Oksitoksi!.. İkimiz de gözlerimizin içinden gülümseyerek birbirimize bakıyoruz. Bazen muzip bazen de masum… Sonra gerisi geliyor zaten havai fişekler patlıyor, konfetiler dökülüyor hepsinden önemlisi de sevgiyi ta içimizde hissetmenin doyumsuz hali… Sevginin de öğrenilir yanları varmış, biraz sorgulamak, kurcalamak lazım. 11 yaşındaki kızımla aramızda bir parola oldu “oksitoksi!”. Her şey kızımın  “Anne sana sarıldığımda çok mutlu hissediyorum, içim bir hoş oluyor.” demesiyle başladı. Ben de aynısını hissettiğimi söyledikten sonra daha da sıkı sarıldık birbirimize. Sevgi dolu her sarılışta bu his var, derin bir nefes alıyorsun ya da veriyorsun ve anlık başkalaşım başlıyor. Sevgiyi sorgulayıp kurcalayalım dedik ya, kızım ama neden böyle hissederiz diye sorduğunda yarı bilimsel olarak, sevginin varlığı ile ve hormonlar aracılığıyla dedim. Kızım, “Ha evet hormonlar… hormon ne peki?” diye sorunca fitili ateşledi. Sahi hangi güzel hormon bu?

Oksitosin hormonu… Allah’ım vesile oldukları güzelliklerden mi nedir, insan kendini bu hormonlara çok yakın hissediyor. Bir düşünün serotonin, endorfin, dopamin… Çocuğuna isim diye koyası geliyor insanın, öyle bir yakınlık! Serotonin hanım, oksitosingiller… İçimizde tam teşekküllü bir tesis ya da komplike bir makineyle dolaşıyoruz. Akordunu yapan , ayarını düzenleyen hormonlar da hizmet kalitesi için çalışan özel tim gibi adeta. İnsanlar farkına vardıkça, öğrendikçe iyice tanıştık onlarla. Hatta organik halde bulunmuyorsa ya da azalmışsa şunu yersen, bunu yaparsan olur türünden bilgiler de artmaya başladı. Gönül ister ki herkesin bol bol hormonu olsun, yeteri kadarını vücudu alsın kullansın, Ancak canım hormonlarımızı başımızı ağrıtan, yüzümüzü astıran günlük rutinlerimizde ya çok kullanıyor bitiriyoruz ya da onları kenarda öyle unutuyoruz. Bir oksitosin hormonunun sıcak bir kucaklaşmayla yaptıklarına bakın hele. Biz kızımla keşfettik, slogan yaptık, mutluyuz. Gerçi başı sıkışınca, beni kızdıracak bir şeyler yaptığında gözlerini hafif kısıp, azıcık dudaklarını büküp, başını da biraz eğerek “oksitoksi” diyerek çoğu kez yelkenlerimi suya indiriyor ama, olsun… Çocuklarımıza sevmeden, sarılmadan, bunu hissettirmeden nasıl hep yanındayım mesajı vereceğiz? Aynısı büyükler için de geçerli, yaş sınırı yok. Vücudumuzun değerli madenlerinden oksitosin nedir, ne işe yarar?

Oksitosin hormonu mutlu ediyor 1, bu hormon sayesinde ilişkilerinizde bağlarınız kuvvetleniyor 2, annelere ve kadına gerek fiziksel gerek duyusal anlamda torpil yapan bir hormon, doğum, emzirme, anne-çocuk ilişkisinde sürekli iş başında 3, sosyal yanımızı ve yetenekleri ön plana çıkaracak motivasyonu da etkiliyor 4, daha bir hormon ne yapsın 5.

Oksitosin hormonu ne zaman salgılanıyor?

Öncelikle bu yazıya neden olan anne-çocuk sarılmaları, sevdiklerinizle kucaklaşmalar hormonu aktive ediyor. Anne kucağı, bebek kokusu buram buram oksitosin kokuyormuş meğer. Hobileriniz, keyif aldığınız aktiviteler de bu hormonu çalıştırıyor. Hobisiz kimse kalmasın demiştim, işte çıktı! Aslında bu hormon için sürprize gerek yok sevdiklerinle vakit geçir, spor yap, evcil hayvan besle, iyilik yap, hayal kur hemen devreye giriyor. Yeter ki sevgi ile, severek yap. Hormonlarla ilgili araştırma yaparken mutlaka şu besinlerde bulunur, bunları yerseniz artar şeklinde bilgilerle karşılaşırsınız. Ne kadar doğru ve etkili bilemiyorum ama oksitosin için bol bol hurma yemek en doğru seçim olur sanırım. Çünkü bu hormonun bir özelliği de doğum sırasında kasların gevşeme-kasılma hareketlerini düzenlemesi, doğum sonrasında da annenin süt salgısının artması. Hurmanın bu özellikleri Meryem suresi 25. ayette (“Haydi hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.”) geçiyor. Anne karnında başlayan bir hikaye yaşıyoruz oksitosinle…

Sarılmak, kucaklaşmak, musafaha yapmak bizim kültürümüzde var, sıcak insanlarız ama şöyle yürekten sarılmalar, candan kucaklaşmalar da azaldı. Başta bu hormon, bizim için çalışan tüm biyolojik-lojistik ekipmanın düşmanı stres, sevgisizlik ve samimiyetsizlik. Onları bloke eden bu 3S hayatımızdan çıkarsa kim tutar bizi? Bu yazıyı yazmama, bir sürü yeni bilgi öğrenmeme neden olan kızıma teşekkür ediyorum, gideyim oksitoksi diyerek kocaman bir sarılayım hemen…