HYGGE FELSEFESİ

Pazar, Kasım 12, 2017

kahve-çikolata

Bizim unuttuğumuz ya da görmezden geldiğimiz ne varsa adamlar bunlara tutunuyor, mutlu oluyor. Kaynak bizde patent başkasında, bunu yıkmamız lazım artık. Hygge felsefesi de böyle bir kavram, öğrenince aa bunların çoğu bizim sosyal hayatımız, günlük yaşantımız/dı dedim. Bir kısmını unuttuk, vazgeçtik ya da beğenmedik. Hygge felsefesi içinde minimalizmi de barındıran bir akım. İnsan, yaradılışına uygun olanı keşfetmek ve özüyle mutlu olmak istiyor. Belki de zenginlik/gösteriş, marka, ego yakında iyice out olacak. Ruhumuza mutluluk değil sıkıntı, dinginlik değil kaos veren ne varsa güle güle. Parasız olur demiyorum, fakirlik mutluluk demiyorum, para ve gücün insanı canavarlaştıran tarafı miadını doldurmalı diyorum. Üstelik ben de demiyorum, örneği çok...

Hygge Felsefesi Ne Demek Acaba?

Hygge için bir yaşam felsefesi, soğuk Kuzey Avrupa ülkelerinin mutluluk mottosu gibi bir kavram denebilir. Dünyanın en mutlu ülkeleri Danimarka, Norveç, İzlanda ve yine bu coğrafya içinde diğer ülkelerle sıralanıp gidiyor. Gerçi tamamen pembe bir durum yok buralarda, her verilen istatistiğe inanmıyoruz tabi. Ekonomileri iyi, suç oranı düşük, sağlık ve eğitim sistemi oturmuş, yetmezmiş gibi bir de hygge felsefesi diye bir türkü de tutturmuşlar ama ya intihar oranları? Bence başka bir boyut ise kendi içinde mutlu olup, rahatına bakanların dünyaya karşı duyarsızlığı. Diğergamlık, farkındalık sahibi değilse bir toplum yaşam standartı en yüksek, akademisi tavan olsun kıymeti yok. Dünyada çocuklar katledilecek, insanlar açlıktan ölecek, bombalar birilerinin keyfine göre ülkelere boca edilecek sen kenardan bakıp, mutluluğunun devamını düşüneceksin. Yok öyle...


Hygge Felsefesi İçin Neler Gerekli?

Hygge felsefesinin içinde yanlış, bize uzak ya da bilmediğimiz hiç bir şey yok. Aksine çocukken bazı akşamlar annemiz komşuya gönderir, bu akşam müsaitseniz annemler gelmek istiyordu derdik ya, hah işte öyle gecelerde duyduğumuz mutluluk, sıcaklık, huzurun adı hygge felsefesi...
Güneş ışığı bile şükür sebebi, bizde de çokça var. Böyle günler melatonin serotonini uyarıyor, çoğunlukla daha bir pozitif hissediyoruz kendimizi. Ya genelde bulutlu, yağmurlu olan Avrupa ne yapsın? Hygge yapsın...

*Atmosfer
Rahat, sıcak mekanlar. Güneş ışığı zaten az, evin içinde fazla olmayan, doğal gibi duran ışık. Sahne aydınlatması gibi avizeler yok. 

*Anı yaşamak
Telefonla her an online olup, paylaşmak değil de tam tersi. Telefonlar offline.

*Kokuların ve lezzetlerin sırrı ve hafızada kalıcı kodları... Onlar diyor ki kahve, çikolata, coockie. Biz deriz ki, haydi bir çay demleyelim annemin keki teyzemin poğaçası... Düşünün bir, beyninizde sizi en mutlu eden koku hatırası ne?

*Tüm bu saydıklarımızı arkadaşlarla bir araya gelip yaptığınızı düşünün. Herkes bir şeyin ucundan tutmuş, kasmak yok, kusur görmek, desinler derdi yok. Eşit, paylaşımcı ve samimi ortamlar.

*Bu felsefenin kurallarından biri minimalizm dünyada hızla yayılıyor, sadece dekorasyonda değil, hemen her şeyde. Sade hayat oh ne rahat demiştim, hygge olayını bilmem ama özümüzde var ne varsa.

*Hygge felsefesinde başta siyaset gibi bazen gereksiz patırtı çıkaran argümanlardan kaçınıyorlar. Bizi birbirimize düşüren en önemli figürün siyaset olduğunu düşünürsek doğru yöntem, ama bu kendimden başka her şeye duyarsız moduna varmamalı. Ancak dost meclisine de sen ben kavgasını sokmamak iyi fikir.

*Birlikte olmak, birbirine sığınmak zamana yaydıkları mutluluk anları hyggeler için.

*En önemlisi de şükür. Ama gerçek şükür, dilden gönüle inmiş, içini ısıtan şükür. Ne diyeyim Allah hyggelere hidayet de nasip etsin.

Herkes kendi küçük dünyasını kurup, onun içinde mutluluğu yakalamak istiyor, onlar da haklı. İstedikten sonra evinde küçük bir köşede de mutlu olmak mümkün. Doğaya yakınsan buna da ayrı şükür ama sıcak bir ortamda, çay/kahve/kurabiye, kitap, teknolojiden uzak, elinde dıyın ya da defter kalemin ve de en önemlisi sevdiğin ya da sevdiklerinle hayat bana güzel diyebilmek. Bizden öğrenecekleri, onlardan da hatırlayıp sarılacağımız çok şeyimiz var. Herkesin hygge'i kendine göre.


BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

32 yorum

  1. Bu adamlar bizim inancımızı hayat felsefesi yapmışlar ne de güzel olmuş. Darısı başımıza diyelim o zaman. Zaten millet olarak özentide üstümüze yok. Buna da özeniriz belki.Unuttuklarımızı hatırlatırsa bu felsefe âlâ olmaz mı?..

    YanıtlaSil
  2. Hep bu tür durumlarda Mehmet Akif'in sözü aklıma gelir, "Yaşayışları dinimiz gibi dinleri yaşayışımız gibi..." Yaradılışa uygun her şey var, samimiyet, doğallık, sadelik. Popüler kültürün hiç barışık olmadığı konular. Sade yaşam ya da sünnete uygun yaşam ikisi de aynı ama ne kadar uzağız, bir atak lazım değil mi? Egolarımız yüksek ama sürü psikolojisi ile hareket ediyoruz. Unuttuklarımızı hatırlarsak ala olur gerçekten..

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel yazı olmuş, bana kalırsa da en önemli şey şükür. Sanki imkanlar arttıkça, milletin eline para geçtikçe şükür demeyi unuttu sanki halkımız. Modernliği bu saf duygulardan kurtulmak olduğunu sanan bir milletiz sanırım şu an. Şu küçük dünyayı kurmak, elinde el işin, ohhhh mis :) En güzeli de mis gibi demlenmiş çay. Mutluluğumuz daha doğrusu huzurumuz daim olsun. Paylaştıkça da çoğalsın..
    Bu arada minicik kasnak ile iş nasıl gidiyor ? :))) Merak ediyorum doğrusu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir yere işaret ettin, modernlik saf duygulardan arınmak gibi algılandığında yanlışlar başlıyor. Bunu fark edip karşı tez gibi çoğalan akımlar ve değişmez değerlerin mücadelesini verenler de var ama global dünyada ağırlık neye kayarsa etkisi en küçük dairede de hissediliyor. Cesur olmak gerek galiba, basit kararlar için bile bazen cesaret istiyor, ironik ama öyle işte.
      Sevgili Ezgi kasnaklar duruyor, bana gösterecek arkadaşımla bir araya gelemiyoruz bir türlü, youtube dan açıp bakacağım. Zaten keten değilde çok iri olmayan etamin kumaşı aldım, acemilik için. Ben de merak ediyorum.
      Katkı veren, sohbet ettiğimiz sıcak yorumuna çok teşekkür ediyorum. Sevgimle..

