VİTAMİN TAKVİYELERİ GEREKLİ Mİ?

Cuma, Ağustos 04, 2017

OMEGA 3

Vitamin ve mineral içeren takviyeleri avuç avuç kullanmak akla ziyan mıdır? Sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı mıdır, çözemedim. Büyük ihtimal ikisinin ortasıdır ama o orta yolu da çok iyi araştırmalı. Zamanı ve miktarı kadar, yiyecekler ve diğer vitamin ve minerallerle etkileşimlerini de takip etmek, reçete ile satılan ilaçlar kadar dikkatli kullanmak gerekli, en iyisi de vitamin ve mineral takviyelerini de öncelikle doktora danışmak. Çocukken annemin sık sık verdiği sarı, şeffaf, küçük bilyeleri hatırlıyorum. Balık yağı... Omega 3 ile ilgili araştırma yaparken sevmeden yuttuğum omega 3ler aklıma geldi. Şimdi bir heves araştırıyorum, omega 3 neden önemli? Kullanırken nelere dikkat etmeli?

Omega 3 neden önemli?

Omega 3 vücudumuzda yok dışarıdan alacağız, sadece balıklarda bulunmuyor, ceviz, keten tohumu, kuru fasulye, nohut, semizotu gibi gıdalarda da var. Anne sütü ise en iyi omega 3 kaynağı. Çocuklarda zihinsel gelişimi desteklerken, yaş ilerledikçe antioksidan, kan sulandırıcı ve kan basıncını düşürücü, bağışıklık güçlendirici bir çok yararı var. 

Omega 3 kullanırken nelere dikkat etmeli?

Omega 3 kullanımında öncelikle çok önemli iki yağ asidi olan EPA+DHA miktarına bakmak gerekiyor. (Sağlıklı insanlar için asgari günlük 1000 mg olduğu söyleniyor.) ve trigliserid formda olması önemli. Sabah ya da akşam fark etmez ama tok karnına alınması gerekiyor. Kullanacağınız omega 3 ürününde IFOS sertifikasına bakmalısınız. Omega 3 kilo aldırır algısı yanlış, aksine yağ depolanmasını ve kilo alım riskini azaltıyor. 
Omega 3 ile ilgili doğruluğunu teyit ettiğim bilgiler bunlar. Ürün öneriniz var mı? Sizce vitamin takviyeleri gerekli mi?

Vitamin ve mineral takviyesi içeren ürünler bir yana kullandığımız ilaçların sağlığımıza katkısı ne? Bitmeyen ar-ge çalışmaları, o aslında öyle değil böyleymiş türünden sayısız açıklamalar yapan bilim insanları zararı faydasından çok ilaçlar konusunda pek gocunmuşa benzemiyorlar. Belki de bundan o kadar da rahatsız olmayan ilaç firmalarının ceolarıdır... Bazen küçük bir kitapçık kadar uzun ilaç propektüslerini hangimiz elimizde tutup da, "acaba" deyip duraksamadık? Ya da özellikle çocuklarla ilgili doktor tavsiyelerinde, "Hemen antibiyotik kullanmaz, çok tecrübelidir, güvenebilirsin." demedik birbirimize... Bir dönem iyilik perisi muamelesi gören aşıların bir süre sonra biyolojik silah gibi algılanması, ebeveynlerin yaşadığı tedirginlik sağlık gibi önemli bir konu için biraz fazla değil mi? Belli dönemler bu sorular güncelleniyor, ama yine "Ya Bismillah" deyip ilaçlar alınıyor.


Hepimizin küçük bir defterimi olmalı acaba? Annelerin şifa notları... Küçükken hasta mı oldum? Sırtıma kupa çekilir, tentürdiyotlu pamukla kafes şekilleri çizilir, hasta hasta güler, hemen de iyileşirdim sanki. Burun delikleri vickslenir, birazda göğüse sürülüp doğru yatağa... Ben anne olarak kupa çekemesem de soğukalgınlığında, bir çay kaşığı toz zencefil ile bir tatlı kaşığı balı macun yapıp veriyorum. Limon ve tuz karışımı ile gargara ikinci sırada. Buna benzer bilinen yöntemlerle dayanabildiğimiz noktaya kadar doktor ve ilaç konusunda ağırdan alıyorum. İlaç konusu o kadar önemli ki, -Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak - misali... Acaba iyi gelir mi? İlacın yan etkileri nedir? Yarın öbür gün beni hasta etmesin! Bu ilaçlar sağlıklı mı?!... Aklımızda deli sorular ile kullanıyoruz ilaçları.

Küçük kızım doğmadan önce ilk aylardan başlayarak vitamin önermişti doktorum. Ben zaten dengeli ve sağlıklı besleniyorum, tablete sokulmuş vitaminlere niye ihtiyacım olsun dediğimde, ne eski toprak ne eski tarım yöntemleri ve tohumlar ne de olması gereken vitamin ve besin değerlerini taşıyan ürünler var artık demişti doktorum. Üzgünüm ama haklıydı, önerdiği vitaminleri bir süre kullandım. Sözünü ettiğimiz ise kısır döngü değil kapitalist döngü... Tohum kartelinden tutun, ilaç, vitamin hatta hastalık ve aşı üretimine kadar zincirleme bir sistem var, içinde mi dışında mı kalmak daha yararlı/zararlı bilemiyoruz. Vitamin ve mineral takviyeleri de bu kapsamda, omega 3, D, B12 ve probiyotikler çok konuşuluyor. Özellikle probiyotikler bağırsak emilimi konusunda çok önemli. Yeni nesil beslenme, pişirme yöntemlerinin bağırsaklarımızın emilim kabiliyetini bozduğunu kabul edersek yine bir döngü söz konusu.

