Tanımadığını ne kadar sevebilirsin? Bu sevme işi sonuç, asıl kısmı tanımak, etkileşim kurmak, bir olmak. Gerçek aşkla sevdiğinin her şeyi daha güzel görünür, perde kalkar, kısıtlı algıların yerini sınırsız gibi gelen bir güçle hissetmeye başlarsın. Maddeden sıyrılır tamamen his boyutunda, farklı bir enerjiyle bağlanırsın. Aldatma, unutma, vazgeçme, kaşın-gözün-boyun yok böyle sevgilerde… Muhabbetle yaratılmışız, o yüzden de hep sevgiyi arıyoruz. Unutmayan, aldatmayan, vazgeçmeyen sevgiyi… Harfim de hecem de sensin Allah’ım, başka sevgiler doyurmuyor ruhumu. Peki ne yapayım?

Sabah, gözlerimi açtım. El-Basir…
Pencereyi açtım, daha dünya başlamadı koşmaya sakinlik var, kuşları dinledim. Es-semi…
Elimi, yüzümü yıkadım. Ne kolay temizleniyoruz her şeyden. El-Kuddüs…
Çocukları uyandırdım sarılarak, çok seviliyor evlat. El-Vedud…
Kahvaltı hazırladım, çeşit çeşit yiyecek soframızda. El-Hamid…
Kapıdan okula uğurladım çocukları, arkalarından dua ettim. Es-Selam…
Ben de bir şeyler yedim, bir kaşık bal… En-Nafi…
Ekmek kırıntılarını balkonun köşesine koydum, kuşlar gelir birazdan. Er-Rezzak…
Yarattığın her mahlukatın her şeyini ayrıt etmeksizin düşünüyorsun. Er-Rahman…
Biraz evi topladım, sonra da biraz çalıştım, düzen kurmak, devam ettirmek ne zor. El-Vali…
Şimdi yarım kalan okumalarımı tamamlayayım. Eş-Şekur…
Çok eksiğimiz var, sen rahmet et Ya Rab. Er-Rahim…
İbadetlerimize ihtiyacın yok, hepsi bizim için. Adını her anışta tekrar anlıyorum. El-Mü’min…
Bahar ne güzel mevsim, umut zamanı. Kuru dallar donanmış. El- Halık… El- Bari… El- Musavvir…

Bilgisayarı açıp bir bakayım, dünya ne yapıyor… Dünya didişiyor, ölüm var, sonrası var, yapanlar, unutanlar ya da bilmemezlikten gelenler… El-Kahhar… El- Kabıd… El-Fettah…
Dünyada güzellikler var en çok, görmeye ve yaşamaya değer. El-Muktedir… El- Kerim… El- Mecid… El- Mugni…

Seni bilmediğini, tanımadığını söyleyenler yanılıyor. Göz biliyor, kulak biliyor her bir zerre sırasıyla tespih ediyor. Şimdi kamp günleri başladı, sayılı ama karlı günler. Neticesi hayırlı, kazançlı günler. Her bir isminin kainata koyu renk kalemle yazıldığı günler…

Allah’ım, El- Müheymin isminle her şeyi görensin, bunları El-Adl olduğun için adaletle, yerli yerinde değerlendirensin. El-Habir olduğun için her şeyden haberin var, El- Latif‘sin her şeye vakıfsın. El- Halim‘sin, cezada acele etmezsin. Ama haksızlığa uğradığımızda biliyoruz ki El-Cebbar‘sın azamet ve kudret yalnız senindir. El-Kadir’sin, dilediğini yapamaya gücün yeter…

Allah’ım isimlerinin belki hepsini sayamayız ama biliyoruz, çünkü onlarla yaşıyoruz. İçimizde olanı bilmeyi ve yaşamayı bize nasip et. Bizi nefsimizin eline bırakma, bizi yolunda sabit kıl. Boş ne varsa, Senden uzaklaştıran ne varsa hayatımızdan al, oralara da dolsun muhabbetin. Oralara da dolsun bütün isimlerin…


Zaman geliyor aynı bir kuru kozalak gibi hissediyorum, dalından düşmüş, işe yaramaz, unutulmuş. Ümitsizlik ve gayret arasında gidip geliyorum, benden vazgeçme Allah’ım diye sızlanıyorum. İçimde ne varsa anlatıyorum, zaten kurumuşum, düşmüşüm dalımdan halimi kime diyeyim ki başka? Yanlış olduğunu bildiklerimi bile istiyorum, sen hayra çevir ya da al gönlümden, öyle yorgunum ki yaslanayım biraz, sokulayım sana daha çok. Evvelsin, ahirsin, harfimiz de hecemiz de sensin bizi en iyi sen anlarsın. 

Nereye koyacağımızı bilemediğimiz, hem bizim olan hem de çözemediğimiz bu sevgi hem derdim hem dermanım benim… Sevginin cahili olur mu insan? Yaşamadığın ne varsa onun cahilisin işte. Adı üstümde yazılı olanı bilmeyi, ve daha sevmeyi diliyorum…