Bu yazıyı yazmak benim için çok zor, çünkü ben tatlı severim… Benim için tatlı, çocukluğumdan beri annemin el açması cevizli baklavası, ağızda eriyip hemen kaybolan kalbura basması, birlikte yaptığımız kurabiyeler, babamın çok sevdiği mis gibi kokan tahin helvası demek. Listeyi çok uzatabilirim, şekerleme dışında tatlının her türlüsünü, özellikle sütlü tatlıları çok severim. Tatlılarla ilişkim; duygularına kulak ver kontrollü de olsa bunu yaşa ile mantığımın, şekerle yapılan her şey vücuda zararlı dur mesajları arasında git geller yaşıyor. Epeydir şekerle aramız açıldı, zararlarını öğrendikçe uzaklaştım ama yine de tam kopmuş değilim. Kolay değil yıllarca yedim ve mutlu oldum. Hemen burada durun, şekerli gıdalar yediğimizde hissettiğimiz mutluluk hissi, serotonin artıyor savları sakıncalı inanışlar. Azıcık rahatlatıp, bir hoşumuza gidiyor ama bu şeker vücudumuza neler ediyor neler?
 
 
That sugar filmini bugünlerde çok sık duydum, aslında bir belgesel ama hem animasyon hem sinema filmi ayarında bir yapım. Filmde, bildiğimiz ama uygulamadığımız gerçekleri bilimsel verilerle anlatmışlar, sonuç: şekerden çok uzak durun! Özellikle çocuklarla beraber izlenmeli, çünkü masum gibi görünen tatlıların hatta içinde şeker olmayan ama vücutta şekere dönüşen gıdaların verdiği zararları da açık açık göstermişler. Gıda devlerinin sinsi ve sağlığı hiçe sayar yaklaşımları, doğru bildiğimiz yanlışlar hepsini bu belgeselde göstermişler. Ne çocuklar ne bizler hemen vazgeçemeyiz şekerli gıdalardan, çünkü en büyük tehlikelerinden biri bağımlılık yapmaları. Ama azıcık irade gösterince oluyor, kendimden biliyorum.
 
profiterol
 
Akışkan çikolatalı kreması, sık sık sürpriz yapıp kaşığınıza gelen fıstığı, daha içerilerdeki toplara doluşmuş sade kreması ile bir profiterol ne kadar masum aslında. Aynı durum bir kase aşure ya da meyveyle buluşmuş sütlü tatlılar için de geçerli değil mi? Hep bir umut araştırıyorum ama rafine şekerle yapılan her türlü tatlının bir faydası yok, zararı çok. İnsanın yaşamadığını, uygulamadığını tavsiye etmesi inandırıcı değil. 3 ay süre ile şeker içermeyen bir beslenme diyeti uyguladım, o dönem biraz zorlandım ama gün içinde yediğim 3 hurmanın gerçek tadına vardım. O süreçten sonra özellikle katkı maddesi içeren şekerli gıdaları artık yiyemiyorum. Sanki vücudumdan toksinler temizlendi, bağımlılıktan kurtuldum. Fast food, cola/gazlı içecek pek sevmem, ketçap mayonez de aramam. Bunları şunun için söylüyorum, hepsi ciddi oranda şeker içeriyor. Ben aslında tatlı sevmem deyip bu tür gıdaları çok tüketiyorsanız da aynı tehlike ile karşı karşıyasınız.

21 Gün Şeker Detoksu Ne?

Son zamanlarda sık duyduğum, çok da faydalı bir uygulama bence. Neden 21 gün derseniz, bu rakamın manevi ve maddi hayatımızda şifre etkisi yapan bir gücü var. Her eylem önce zihinde başlar ya, işte zihnimiz 21 günde alışkanlığını değiştiriyor. İlk günler zor olabilir ama güne iyi bir kahvaltı ile başlamak, tatlı krizinde hurma (gün kurusu kayısı ile ceviz ikilisini denemelisiniz!), bol bol su, iyi bir uyku düzeni ile 
21 gün şeker detoksu sonunda hem zinde hem hafif hissediyor insan. Denemeye değer…
 
Şekeri hayatından tamamen çıkardın mı diye sorarsanız, doğal olan, katkısız ve güvenilir tatlılara hayır demiyorum/diyemiyorum. Ama bu konuda epey bir yol aldım, daha az yiyorum, tadını çıkarıyorum. 
Herkese tadı bol şekeri az günler diliyorum…