LEYLADAN GEÇME FASLINDAYIM...

Pazartesi, Nisan 24, 2017

Gül

Bazen diyorum, tüm leylalarımı(!) sevmeyeceğim artık. Bunlar bana zaman kaybettiriyor, elinin tersiyle it bir köşeye, daha hızlı yürü. Mecnun'un vardığı yere daha çok var, orayı görürsün göremezsin ayrı konu, asıl mesele kararlı yürümek, o zaman durma! Bugünlerde dilime çok sık takılan bir şarkı Leyladan geçme faslındayım, Mevla'yı bulma yollarında... Buselik makamına... Leyla dünya ise biz olması gereken mecnun, buselik makamı ise gül kokulu Peygamberimiz'in (sav) yolu. Halk içinde kalıp, Hakk'ı aramak ve yaşamak bize gösterilen yol ama ölçü ve denge üzerine kurulu kainatta problemimiz de ölçüyü tutturamamak değil mi? Bizim halimiz araf diye boşuna demiyorum kendime...

Sıyrılmak ve karışmak arasındaki kesin çizgiyi, birini seçmek olarak algıladığımızda bir şeyler eksik kalıyor. Sadece birini yaptığımızda da hiç olmuyor. Peki çözüm ne? Cehennemin belki dünyanın merkezinde ateş topu gibi saklı ve yakın olduğu, cennetin de "Ben mümin kulumun kalbine sığarım." diyerek içimizde olduğu bir yerdeyiz. Bu kadar yavaş ilerlemeyi, yerinde saymayı hatta geriye gitmeyi nasıl önleriz?

Üniversitede ateist bir arkadaşım vardı, birbirimizi severdik. Bana sık sık senin hoşgörünü çok seviyorum derdi. Bunu kendini sorgulamaya bir işaret kabul ederdim. Ben kandillerde oruç tutardım, ya ne gerek var vize zamanı buna der gibi gülerek bakar ama oruçlusun akşama yetiş, yorulma diyerek de kollardı. Dosttuk, birbirimize güvenir, sarılırdık. O ne kadar inanmıyorum dese de, din çimentoydu yine... İnanç eksikliğinin getirdiği marjinal yanları vardı ama güzel insandı. Hakikati bulup, yaşaması bir ana, sebebe bakıyordu bana göre. 
Hem kendimizle hem çevremizle çeliştiğimiz zamanları bir düşünün.Bırakıp her şeyi gidesim var dediğiniz anlar oluyor mu sizin de? Olmaz mı! Peki ne yapıyorsunuz o zamanlar?


Sıkıntıya düşerseniz ne yaparsınız?

Ben çocukluğumdan beri konuşurum Allah'la, hiç saklamadan bazen yanlış olduğunu bildiklerimi bile savunmaya çalışacak kadar samimi! "Size kendi aranızdan öyle bir peygamber geldi ki sıkıntıya düşmeniz O'na çok ağır gelir. Kalbi sizin için titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir."* ayetinin müjdesiyle Peygamberimiz'e (sav) de mektuplar yazarım kafamda, mürekkebi kurumadan ulaştığını bildiğim mektuplar...


Peygamberim'e (sav) mektup...


Sıkıntıya düştüğüm zaman kalbimden mektuplar yazıyorum Peygamberimiz'e (sav) ve zihnime koyuyorum, sahibine gönderilmemiş mektuplar gibi. Çünkü hepsi mahcup kelamlar... Bir şey istemeye yüzü tutmayan ama halini de anlatmadan duramayan kulluğumun sesleri... Bana müstehak diyerek susuyorum, nefse ceza vermekle de başarılmıyor çoğu zaman. Elimde tespih, havf (korku) ve reca (ümit) ile tekrarlıyorum ismini ve selamlara koyuyorum halimi. Şifreli sayıları tamamlamaya çalışıyorum, onlar bile yetmez diye de azarlıyorum ara sıra kendimi.

Az konuş, az ye, az uyu... Bedeni terbiye et ki, ruh rahat etsin, buralardan geçiyor yolunda gitmenin izleri. Ama çok konuşuyorum, bazen su-i zanlarım oluyor, sessiz ama tehlikeli. Bazen haklıyım diye savunarak kendimi, zanlarımı açıkça konuşuyorum, haklı olsam bile yanılıyorum... Çok yemesem bile az şükür ediyorum. Bolca konuşup, yiyen nefsim uykuya da doymuyor, günler yetmeden yitiyor. Hani Senin gibi olmaya çalışacaktım? Geceyi gafletle geçiren beden, gündüzü ne kadar yaşayabilir Senin gibi? Sorumluluklarımdan kırparak ödüllere ekleyip, -tamam, oldu- dediğim kulluğum ne kadar idare eder beni? Sevgiliyi bu kadar uzaktan takip ederek nasıl biter bu yol?