      Sil
  4. Harika bir felsefe. Biz de büyük sehir hayatindan vazgeçip minimalist tarzi dogada hayati tercih etmekten hiç pisman olmadik. Sadelik mutluluk getirdi bize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapay olandan bıkılıyor ama doğal olandan hep aynı tatmin hissi sürüyor. İnsan da olsa yaşadığın yer de olsa aynı. Çoğu kişi der, hele çocuklar büyüsün, okusun, hayatını kursun galiba bunları beklemek hem kendimize hem onlara haksızlık. En azından evin içinden hatta kalbimizin içine koyduklarımızdan başlamalıyız belki de arınmaya.
      Mutluluğunuzun daim olmasını diliyorum. Sevgiler, selamlar..

      Sil
  5. Yazının kendisi huzur dolu. Ben küçük mutlulukların peşinden gitmek için kendimi zorluyorum. Yoksa bu ülkede hiçbir şeye tasalanmadan yaşamak zor zanaat :) Geçenlerde Ahmet Hakan yazmış: Türkiye aslında yok eğlenceli bir ülke de; vatandaşı olmasak diye :)
    Alışveriş etmiyorum uzun zamandır. Sevdiğim, çok beğendiğim bir şey varsa alıyorum, yoksa kuru kalabalıktan başka bir şey değil aldıklarımız. Yine de mutfağa girince tıpkı annemin eviyle karşılaşıyormuşum gibi hissediyorum. Benim mutfaktan üç mutfaklık eşya çıkar :) Ama sadeleşmek için elimden geleni yapıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tüm bu konuştuklarımızda kendime anne olarak sınır çizerken zorlanıyorum, anne olma sorumluluğu ve en azından belli yaşa kadar bize bağımlılıkları bireysel mutluluk hedefi gibi bir kavramı bazen absürd kılıyor. Belki yanlış belki eksik bilemedim. Yetişkin olarak onlar için de daha iyisini bilip istemek durumumuz cesaretlendirse de çoğu zaman yerleşik düzen ve alışkanlıklar döngüsü devam ediyor. Üzülme çoğumuz böyleyiz derseniz, işte orada da küçük mutluluklar ve dokunuşlar imdada yetişiyor. Alışveriş konusunda ben de iyice öyle hissetmeye başladım ama bu iyi bir şey. Geldiğim nokta, iç huzurunu yakala hiç bırakma, gerisine karışma. Kendi içimde bir mendil kapmaca yarışı var gibi, ben galip geleyim istiyorum:)
      Yazılarınız gibi sıcak keyifli bu yorum için çok teşekkür ediyorum. Sevgiler...

      Sil
  6. Bu sadelik fikri bilé insani ferahlatiyor. Başarsak kanatlanacagiz belli😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kolayları yapmak daha mı zor bu zamanda? Neden direniyoruz, kalıplara sıkışmakta ısrarlıyız çözemedim. Azıcık çaba ile kendimizin aktivisti olmak ne güzel.

      Sil
  7. BAYILDIM BU FELSEFEYE :)))
    DAHA ÖNCE BAŞKA BİR BLOGDA RAST GELDİM
    şahane

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de son zamanlarda sık duymaya başladım, bu neymiş deyince bir baktım içinden eski biz çıktı. İyice kayıp gitmeden bizi biz yapan, mutlu eden ne varsa sarılalım sıkı sıkı.

      Sil
  8. Yazının içinde kayboldum. Ve çocukluğuma gittim. Öteden beri beyaz ışığı çok keskin, rahatsız edici ve sürekli eğitim odaklı bildim. Floresan mutlaka dersliklerde kullanılırdı ve ciddiyeti olan bir çok yerde. Sarı ışığı kullandım evimde mutlaka, kalbimi yumuşattı.

