Mahallenin en güzel kızıydı… Uçları sarıya dönük, dalgalı kumral saçları, duru bir teni, kaşı, gözü, endamı, Allah özmüş yaratmış. Becerikli, akıllı, konuşkan… Kusuru yok mu bunun? Kusuru olsa da görünmeyecek kadar göz dolduran bir güzel. Her hafta pazartesi temizlik günü, öyle de titiz. Bütün ev kalkar, silkelenir, camlar silinir. Yap diyen yok, kızın içinden geliyor. Bu işe en çok akranları bozuluyor, çünkü bütün kız anneleri onu görüp haydi tut bir işin ucundan, bari yazın bırak şu tembelliği diyerek söyleniyorlar. Dersleri de iyi, okursa büyük adam olur bu kız. Güzel kızların, hele böyle on parmağında on marifet olanların etrafı kalabalık olur. Güzelliğini önemserse, o girdaba girip kaybolmak da var, ama kulak arkası ederse ne ala…

Dalında bir nar çiçeğine yakından baksan, çok antika bir sanat görürsün. Gerçi yaratılmış her şeyde aynı mühürün izleri var ama bu çiçek de öyle cezbedici bir renk ve güzellik var ki bir başka. Nar ağacının yaprağının yeşili de hoştur ama çiçeğinin kırmızısı büyüler insanı. Küçük bir gramofonu andıran kırmızı yapraklarının içinde sarı sarı dizilmiş borucuklar. Gizlenmiş gibi dururlar ama çok uzaktan da olsa renk cümbüşünde kendilerini gösterirler. Narçiçeği açıp ağacı doldurduğu zaman gözlere şenliktir, bereketli ve lezzetli meyvesini bile unutturur güzelliği.

Annesi, babası bunları düşünerek mi adını Narçiçeği koydular, bilinmez ama bu isim onun nasibi oldu, dillerine döküldü. Adı, tahtı, bahtı… Hepsi kader içinde, nasip ve küçük bir irade ile bize bakıyor. Tahtını yaparsın ama bahtını yapamazsın denir. Hepsinde azıcık da olsa bir rey hakkımız yok mu acaba? Seçimler, tercihler, niyetler ne kadar etkili?

Güzel kız, daha lisede okurken isteyenler, talipler, görücüler eksik olmadı. Beğenilmek, mutluluk vaat eden bolca talip hangi genç kızın hoşuna gitmez? Ailesi oturdukları mütevazi semtteki evlerini satıp daha zengin bir muhitte bir apartman dairesine taşındılar. Anne, zengin damat/dünüre meraklı ve her an olabilecek izdivaç için hep bir hazırlık halinde. İdealist olmayı, çoğu kişinin hele bir okusun, koluna altın bileziğini taksın çabasını pek önemsemediler. Oysa Narçiçeği çok hırslı bir kız, tuttuğunu koparır, biraz da lider yaradılışlı, aklına koyduğunu yapar, yorulduğu zaman dudaklarının üstü pul pul terler ama durmaz yine de. Yaz günü sabah akşam ayrı yıkar koca avluyu, daha 15-16 yaşında bu titizlik niye? Çocuklarının halini okumayı önemsemiyor ya da beceremiyor bazen anne babalar, çevrede ne varsa? Çevrenin ne dediğini düşünmekten, içimizde olan bitenleri göremiyoruz ya zaten.

Sıcak bir yaz akşamı kapının önünde top oynayan arkadaşlarının yanına sokuldu Narçiçeği, ve bombayı patlattı. Ben sözlendim… Çoğu hemen bağdaştıramadı, neyle sözlendin? Oyuna çağıracaklar ama sanki hemen büyümüş Narçiçeği. Hiç oyun oynayacak bir tipi yok, zengin bir ailenin tek oğluyla sözlendi, sonra nişan derken arkadaşlarının arasına pek katılamadı artık. Beyaz lüks arabası ile gelen nişanlısı ile sık sık gezmelere gittiler. Okulu yarım kaldı, araya kış girdi, nikaha günler kala yüzüğü atmış diye duydular. Sebep? O zamanlar çok revaçta olan platin setin alınmayışı, bu nasıl iştir? Çeyiz, düğün alışverişinde bozulan yuva kurulsa bile nasıl yürür? Hani muhabbet hani kanaat? Evlilik ne demek?

Narçiçeği evlenmiş… Çok isteyenlerden biri biz ezelden talibiz, getirin koyun çeyizleri ev hazır der, kime niyet kime kısmet yuvası yapılır Narçiçeği’nin. Evlendi ama hiç yüzü gülmedi, ne çiçeğin yaprağının kırmızısı ne tomurcuğunun sarısı gibi renkli ve hayranlık dolu olmadı hayatı. Güzellik nedir? Güzellik kıymet bilen olunca değerli, güzellik sende olan değil karşındakinin sende gördüğü ile sınırlı. İki çocuk annesi oldu, kocası ilgisiz, tembel, sonraları da gözü dışarıda. Evlilikte muhabbet ve kanaat ama önce ve illa muhabbet…

Narçiçeği eşinden boşandı… Travmalar, hastalıklar bir yana en çok mutsuzluk, sevgisizlik bitiriyor kadınları. Yoksa nohut oda bakla sofada, bir lokma bir hırka ile mutlu milyarlarca kadının hali sır olurdu. Çocuklarından biri babada kaldı, arkadaşları daha baba evinde hayata hazırlanırken o kucağında çocukla babaevine döndü. Annesi, babası hatasını anladı, sustu. Oysa babası ne kadar da düşkün kızına, hiç ister mi mutsuz olsun, bütün çabaları mutlu olsun, iyi hayat yaşasın. İyi bir hayat nedir peki?

Bir süre sonra Narçiçeği zengin bir adamla imam nikahı ile evlenir. Gerçek aşkı, sevgiyi onda yaşadım diye itiraf eder yakınlarına. Adam, silah kaçakçısıdır, yurt dışındaki karısından da henüz boşanmamıştır. Ama belli o da çok seviyor Narçiçeği’ni, ancak kısa sürer, adam öldürülür. Naif, yumuşak huylu Narçiçeği yoktur artık, sigara elinden düşmez, diline sık sık dolanan argo laflardan sesi bile bir değişik gelir kulaklara. Güzelliği dursa da yorgun ve yıpranmış bir kadındır genç yaşta.

Daha bitmedi… Maaşı var, çocuğuma da bana da bakar diyerek kendinden yaşlı biri ile evlendi, gurbete gitti. Mutlu oldu mu? Hayır… En son ondan da boşandı, gelir beklentisi ile evlendiği adam ona kalan mirasa göz dikince, ne çekeceğim seni deyip ayrılmış. Ne ile mayalıyorsak niyetlerimizi, bir şekilde bizi bulup yakalıyor, kaçış yok.

Kadın sorunu nedir? Nedeni de çözümü de aynı yer mi?

Hikaye bitti ama  gerçek devam ediyor, hem de sayısız kere ve farklı çeşitleriyle aynı hikaye yaşanıyor, burada anlatılanlar yine masum ve zararsız. Son zamanlarda kadının adı katliam, dehşet ve vahşet kelimeleri ile birlikte anılıyor. Dul olmak zor, hele güzel bir kadın ise daha da zor. Toplumun aynası düşer kadının üzerine, en net yansıtıcı kadındır. Ama daha küçük bir kız çocuğu iken başlıyor yanlışlıklar, neyi idealize ederse onu yaşamak için çabalıyor insan. Televizyonlar, popüler kültür denilen canavar hep zihinleri bulandırmaya hizmet ediyor. Kadınların bu halini ideolojik ya da siyasi argümanlarla açıklamaya ya da anlamaya çalışmak yanlış ve sonuçsuz bir çaba. Mesele derin bir sosyolojik ve toplumsal yüzleşmeyi gerektiren çözüme ihtiyaç duyuyor. Sadece kız çocukları okusun demekle de çözüm gelmez, hikayede geçen olayların diplomalı versiyonları yok mu çevremizde? 

Narçiçeği çok naif bir çiçek, yaprakları hemen kuruyup, buruşacak gibi ince ama içinde ne kadar çok ve güçlü sarı tomurcukları var. Üstelik nar gibi bereket ve lezzet dolu bir meyve veriyor. Uzun demeyip buraya kadar okuduysanız, görüşlerinizi öğrenmek isterim, toplumda bir kadın sorunu var ise bunun nedeni ne sizce?