İslamofobinin makrosu mikrosu olur mu? Sadece islam karşıtı veya din düşmanı olanlara mı özgü bu kavram? Elhamdülillah müslümanım diyenlerin, islamofobi olduğunu haykıranların ekmeğine yağ süren davranışlarına ne demeli? Militer müslümanlık lafını edenler müslümanlığın evrensel değerler üzerine kurulu olduğunu bilmiyor mu? Bu argümanı kullanarak bencillik etmeyip sadece kendini değil tüm insanlığı hatta tüm canlıları kapsar düzeyde müslümalığını yaşaması gerekmez mi? Şu islamofobi öyle dallı budaklı bir konu ki heybetli ve bereketli bir ağacın görkemi değil de öldüren bir sarmaşığın kuşatması var bu kavramın içinde. Bir tür ırkçılık… Renk, biyolojik farklılık, kültürel ya da etnik kimlik üzerinden yapılan ötekileştirmeler gibi ama en dehşetlisi. Çünkü ucu Gayretullah’a dokunuyor, inanç esaslarına, inandım iman ettim diyenlere, özgürlüğe dokunuyor.

 

 
İster inansın ister inanmasın ben karışmam, ama inancıma karışana hatta kaşını kaldırana tahammülüm yok. Herkes yolunda gitse de yorulmasak ne olur? İyi olur ama maraz lazım birilerine. İslamofobi olanlar ve taraftar olanlar kimler bilmek gerek. Son 10 yıldır sık sık duymaya başlasak da hepimiz biliyoruz, Haçlı Seferleri’ne hatta daha gerilere gider bu nefretin kaynağı. Onlara göre müslümanlar uygarlıktan yoksun, despot, otoriter, baskıcı, barbar ve höşgörüsüzdür. Oysa tam bunların aksidir müslüman… O zaman bu algıyı oluşturan münafıklar ve inancını yaşama, anlatma konusunda özen göstermeyen müslümanlar da suçlu…
 
İslamofobi ile ilgili bilinen, hep duyduğumuz örneklerden söz etmeyeceğim. Daha tehlikeli olan, içimizdeki islamofobiden konuşmak istiyorum. Müslümanlar arasındaki mesafe, duyarsızlık ve hoşgörüsüzlük islamofobinin asıl enerji kaynağı. Kendini fetva makamı sanan katman katman insanın olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Dünyanın başını yemeye çalışan, benim dinim diyen, ateist ya da sözde müslümanlar islamofobi adı altında katliam yapıp duruyor. Ama bedenlerde ama ruhlarda samimi inanç sahiplerini azar azar eksiltiyorlar. Bunların ilişmediği büyük ve sessiz çoğunluğun vebali de büyük. Sormak lazım hangi uygarlık hangi insanlık hangi hümanizm? 
 
Ülkemizde, şehrimizde, mahallemizde, sokağımızda yaşadığımız islamofobi var bir de… Ben asparagas mı, gerçek mi belli olmayan haberlerle bile inanç ve inanç gereklerinin sorgulanmasından usandım. Şort giydiği için darp edilen genç kız… Bu haber sonrası sıcakta şort giyme özgürlüğü olanlar ile sıcakta örtünenler şeklinde iki karşıt grup oluşturuldu. Bizzat tanık olmadığım ya da güvenilir kaynaktan almadığım hiç bir habere inanmıyorum. İsteyen şort giyer, İstanbul’da Bağdat caddesinde rahat gezer de toplu taşım araçlarında aynı rahatlığı bulamaz. Olaya sosyal gerçekliğimiz tarafından bakıp yerine göre giyinmek ve inanç eksenine taşımadan, mahalle kavgası düzeyine indirmeden toplumsal uzlaşmak gerekmez mi? Zor biliyorum, mahalle baskısı kavramını da çıkarmış bir güruh var bu ülkede. Ben de bunu kabul etmiyorum…
 
Ülkemizde kendi insanımız içinde islama fobisi olanlar var maalesef. Sadece inancını özgürce yaşamak isteyenlerin sesi kim olacak? Ne hükümet ne devlet… Benim arkamda, yanımda hoşgörü ve empati ile duran kendi insanım olmalı. Sıcaklarda oruç tutmanın zorluğu, kurban bayramında kurban kesmenin gereksizliği gibi her yıl temcit pilavı gibi ortaya dökülen konular da islama fobidir ve islamofobiyi bilmeden besler hale dönüşür. 
 
Bu sıcaklarda nedir bu örtünme, gencecik kızlarda ne örtüsü bu der gibi bakan anlayışa karşı duruş benim kişisel davam değildir. Vakarlı bir mümin duruşudur, hele ki herkesin seçimi özgürlükler içinde sadece kendini bağlıyorken tek taraflı hoşgörü beklemek nereye kadar? İşin bir tık daha ötesi var, çarşaf giyenin pardösü giyeni, pardösü giyenin tunik giyeni ötekileştirdiği zihniyeti ne ile tarif etmeli. Mücadele verilen nefstir, dayanak da inançtır/imandır. Dünyada başta İsrailoğulları olarak Kur’an’da adı çokça geçen kavim ve mensupları olmak üzere irili ufaklı din düşmanı gruplar islamofobiye hizmet ediyor. Bir yerde varoluş amaçları olmuş bu çaba. Dört bir yanımız bunlarla sarılmışken yanımızda yamacımızda islama fobi ile bakan birilerinin olması çok üzücü. Sosyal medyada kandil kutlama mesajı yazdığı için takipten çıkılan, İdeolojisi ile inancı karıştırılıp aforoz edilenler de islama fobi ile yaklaşmanın eseri bana göre. Kafirun suresi 6. ayette “Sizin dininiz size benim dinim bana…” yazıyor, inandım diyene fobi yok ne dünyada ne ahirette… Varsın sadece ben diyen nefs mağlupları düşünsün.
 
Bu konuda görüşleriniz neler? En olumlu ve yapıcı davranış modelini bulmak, belki yanlış algılardan sıyrılmak adına fikir üreten, hem aklı hem yüreğiyle düşünen bir toplum olursak hiç bir fobi bize işlemez evvelallah…