    Çocukken okuldan eve döndüğümde annem kapıyı açardı ve o açılan kapıdan temizlik ve yemek kokuları alırdı burnum herşeyden önce. Özenle hazırlanmış çay yanı kek ve poğaçaları dışında, bereketi babamdan, çoğaltması annemden menkul soframızın lezzetini yıllar geçse de unutmadım.

    Sanırım ileriki yıllarda "biz" i oluşturan şeylerin onayı, çocukluk yıllarımızdan geçiyor.
    Az eşyalı, ihtiyaç mukabili alışverişli ve sarı sıcak sohbetli ortamlarımız "hygge" miz bol olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çay yanı kek ve poğaça kokusu hala beni rahatlatır, hemen bir hoş hissederim. Dertsiz tasasız, anne ortamında alabildiğine oyun, arkadaş.. Bereketi babamdan çoğaltması annemden ne güzel bir laf, bizim annelerimiz tam da öyleydi. Bizim normal halimiz Kuzey Avrupalı Hygge arkadaşlara esin kaynağı olmuş sonra önümüze bak nasıl mutlu oluyorlar başlığıyla gelmiş. Çocuklara kafasında kodlanmış anlar bırakmalı, büyüyünce çok lazım oluyor, kendimden biliyorum.
      Floresan ışığını ben de sevmem, bana hep hastane ortamlarını anımsatır.
      Canı gönülden katılıyorum, sarı sıcak sohbetler, biz ortamlar, azı çoğu hesap edilmeyen kafalar. Buna hygge de diyorlarsa tamam ondan da olsun.

      Sil
  9. Aslında hepimizin hayattan tat alabilmek için yaptığı şeylermiş bu felsefe öyleyse. Sabahları bir buçuk saat kadar önce kalkıp bir kaç sayfa okumaya, kahvaltı haricinde belki bir de kahve içmeye vakit ayırmaya çalışıyorum ben de. Henüz sokaklar tam uyanmamışken kendimi dinliyorum. Daha dinç ve dingin kılıyor bu beni. Sadeleşmek üzerine ise bir çok eşyamı paylaşmaya, bazen satmaya çalışıyorum. Almak konusunda da detoks uyguluyorum ama daha yolum uzun.

    Mutlu küçük anlar oluşturmak ne de kolay aslında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabah saatleri hem ruha hem bedene şifa, koşturmanın içinde 5-10 dakika ayırmalı, hep aklımda ama doğrusunu söylemek gerekirse henüz başaramadım. Sabah güne başlama hali tüm günü etkiliyor, atladığımız bir konu aslında.
      Almak ve azaltmak konusu ciddi bir direniş, umarım uzun yolumuz çabuk geçer.
      Kolayları niye tercih etmiyoruz diye soruyorum bazen. Fikirlerinizi paylaştığınız, sabahı aklıma kattığınız için teşekkür ediyorum.

      Sil
  10. Bu felsefeyi ilk defa duydum. Ama uygr ülkeler uyguladıklarına göre çok işe yaradığı kesin. :)

    Minimal kısmını ben yapamıyorum ama ne görsem alasım var da çok almamaya çalışıyorum. Kızıma bile öyleyim. Ama almadığım şeye de an geliyor ihtiyacım oluyor. Elinize saglik güzel yazı için. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yeni duydum, sonra baktım bizim soba başı kestane/çay sıcaklığı, ev gezmesi muhabbeti gibi bir şey. Ah dedim biz elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz, ne yapsınlar onlar da bir şeylere tutunmaya çalışıyor. Şanslıyız, değerlerimiz güçlü, bağımız da öyle yeter ki unutmayalım. Minimal kısmı karışık, sistem al al diyor mücadele. Sadelik iyidir ama.
      Teşekkür ederim, iyi ki döndünüz:) Sevgiler benden de..

