Haftalardır Bolu gezisi yapmak istiyorum. Temiz hava, sakinlik ve mevsimin en güzel halini sessiz sedasız birkaç günlüğüne de olsa yaşamak için, aslında sadece yol halini bile çok sevdiğimden bir kaçamak planlıyorum. Ama hastalık ve çok seslilik uğruna evde çoğunluğu sağlayamayınca albümlere bakmakla yetindim. Bolu Göllerine gidemeyince deep freez bir gezi yazısı hazırladım, hem önceden hazırlanıp saklı durduğu için hem de gerçekten deep freez gibi soğuk günlerde geçtiği için. Siz de benim gibi doğa sever ama bazen sadece uzaktan severlerdenseniz ilginizi çekebilir.

Bolu Yolu


Gezi için çıkılan yolculuklar keşif rotası gibi oluyor. Kafanızda bir yer belirliyorsunuz ama yolculuk esnasında buna bir sürü yer daha ekleniyor. Çoğu zaman asıl yol sırasında dinleniyor insan, hele acelen yoksa tadını çıkartarak yol almak gittiğin yerde yükselen temponun yanında mola gibi kalıyor. Bolu’ya gitmek için nereden yola çıkmış olursanız olun, TEM’den kıvrılıp içerilere gitmeye başladığınızda güzellikler başlıyor. Yolda durup temiz havayı solumak, fotoğraf çekmek, hesapta olmayan yerlere de uğramak yol güzelliklerinden bazıları. Bolu yolu yeşil, mavi ve temiz hava eşliğinde biraz uzayabilir ama olsun zaten yavaşlamak için çıkmadık mı yolculuğa. Köy kahvesinde ya da manzaraya karşı arabanın içinde kahvaltıdan sonra aheste yola devam.

Köy

  
Bolu’nun havası suyu şifa, termal tesislerin sayısı da giderek artıyor, yeşilliklerin arasında beton öbekler halinde duruyorlar, dağ havası ve şifalı su insanı resetliyor ama otel havasından sıkıldım dediğinizde köyler, göller sizi bekliyor. Mesela Göynük yolunda, Çubuklu Göl sapağından önce tepeler arasına gizlenmiş bu köyde camisi, okulu, evlerin güzelliği, bahçesi, horozu derken bir saat nasıl geçmiş anlamazsınız. İlla ki selam veririm, teyzelere laf atarım sohbet ederiz daha ben uzun kalırım ama çekiştirip, ya tanımadığın insanlarla ne sohbet ediyorsun deyip duruyorlar. Böyle zamanlarda demokrasi hiç iyi bir şey değil diyorum. Ilımlı otoriteyle de işte bir yere kadar…

Yel değirmenleri

Çubuk Gölü

Çubuk Gölü’ne doğru kıvrıla kıvrıla yol alırken daralan, yer yer tepelerden yuvarlanmış taşlardan kapanmış yolu yarıda kesmek ve dönelim boş ver demek gelebilir içinizden. Demeyin, devam edin. Hepsine değer, insanlar keşfetmiş, gelmiş dizi çekmiş, öyle böyle de değil masal platosu kurmuşlar. Gerçi dizi tutmamış, masraflar boşa gitmiş, güzelim yel değirmenleri de harabe olmuş kalmış. 
 
Çubuk Köyü
 
Çubuk Gölü’ne karşı, tepeye serpiştirilmiş bu yel değirmenleri aslında özenle yapılmış, turistik amaçlı kullanılmayıp yıkılmaya terk edilmesi yerel yönetimin eksiği. Karlı bir kış gününde ancak böyle kareler çıkıyor ama konaklama amaçlı kullanıma dönüştürülse idi, hem bahar hem kış renkli görüntülerle buranın tanıtımına sürekli katkı sağlardı.
 
Donmuş göl
 
Bizim gezdiğimiz sıralar Çubuk Göl’ü buz tutmuştu ama böylesi manzaraya da her zaman rastlamaz insan, ben çok keyif aldım. Karşı kıyıda Çubuk Köyü var, bahar ve yaz aylarında özellikle hafta sonu hareketli buraları. Sazan ve alabalık avı, göl gezisi, dağ havası hepsi bir arada.
 
Göl gezisi
 
Göl buz tutmamış olsa kesin deniz bisikletine binmiştik, bir daha ki sefere dedim. Dubalı iskele, yüzen büfe gösteriyor ki Çubuk Gölü’nün meraklısı çok. İskelenin hemen arkasındaki kafede kahvaltı, balık ne isterseniz karnınızı doyurabilirsiniz. Dışarısı buz gibiyken sıcak çay da olur.
 
Yansımalar

Sünnet Gölü

Bolu’nun meşhur göllerinden biri de Sünnet Gölü. Yol tarifi yapmıyorum, zaten herkes navigasyona bakıyor, üstelik bilsek bile bakmak gerekli çünkü yollar yenileniyor ya da iklim şartlarından ötürü sürprizle karşılaşmamak için güncelleme şart. Sünnet Gölü’ne giderken de alışık olmayan, ne uzun yolmuş dönelim ya da buradan sonrası gitmiyor galiba diyebilir. Normaldir, devam edin. Bakir ve ıssız bir yere varmak için buralardan geçmek lazım. Fotoğrafta karşı kıyıdan devam eden yolun sonunda da küçük bir köy var, göl yer yer buz tutmuş haliyle büyüleyici görünüyordu. Sünnet Gölü ‘nün manzarası yansımalarla daha da güzelleşiyor, gerçek longoz bu mudur dediğim ağaçlar suyun içinde ayrı bir dünya gibi duruyor. Bol oksijen bol huzur…
 
Göl manzarası
 
Baharda kim bilir ne güzeldir burası? Bir kışını bir yazını görmek lazım, Sünnet Gölü’nde konaklama ve yeme içme için bir tesis var. Bolu ve civarı için hafta sonu için gelinebilecek en güzel yerlerden biri. Yalnız temiz havadan mıdır nedir, benim uykum geliyor arada. Temiz ve kuru havadan, normalin üçte biri uyku yetiyor zaten. Tesis de var ama buralar çaysız olmaz söyleyeyim, kış pikniğinin keyfi başka. 
 
Göl kenarı
Abant ve Yedigöller’in yanında Çubuk Gölü ve Sünnet Gölü butik kalıyor ama temiz havası, doğası ve mevsim renkleri ile sizi çok güzel ağırlayacağından emin olabilirsiniz. Bolu’da sosyal yaşam ve kültürel doku da çok zengin. Göynük evleri, yöresel mutfağı için daha kaç defa gitmek istiyorum oralara.
 
Karlı yol
 
Bolu dağı bu şakası yok, kış günü zincir-takoz hepsi bagajda olsun. Şöföre güvenmiyorsanız kar lastiğine hiç güvenmeyin. Ama kar tipiye yakalanırsanız da tadını çıkarın, bu güzellik başka. Karlı Bolu yolunda her yer tam bir gelin. Viraj işareti de gelinin beline takılan kırmızı kurdele gibi… Manzara eşliğinde bir Bolu Türküsü de mırıldanın yol boyunca…
 
Yazı deep freez oldu o yüzden içinizi ısıtacak görüntülerle bitiriyorum.