Hep şekle takılıyoruz biz... Yaşadığımız zaman zaten illüzyonlardan ibaret, bir de kendi şekilciliğimiz, çokça yanılıyoruz. Taa o zamanlar ettiğin duanın sahipleriyiz, dehşetli bir asrın, ahir zamanın... Putlaştırılan hedefler hayatımızın içinde, mabed duvarlarında değil. Masum görünen afyonlar var, bizi uyutan. Nasıl kurtulacağız bunlardan? Adını her andığımızda duyduğunu, selamı alıp cevap verdiğini biliyorum. O yüzden Seni hep aklımda tutuyorum. Mektuba ihtiyaç yok ama bu mahcup kelamları hep yazıyorum. Başkalarının duasında yer almak, belki hiç tanımadığım birinin duasına amin demek için hep dinlediğini bildiğim o halkada kalmak istiyorum...

Kıymetini bilmek... Yalnız değiliz, bizi düşünen ve çok seven bir rehberimiz var diye ümitvar olmak için. Hepimizde saklı, mahcup kelamlar var, dualarımızın içine eklediğimiz... Bizden biri gibi görünen ama Allah'ın isimlerini, sıfatlarını en çok üzerinde taşıyan bir Peygamberimiz var. Bize kapı açmış, ahiret gününe kadar da o kapıda durup bizi kollayacağını müjdeleyen.

Bu kadar çok Leyla varken hayatımda nasıl mecnun olurum? Asıl sevgili bir tane, diğerleri de Onun içinde ise niye gölgeleri ile zaman kaybediyorum. Dünyada Leyla gibi sevdiklerimin ölçüsünü kaçırmak mağlubiyetim ise ben niye ayıkamıyorum o zaman? Zaman zaman hepimizin kafasından geçen sorular... Leyla'dan geçme faslındayım, dünya ile dünyayı yenme faslındayım... 


*Tevbe 9/128-129

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

10 yorum

  1. Yaşanan her aşk,İlahi aşka yaklaştırır bizi diye düşünüyorum ben de.Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özünü ilahi aşktan alır her aşk da.. Bozulmadıysa, dengeyi kaçırmadıysa ilahi aşka daha da yakınlaştırır. Hesap işi değil gönül işi. Yakınlaşanlardan olmak duası ile.. Sevgiler..

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Kendimi sarsmaya çalışıyorum ama bazen hiç oralı olmuyor bazen de kendime geliyorum. Bir sükunet bir dinle diyorum, fasıl fasıl geçiyor ömür diyorum. Aşkım ayakta tutuyor yoksa asıl dünya durmadan sarsıyor..

      Sil
  3. İnşaallah, Hz. Allah dünyayı kalbimize koymasın; elimizden de almasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu enfes yazıyı, müfred kardeşimiz ne güzel yorumlamış.. katılmak kalıyor bana.. sevgiler ikinize de :)

      Sil
    2. Allah dünyayı elimize versin ama gönlümüze vermesin, eyvallah... Ama aşk da olmazsa gönlümüzde de çoğaltamayız elimizdeki dünyayı gönlümüze de sokmaya çalışırız. Muhabbet üzerine kurulmuş bu kainat, her şeyden önce biz aşkla, inceden inceye düşünülerek halk edilmişiz. Benim derdim beni seveni yeterince sevememek, bunu gösterememek korkusu. Yoksa cehennemin nar cennetin nuru sonra gelir. Sevgili Momentos ve Müfred kelamınızla daha da coştum. Allah razı olsun...

      Sil
    3. Kendi adıma sevginizi yürekten hissediyorum :) kalpten sevgiler <3

      Sil
    4. Ben de hissediyorum ve bundan mutluyum. Ben de kalbi sevgilerimi gönderiyorum:)

      Sil
    5. Sevgili Momentos bu dua aslında bana ait değil; büyüklerimize ait bir duadır. Biz de hep tekrar ederiz. Allah c.c. onlardan razı olsun.

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM