eden ve yeri geldiğinde hiç tanımadığı insanlardan azar işitip yerine oturan genç kızlar kimi temsil ediyor? Bu programların gayet seviyeli, faydalı, ailece izlenebilecek formatta olanları yapılabilir. Bu programları yapanlar kadar izleyenler ve sergilenen çarpıklığa sessiz kalanlar da suçlu. Kadınların kendi öznesi, varlığı söz konusu olduğunda duyarsız ve tepkisiz kalması ayrıca düşündürücü. Ben televizyon çok az izliyorum, oturma odamda kütüphanenin ortasında bilgisayar ekranı boyutunda bir televizyonumuz var. Bu programlar çocukların oyunlarının içine bile girdi, onların taze bilinçlerini ve yarının genç kadınları olarak kimliklerini bu tür etkileşimlerin gölgelemesini istemiyorum. Daha ne yapabiliriz?

Niye hep kadınlar?

Otomobil fuarlarında, ya da farklı pazarlama mecralarında neden illa ki görsel bir kadın kullanılır? Reklamlarda masum bir çikolatalı gofret için bile baştan çıkarıcı bir kadın imajı kullanmanın mantığı nedir? Kadın hakları diye bağırılırken bunlara da isyan etmek gerekmiyor mu? Kadını kullanarak yapılan tüm çağrışımlar hepimizin hakkını ihlal etmiyor mu? Kadına şiddetin arttığı son yıllar, bütün bu ahlaki bozulmanın ve aileye olan saygının yitirilmesi ile eş zamanlı. Neyi yüceltir, hakkını teslim ederseniz onu korursunuz. Ne sokaklar ne televizyon ne de sosyal medyada hatırı sayılır bir çoğunluk kadını ve haklarını yansıtmıyor, değerini korumuyor. Kadınların en büyük düşmanı kim o zaman?


Kadın, değerini önce kendi verecek diyorum…
Bir mücevher olduğunu, kendi gibi değerli nesilleri yetiştirme, onlara örnek olma sorumluluğunu düşünerek…

Tüm kadınlara, en naif özellikleriyle kadını anlatan ama çilesiyle de hüzün barındıran Firuze hediyem…