Ben Blogistanlıyım
Sen? 
E ben de. 
Neresinden? 
İçindenim işte. 
Çok mu içindesin?  
Dahası mı var?
Sen yenisin galiba, burası bir ülke dahası var tabi hatta belki derini bile vardır. 
Hadi canım! 
Sohbet giderek koyulaştı bazen dedikodu yapıp cık cık dediler bazen de yeni bir şeyler öğrenip hımm dediler. Ama kanları ısındı birbirine, hemşehrim diye şakalaşıp ayrıldılar. Biri kodçular çarşısına gidip alışveriş yapacakmış, belki yeni tema da bakarım dedi. Diğeri ise kaç gündür elimi işe sürmedim, bir tembellik eve gideyim de taslaklardan birini akşama yetiştireyim dedi. Blog yazarları megabayt, cigabayt yollarına devam ettiler. 

Blog aleminde durum azıcık böyle olmalı ama kabul edelim çok büyük bir alan burası, sanal alemde devasa bir ülke gibi. Küçük düşünmek ve küçük hesap yapmak kendini kısıtlamaktan başka bir şey değil. Bu iki blogdaş bir daha ne zaman karşılaşır? Birbirlerini okurlarsa her zaman ama bin kişi milyon kişinin olduğu bir ülkede ne kadar mümkün? Aynı mahalleden olunca tamam ama hem mahallede kalmanın hem global olmanın bir yolu var mı? Blog yazarı olarak en iyi formülü bulan söyleyebilir mi? Yazmaya oturunca bunlar dökülüverdi şimdi asıl konuya geçiyorum. 

Blog yazarlığından ne kazandım?

Yazmaya gönül vermiş kimseler ama yazar ama şair olsun çok para kazanmıyor, özellikle bizim ülkemizde. Zaten okuyarak yazarak servet yapan yoktur herhalde, işin aslı çok okuyup yazanın parayla pek işi de kalmıyor. Sonuçta paranın yetmediği gerçekler ve hayaller en değerli olanlar. Blog yazarlığı da yazı çizi işlerinden olduğu için kazanılan ile ancak masraflar çıkar. Ama sabırla ve emekle bu iş olur, az da olsa örnekleri vardır. Ben mi ne kadar kazandım, hiç çünkü ben buradan para kazanmak istemiyorum. İstesem ve becerebilsem farklı bir formatta belki denerdim. Ama iki yılda blog yazarlığından çok kazandım.

*Öğrendim, öğrendim…

Yazıları hazırlarken dilbilgisi ve anlam bilgilerini teyit etmek için uğradığım, TDK, ekşi sözlük (evet orası tek başına olmasa da yardımcı kaynak olarak farklı bir bakış) ve daha bir çok site, google ve kitaplar sayesinde ne kadar da çok şey bilmiyormuşum gerçeği ortaya çıktı. Benim için iyi oldu. 
Merak ilmin hocasıdır denir ya çok doğru, merak ettiğim ve araştırayım yazayım dediğim her konu dağarcığıma bir artı koydu. Blogum olmasa üstünkörü araştırır belki sonra unuturdum. Ama yazıp paylaşmak sorumluluğu ile sağlama yaparak araştırdım, inşallah da unutmam. Takip ettiğim bloglardaki yazılardan,
onların aklıma düşürdüğü farklı yollardan da çok şey öğrendim. Başkalarının vizyonundan fayda görmek de öğrenmenin bir metodu, bana kalırsa güvendiğim bir blog yazısı Google tıklamasına gerek bırakmaz. Blog yazarlığında, sadece öğrenmek ve daha çok öğrenmeye motive olmak bile bir kazanç bence. Ancak yeterli değil, bloglar hem yazan hem okuyan için bir mola ya da keyif köşesi olmadıkça uzun ömürlü olmaz sanırım, binlerce kurumsal blog ısmarlama ve janjanlı ama sentetik yazılarla sık sık karşımıza çıkıp kendini okutturuyor zaten. Blog yazılarının annem gibi yapmış lezzetini seviyorum ben, öyle de sunabilirsem bir aferin atarım kendime.

*Yeni insanlar, arkadaşlar, dostluklar

En sevdiğim kısım… Blog yazarken bir sürü yeni insan tanıdım, bazıları ile yazıştık, dertleştik, içimizi açtık, nasıl bir şeyse artık yazdığımız iki kelimeden ruh halimizi anlayıp diğergam olduk birbirimize. Sanal alemden beklemediğimiz güzellikler var ve bloglar sosyal medyadan farklı, özel, özgün olduğu için bunu yakalama şansımız daha yüksek. Blog yazarlığından ne kazandım? Kaybetmeyi göze alamadığım insanlar kazandım. Blog yazarak hem çok kişiye ulaşmak istiyorum ki bu global boyut hem de nisbeten sınırlı sayıda kişiyle yüksek etkileşimli iletişim kurmak istiyorum. Takipe takip ya da yoruma yorum gibi blog yazarlığı ve okurluğu kavramına katkı vermeyecek sessiz kuralları uygulamıyorum. Bazen öyle yorum/lar oluyor ki diyorum yazıyı kaldırayım, işte yazı bu. Blog yazması, okuması, yorumlaması ile kendi başına kazanç ve keyif olmalı başka türlüsüne aklım ermez. Nitelik nicelik karşılaştırması hep önceliğim oldu, ulaşabildiklerim de yazarak katkı verenler de bana hep kazandırdı. Mesela bu kadar tembel olmasam ingilizcem su ve sel gibi olsa dünyanın farklı ülkelerinden de blogdaşım olsun isterdim. Buraya yazdığım her şey beni bağlar, söz ağızdan bir kere çıkar, isterim dedim belki de zaman içinde yaparım.

*Keşifler, analizler

Açıkçası önce kendimi biraz daha keşfettim, dedim ki yazmaya devam belki daha güzel işler de başarırsın… Fotoğraf çekmeyi iyice öğren, bak nasıl hoşuna gidiyor… Maymun iştahlılık yapma ama merak ettiğin bir kaç konuda eğitim al, bir tık öteye taşı hevesini… Bu arada sosyal medyayı sevmediğimi, beceremediğimi yeniden anladım. Ne içimde ne dışımda azıcık bile fenomen kırıntısı bir işaret ve istek yok, Begonvil Sokağı için üzgünüm bu yaklaşım biraz kişisel blog yazarı olarak sesini duyurmada handikap ama ne yapayım ben böyleyim

Öte yanda zaman planlamasında, otur sıfır durumundayım. İyi bir planlama yapmalıyım, yazmaya, okumaya, araştırmaya ve buradaki sinerjinin somuta dönmesine kafa yormam gerekiyor. Okumak istediğim daha çok blog, yazmak istediğim daha çok konu var, anne olarak da bazen bloguna çok zaman ayırıyorsun diye tavır yapan tatlı kızlarım! Bionik olmak istiyorum!

Aklımdan geçenler olur mu? Bilmem ama seviyorum blog yazmayı. Seviyorsam bir de istiyorsam ya nasip. Blogistandaki tüm hemşehrilerimi ve dahi Google seyahatle yolu düşenleri sevgiyle selamlıyorum…