Ne avuç avuç vitaminler yutmak ne de aman boş ver demek istiyorum. Ama alışveriş merkezlerinde lüks dükkanlarda satılan dünya markası ürünlere de hiç inanasım gelmiyor. En iyisi güvendiğimiz bir doktora gidip, kan tahlili ve tetkikler sonucu karar vermek. İlaç sektöründen çok tarım sektörüne güveniyorum, hepsi de kainat eczanesinde pahası hesaplı mevcut. Tabletten çıkarıp yuttuğumuzda değilde dalından koparıp yediğimizde şifa var aslında ama onun da organiği/değili konusu var. Sağlık hizmetleri oturmuş, gelir seviyesi yüksek ülkelerde vitamin takviyesi içeren ürünler daha yaygın, ihtiyaç varsa abartmadan kullanmak faydalı olabilir. Öte yandan bu konu da bir furyaya dönüşme eğiliminde görünüyor, en iyisi yine azı karar çoğu zarar hesabında olmalı.  Sağlıklı günler...


BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

9 yorum

  1. Bende mümkün olduğu kadar doğal ürünler kullanmaya gayret ediyorum ama dediğiniz gibi doğal dediğimiz şeyin ne kadar doğal olduğunu bilemez olduk:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlıklı beslenme konusunda duyarlı, bilinçli ve araştırmacı kimliğe sahip olarak gördüğüm bir çok kişi düzenli kullanıyor bu vitamin takviyelerini, ben de doktora danışıp eksiğim neyse kullanma eğilimindeyim. Ama laboratuvar ürünü takviyelere de alışmak istemiyorum. Kontrollü deneyeceğim bir süre. Selamlar...

      Sil
  2. Tahin pekmez ye .) cidden gerek kalmaz ha bunlara .))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahin-pekmez çok severim, hurma, kuru kayısı ve dahası. Ama yazıda söz ettiğim belli başlı vitaminlere de ihtiyaç var. Belki kolayına kaçıyoruz, alıştık her şeyi hap gibi almaya. Yine de öneriniz en iyisi tabi..

      Sil
  3. Ben çok mesafeliyim bu tarz şeylere. İlaçlara da öyle. Yediklerimizin eskisi gibi olmadığı doğru olabilir. Organik yönlendirmeler ne kadar doğru ondan da emin değilim. Vitaminin kapsüle girmiş halinden daha iyidir muhtemel. Öte yandan okuduğum bir diğer araştırma da der ki, bu tarz takviyelerin uzun süreli kullanımı vücudu tembelliğe iter.
    Doktorların birçoğu tavsiye eder, onu da biliyorum. Ben yine de herkesin kendi vücudunu kendi tanıması gerektiğini düşünüyorum. Bir vejeteryan arkadaşım değerlerine sık baktırır, hiçbir takviye almaz ve gayet iyi değerlere sahip. Yine annemi örnek vereyim, 76 yaşında, hiçbir takviye almaz, ilaç kullanmaz. Bol sebze yer (her şeyi mevsiminde) bol balık tüketir, çok az kırmızı et. Tüm değerleri iyi durumda.
    Beslenme konusunda dikkat etmek lazım, müthiş bir manipülasyon dönüyor. Çok iyi okumak lazım bazı şeylerin altını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mümkün olduğunca sade ve doğal beslenme, katkılı ne varsa da uzak durma eğilimindeyim, ancak aklı selim ve tutarlı bulduğum azımsanmayacak bir grubun da avucunda vitamin takviyeleri. Gerçi trendlere bakarak yaşarsak bugün doğru dediğine sonra zinhar diyen bir zihniyet var, biliyorum. Modern dünyanın böyle ol deyip arkasını doldurduğu bir ton yaşam kültürü var önümüzde. Masum değil, hele bir şey dünya markası olmuşsa hiç değil.
      Dokunduğumuz, kokladığımız, ulaştığımız ne varsa onlar bize yeter aslında. Kendini tanımak, eskilerin deyimi ile kendinin doktoru olmak çok önemli sanırım. Selamlar..










      Sil
    2. Söylemeyi unuttum, şehir dışındayım internetim sıkıntılı, yoruma geç dönebildim kusura bakmayın:)

      Sil
  4. Doğru karışımı bilmek önemli sanırım. Örneğin ben Ata'nın portakal suyuna bir kaşık pekmez koyuyorum. C vitamininin demir emilimini kolaylaştırdığını okumuştum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ihtiyaç temel bilgilere öncelikle sahip olmak, ben de pekmezle süt ürünleri beraber yenmemeli diye biliyorum. Daha bir çok etkileşim ve faydayı arttıran ip uçları var, işin kolayına kaçıyoruz bazen.

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM