İstiklal marşı okunurken çoğumuzun tüyleri diken diken olur. Bu marş göçüp gitmiş, kendini feda etmiş milyonlarca ruhun verdiği canı taşır sanki ve hep tazedir. İlkokulda iken bazen geç kalıp istiklal marşını yolda duysak bile hemen olduğumuz yerde mıhlanıp kalırdık. Televizyonun ilk zamanları her gece yayın sonu okunan istiklal marşında ailece ayağa kalkan bir milletiz biz. Değişen bir şey yok ama değiştirmeye çalışanların sancısı, ağrısı var üzerimizde. Bünye sağlam, sıkıntı yok! 15 temmuz 2016 tarihi bir kırılma noktası, içinden daha güçlü Türkiye çıkartan bir çatlak ses…

15 Temmuz 2016 gibi çok tarih var ne yazık ki tarihimizde… Hassas noktalarımıza basıp canımızı acıtıp, bizi hasta etmeyi, parçalamayı hedefleyen. 27 mayıs, 12 eylül, 28 şubat, 27 nisan, 15 temmuz… Ölümsüz bir ruha sahip vatan ve millet gerçeğini fani ve hastalıklı kafalarıyla kurgulamaya çalışan insancıkların tezgahları. Ne yorgun milletiz… Hep oyun hep mizansen üzerinde cambazlık yapıyoruz. Birbirimize dayandıkça büzüşen ve yok olan, bu haliyle hiç de sıkletimize uymayan düşmanlarımız var. Aslında en çok sıkıntı ve tahribatı gücüne denk olmayan küçük, sinsi düşmanlarından yaşıyor insan. Bizim halimizde aynen öyle oluyor, kabul edelim buna da ayrı bozuluyoruz belki de…

Benim için sağcı solcu fark etmez. Bana göre zaten birinden biri olmazsa insan sakat olur, çolak olur. Her iki tarafta dengedir, adil bir hakem, vicdanlı bir hakim olmalıdır birbirine. Benim gibi düşünen de, ben de böyle düşünüyorum diyen de bendendir. Sonuçta ailem, arkadaşım, çocuğum, sevdiğimdir. Yaradan farklılığı murat etmiş ve parmağının izine kadar farklı yaratmış. Kimin haddine herkes benim gibi olsun demek? Yeter ki samimi, dobra ve dürüst olsun yolun bir yerinde yan yana gelinir tekrar… Birlik ve beraberlik ruhu bizim genlerimizde var, aklı geniş ruhu kıt düşmanlar ara sıra bunu aktifleyecek planlar yapıyorlar, beyhude uğraşsınlar ama sonunda kendi düğümlerinde boğulsunlar artık.

15 temmuz 2016 darbe girişimi, kimine göre kötü bir düş kimine göre halüsinasyon kimine göre de gerçeğin en yalın hali. Ben de diyorum ki belki de hepsi. Ne bir ne iki sandığımızdan çok daha fazla kurgucu var bu işlerde ancak başaramadılar, evvelallah da başaramayacaklar ülkemizi/bizi bölmeyi… Partizanlık, lider gücü ya da radikal ideolojilerin çok üstünde bir yerde vatanı sevmek, millet olmak, birbirini sevmek… Taraftar olduğumuz görüşü, oy verdiğimiz partiyi ortak çıkarlarımız için çalıştırmak durumundayız. Kim dümene geçtiyse herkesin güvenlik ve konforundan sorumlu. Nerdeee….. diyerek iç geçirdiğinizi duyuyorum, ben çoğumuzda var olan dilek ve umutlardan söz ediyorum. Bu çizgiden uzaklaştığımızda, aramızdaki mesafe arttığında, birlik-beraberlik lafta kaldığında yeni 15 temmuzlar hep teyakkuzda bekliyor, biliyorum. Beklesinler, 15 temmuz direnişi her zaman hazır bizde!

15 temmuz 2016 gecesi Doğu Anadolu’da bir köydeydim, sela ezanlarını duymadım. Geç yatan, uykusu hafif biri olarak nedense o gün erken yattım ve ağır bir uykuya daldım. Milletimize, uyanın başımıza bir iş geldi demek için minarelerden birlik çağrısı yapıldı, şehadeti bilerek kendini sokağa döken milyonlar oldu. Ben uyurken sağım solum Allah’ın izniyle bana/bize sahip çıktı. Ardından hep birlikte dua ettik, çatlak sesleri yüksek sesle ama aynı birlik çağrısını yineleyerek bastırdık. Kaynayan kazan dünyanın sakin ve bereketli kıyıları olmasına izin verilmeyen ülkemiz bir kere daha selamete erdi. Bedel ödeyerek, yorularak, sarılarak…

Boş konuşmuş olmak istemem ama benim görüşlerim bunlar… Tanıyanlar bilir ağzımızdan çıkan ne ise o… Millet olarak böyleyiz başımız hep dik, eyvallahımız yok kimseye. En ateşli solcu da en radikal görünen sağcı da aynı çekirdektendir benim düşünceme göre. Ülkemiz, milletimiz güçlüdür… Vatanımı çok seviyorum, Allah sıkıntı, ayrışma yaşatmasın bize. Her zaman birlik beraberlik içinde daha güzel günlere. Rengarenk, coşkuyla inşallah…