Nereden aklına geliyor böyle tuhaf başlıklar? Yazıyı okumadan önce çoğunuzun aklından bu cümle geçebilir, hatta kendi de kesin tuhaf biri diyerek bir tık daha üstünü düşünenler de olabilir. Haklısınız, ama kabul edin zaman zaman hepimiz tuhafız, hepimiz aynı bu başlıktaki gibi kaybolarak bulmaya çalışıyoruz. Yazmak, yazana da okuyana da şifa olur bazen. En sık kayboluşlarımızı duygularımızı ifade etmekte sıkıntı çekerek yaşarız, yazarsın açılırsın, açılırsın daha net görürsün, sonunda da bulursun. Ama kafandaki olur ama sürpriz orası değişken. Etrafında dönmekten kurtulduğumuz ne varsa iyidir, ha bizim olmuş ha yerinde kalmış fark etmez. 

Kaybolmak dediğin, bildiğin kaçmak… Susarak, çok konuşarak ya da hiç yokmuş gibi davranarak hep ertelediklerimiz… Sürekli yarına bıraktığımız, başarısızlık korkusu ile hiç başlamayayım daha iyi dediğimiz hedefler, idealler. Pazartesinin adı çıkmıştır bu yüzden, dile gelse ne suçum var günah keçisi yaptınız beni diyerek dert yanabilir. En basitinden diyet niyetiniz, sigarayı bırakma kararınız ya da biriyle konuşma ya da arama isteğiniz. Hangisi olduğuna siz karar verin ama ertelemeyin. Çünkü sürekli hale gelirse hastalık olur, uğraşacak milyon tane işimiz varken bir de bunu dert haline getirmeyelim. 

Erteleme ile nasıl başa çıkılır?

*Hangisi acil sorusununun cevabı başlangıç noktamız olsun. Acil kararı verilen için haydi Bismillah diyebiliriz.
*Motivasyon ve süreklilik için faydası olacaksa hemen bir arkadaş desteği alalım, ilk iş onunla paylaşmak. Artık vazgeçmek, yarım bırakmak biraz daha zor.
*Liste veya program yapmak hem kendinle sözleşme yapmak hem de organize olup az hatayla yol almak demek. İsterseniz bir çetele yapıp buzdolabına yapıştırın. Faydası olacaktır.
*Hedefleri bölüp, küçülterek kendimize pozitif ayrımcılık yapabiliriz. Sonuca varmayı hızlandırır, daha az yorar.
*Sadece bir konuya odaklanmak çok önemli, motiveyi fazla kaçırıp bir kaç işe el atarsak, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oluruz. Ertelemeye alışmış bir bünye için sil baştan çok zordur, dikkat!
*Faydası bize olsa da başladıktan sonra plan programın bir yerlerinde ödül ve eğlence içeren molalar da olsun. 

Kaybolarak bulamazsınız… Neyi erteliyorsanız başlayın, hem de kronik hale gelen neyse ondan başlayın. Stres, öfke ve mükemmeliyetçilik yorgunluğu da azar azar gitsin… Kafa net hayat net, bu da yazının sloganı olsun! Netlemek için ne yapmak lazım derseniz, kendimistan’a gidiyorum diyerek yola çıkabilirsiniz. Bir tıklayın bakalım, belki faydası olur…

Benim derdim başka, içimde kayboluyorum derseniz onda da yalnız değilsiniz. “Hakikat aramakla bulunmaz ancak, bulanlar hep arayanlardır.” İslam alimi Beyazıd-i Bestami‘nin son zamanlarda sık duyduğum bu sözü bundan belki 1200 sene öncesinden bir reçete gönderiyor bize. Dünyayı da ukbayı da erteleme, başlamazsan bilemezsin, ara ama kaybolma diyor sanki. Anı yaşa sloganları sadece dünya için mi, sadece materyalist çağrışımlar mı yapıyor? Nasıl ki kabımız ne kadarsa o kadar anlıyor ve yaşıyoruz, aynı kap duygularımız için de, gönlümüz için de geçerli. 

Bir de gerçekler var ki onlar dibimizde, en çok zamanımızı onları görmemekte ısrar ederek kaybediyoruz. Hiç düşündünüz mü, olmayacak kaç duaya amin dediniz ya da zararını bile bile kafanızdan atmadığınız kaç tane hayal var. Niye elimizde olanları erteleyip uzakta olanın peşinden koşarız? Kaybolmak pahasına, yorulmak pahasına… Kaybolarak bulacağımız yanılgısı en başta zamanımızı, asıl hak edene gitmesi gereken enerjimizi, bugünümüzü çalıyor bizden. Anı tam yaşamadan ne baki ne fani dünyamıza tam çalışmış olmuyoruz. Kaybolarak bulamayız demekte haklı mıyım? İster ertelediklerimiz ister cesaret edemediklerimiz isterse gereksiz cesaret ve talep ettiklerimiz… O zaman önce seçim sonra liste, hangisini erteliyor hangisinin etrafında dolaşıyorsak üstüne gidelim en iyisi. Benim uzun bir listem var, irili ufaklı ama hepsinde an geliyor kayboluyorum. 
Sizin ertelediğiniz ya da kaybolduğunuz neler var?