Ahiretlik ne güzel bir laftır, arkadaşlığa biçilmiş ne ömürlük bir hitaptır. Eskiler her şeyin olduğu gibi arkadaşlığın da hasını yaşamışlar. Doğrusu, güzeli bu günle sınırlı olmayan hatta ahiret yurduna taşınan dostluklar. Babamın sık söylediği bir laf vardı, bizde pazara kadar değil mezara kadar. Sevgide, dostluk, arkadaşlıkta gün kurtaranlar uzak olsun. Hatta ben babamın lafını mezara kadar değil ebede kadar diyorum. Yaşarken de sonrasında da yanındayım, duadayım. Ben de öyle istiyorum…

Çocukken annemden duyardım ahiretlik kelimesini, tam çözemesem de ahiret kavramı öğretildiği için çok iyi bir şey diye kafadan ısınmıştım hemen. O yaşlarda belki de büyüklerden duyup ahiretlik, kan kardeş olanlar oldu aramızda. Hatta bunun törenleri bile yapılırdı, öncelikle kan kardeş olmak için taraflar parmaklarından minik bir kanı birbirine değdirir, arkadaşlık sözü verirlerdi. (Lütfen bunu görüp bilen sadece ben olmayayım, iyice tuhaf biri diye anılmak istemiyorum!)
Bu aşamada vazgeçenler, işi yokuşa sürenler çok olurdu tabi. Bu kan nasıl çıkacak? Şu konuşmaları duyardım, istersen bekleyelim, elimiz filan kesilirse hemen kan kardeş oluruz. E peki öteki ne olacak? Sorun nasıl çözülürdü tam hatırlamıyorum, sanırım sokakta oynayan nesil olduğumuz ve de sık sık düştüğümüz için bir şekilde hallediyorduk. Kan kardeş olanlar her yıl bunu kutlardı, birbirlerine hediyeler verirler, pastalar, kekler, oyunlar hepimize eğlence çıkardı. Arada bozuşanlar oluyordu ama ahiret endişesi büyüklerin dünyasına bile çoğu zaman etki etmiyor, çocuklar ne yapsın? Güzel yıllardı, hiç ahiretliğim olmadı ama çok çocukluk arkadaşım var. Hepsi de benim için ahiretlik, şükürler olsun.

Kanka sözünü de seviyorum, modern kan kardeş ama öz aynı. Ancak bir sürü özel ve emek isteyen sıfatı tüketme eğilimine girdik ya, o taraflar biraz sıkıntılı. Zamandan çalan uğraş, birbirine düşüren malzeme çok. Asıl bu zamanda arkadaşlığın hakkını vermek tam ahiretlik oldu. Ben arkadaşsız bir hayat düşünmek istemiyorum. Hatta sevgiyi, aşkı bile çekirdeğinde arkadaş olabilme gücünün beslediğini düşünüyorum. Hayatı paylaştığınla arkadaş değilsen zor, çocuklarınla arkadaş olamıyorsan eksik. Unutmadan bir de bro var, o da brotherden döndürme. Erkeklere özgü bir söylem, biraderim diye konuşmaya başlayan çoktur bizde. Niye ingilizce bir kelime yerleşmiş dilimize diyordum ama farsça birader erkek kardeş demekmiş o zaman normal. 

Sosyal medyanın arkadaşlığa, dostluğa etkisinin olumlu olmadığı kesin ama buraların sebep olduğu güzellikler de var. Ancak arkadaşlık/dostluk dediğimiz kavram klavyenin yetersiz kalacağı kadar büyük bir enerji barındırıyor. Yüzünü görmeden, sesini duymadan, gözünün içinde onu görmeden zor işler. Kalpten kalbe yol var, link de vardır illa ki. Benim aram pek yok ama whatsApp ya da mesaj ile yürümüyor bu işler. Birbirine düşen, zanlar yüzünden kırılan o kadar çok ki. Dünyanın sahteliğinden kaçıp arkadaşımızda, dostumuzda nefes alıyoruz. Yüreğini kanatlandıran cinsten bir dostun yerini ne tutar ki? Neredeyse herkesin fenomen ya da potansiyel olduğu bir zamanda en az bir güvenli limanı olmalı insanın. Sıkı sıkı sarıldığımız, kendimizden çok güvendiklerimiz var ama yanar döner olan, dili ile gönlü barışmayan, hem emek hem uzun yıllar verip yanıldıklarımızı ne yapacağız? Ne yapalım kırpıp kırpıp yıldız yapacağız. Siz ne dersiniz?