Şu dünyada derdi olmayan var mı acaba? Ya da derdi olmayanın bu dünyada işi ne acaba? Bazen nasıl anlamsız geliyor yazıp, çizmek, fotoğraf karesi ya da ekranlara sığan görsellerle kısıtlı bir hayata fit olmak. Ne zaman kafam bir şeylere bozulsa, takılsa bir oğlan çocuğu gibi dere tepe aşar hayal ederim kendimi. Neden bir oğlan çocuğu bilmiyorum, gözü kara olmak ve korkusuzluğu hep erkeklere vermişler belki de ondan…

Dertlerimiz de kadın-erkek farkediyor, ama bazılarında sadece insan  olmak, bu dünyada bir yer işgal ediyor olmak, vakit geçirmek değil bir işe yaramış olmak bizi tek yapıyor. Size de çok yavan, ne kandıran ne doyuran haliyle gereksiz geliyor mu pek çok rutinimiz? İtiraf ediyorum diye söze başlasanız, aslında hayatı şöyle yaşamak istiyorum diye devam etseniz neler söylerdiniz? Hayatı canlı ve renkli kılıyor gibi görünenleri bir düşünelim, sonra da onları hayatımızdan çıkardığımızı düşünelim. Nasıl olur? Her gruptan, ideolojiden insan benim bir derdim var, o da şudur dese kaç tane bireysel olmayan dert çıkar? İçinden kaç tanesi de çabaya dönüşmüş minik adımlardır? 

Bir derdim var! Güzel… Bir derdi olmalı insanın, özgürlük vaat eden materyallerin deli gömleği gibi insanı sarıp hem hareketini hem de giderek şuurunu azaltması çok can sıkıcı. Alışılmış hayatı bırakıp gerçek bir hayatı düşleyebilmek, ironik…
Bir derdim var… Bazen bir elbise gibi üzerimize giydiğimiz ve derdimiz saydığımız…Oysa ya kaçarız ya tembellik ederiz, oturup kendimize bir model bulup ona rol biçmek kolayımıza gelir, benim derdim bu deriz. Adı aşk olsun, geçim derdi, kavga olsun, sevda olsun farketmez.

Dünyayla derdi olmayanı doyurmuyor dünya. Nerede gamsız, boş, zihinleri sadece dünyaya takılı kalmış birileri var, hep olduğu yerde asılı kalmış, rutini tekrar edip duruyor. Dolap beygiri olmaktan bir tık öteye gidemiyor. Hayattan kendine bir pay çıkaran, bunu çoğaltıp, paylaşan, faydaya dönüştüren kim varsa da huzurlu. Her türlü yaftayı, titri, şekli arkasına atmış duru insanlar. Bir dert edinmeden, küçük de olsa başkalarına da dokunan bir amaca tutunmadan hayatın ne anlamı olur ki? Son bir günümüzü gözden geçirsek, neleri dert edinmişiz bir baksak. Ben hep zarardayım, hep içerdeyim…

Hep şikayet eden, şükrü unutan, paylaşmayan, üretmeyen insanın bir derdim var seslenişi bir sonuç, ama boş ve faydasız. Benim amacı olan bir derdim var haykırışı ise başarmak, başkasına derman olmak için bir sebep. Bu dünyada cismiyle kapladığı yer kadar olmamayı hedeflemek de var, dünyayı sadece kendi sanacak kadar kopmak da var. Bir yoklasak kendimizi, ne düşünürüz? Kaçımız bir derdim var deyip arkasında durabiliyoruz? Kaçımız bir derdim var deyip gurur duyuyoruz? 
Çuvaldız ve iğneler karışmasın, hepsi bana…