      Sil
  11. Daha önce duymamıştım, İskandinav ülkelerinin mutlu olmasında acaba nüfuslarının ben ilkokuldayken neyse aşağı yukarı hala aynı kalması olabilir mi diye düşünürüm hep:)))şaka bir yana nüfusu çok ülkeler mutlu olamaz diyorum kendimce. Minimalizm akımını çok tutuyorum çünkü böyle bir akım olduğunu duymadan bile doğuştan minimalistim:) fazla eşya, toplayıcılık, istiflemek, onu da alayım, komşuda var bende de olsun gibi huylarım yoktur, gereksiz hiçbir şey olmamalı bir evde hatta, biblo,ıvırzıvır dahil:)

    Bu arada paylaşımların galiba panelime düşmüyor....:(
    Selamlar, sevgiler.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin, Hindistan nüfusu en yüksek ülkeler, biri zehir gibi otorite diğeri kast sistemi ile kendi insanını hiçe sayıyor. Kaymak tabakaları vardır tabi ama ruhsuz ülkeler. Biz çok şanslıyız, en mutlu olsak yakışır ama biraz kendimizden biraz başkalarının burnunu sokması kafamız rahata eremiyor. Hygge felsefe dedikleri şey büyüdüğümüz, soluklandığımız dost meclislerine çok benziyor. Minimalizm de aslında özümüzde var ama özenme huyumuzdan özden azıcık uzaklaştık gibi. Toparlarız yine hem de trend olsun olmasın.
      Sizin yazılarınız düzenli görünüyor, okuyorum sıkıntı yok. Bu konuda fikir de yürütemiyorum. Çıkıp tekrar girseniz izlemeye, aç kapa her şeyi düzeltiyor bilemedim ki:) Selam ve sevgilerimle..

      Sil
    2. Düzelmiş şimdi gördüm.:))belki benim gözüm yanılmıştır, o da mümkün.
      Selamlar, sevgiler yeniden.:)

      Sil
    3. Blogger'da teknik sorunlar sıklaştı, teknik işleri de öğrenmem lazım diyorum kendime. Selamlar, sevgiler..

      Sil
  12. ivit katılıyorum iyidir sadelik minimallik :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen minimalmisindir? Ya da soruyu zorlaştırayım sen minimalleştirebildiklerimizden misin? Laf aramızda hygge de kimya terimi gibi, en güzel mutlu olmayı biz biliyoruz, yaşasın minimal ego:)

      Sil
    2. eh sanırım oldukça öyleyim :)

      Sil
    3. Geldik mi yine arife ile tarife ye:) Neyse kaptım tüyoyu!

      Sil
  13. Bazen kendime engel olamasam da genelde sade ve öz yaşamayı ben de severim . Küçük şeylerle mutlu olmayı , çok değil az ile yetinmeyi severim . ☺️ Büyüdükçe dertler de büyüyor , en iyisimi az ve öz ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle zor yaşamlar da var ki insan çok iddialı laflar etmeye çekiniyor ama evrensel, herkesi kuşatan değerler var, maddi değil de daha manevi olan işte onlara tutunup huzuru yakalayabilmek. Tüketmenin mutluluk getirmediği kesin, o ayrı. Sevgiler..

      Sil
  14. Çok hoşuma gitti felsefesi :) Benim de düşünce tarzıma yakın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adamlar yapmış demeyeceğim, adamlar çalmış. Soba başı kestane, eş dost ziyareti, sade yaşam zaten bizim(di). Neyse herkes mutlu olsun, istiyorlarsa adı hygge olsun.

      Sil
  15. oooo çok efsane bir şeymiş bu ya bu arada sizi takibe aldım yeni buldum bana da bekleriim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutluluk için yapılan her şey efsane. Teşekkür ederim, blogunuzu ziyaret edeceğim. Selamlar..

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM