Kahvaltı dışında hangi öğün için şiir yazılmıştır ki? “Yemek yemek üzerine ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.” diyor Cemal Süreyya. Ben de kahvaltıyı şiir yazacak kadar seviyorum ama blogda bir yazı ile yetinmek zorundayım. Kahvaltı dost öğün, teklifsiz istediğin zaman kapısını çalabilirsin, lezzetli ve doyurucudur, mütevazidir, sohbeti iyidir, insanı yormaz, mekan ve zaman tanımaz. Başka ülkelerde bizdeki zengin kahvaltı kültürü yok, Turkish Breakfast haklı bir üne sahip. Fransızların kruvasan-kahve, İngilizlerin sosis-yumurta-fasulye-kızarmış ekmek tabağı kahvaltılarının yanında Türk kahvaltısı bir başkadır, gümbür gümbür mehter marşı çalarak festival havasında sesini duyurur. Yeme içmeye biraz düşkünüz, paylaşmayı seviyor, misafire bayılıyoruz. Her yörenin kendine özgü rengi ve çeşnisi var bu sofralarda muhlamamenemensırınboyoz katmerpişisimit saymakla bitmeyen lezzetler. Hatta illere özgü kahvaltı geleneklerimiz var, bakınız Van KahvaltısıLezzetler çoğalır, değişir ama hepsi demli bir çayın etrafına dizilir…
 
Turkish breakfast
 
Kahvaltı denince önce çay; demini almış, ince belli bardakta, tavşan kanı. Sonra peynir, ekmek sırayla gelsin sofraya, artık Allah ne verdiyse. Simit kahvaltıya çok yakışıyor, yanına bir çay kaptınız mı kahvaltı tamamdır. Ama peynirsiz olmaz ister tulum ister kaşar isterseniz simitçilerde satılan üçgen peynirlerden olsun fark etmez. İzmir’de simite gevrek denir, simitçi derseniz bakmaz ya da kötü kötü bakarlar. Yolunuz İzmir’e düşerse kahvaltıda boyoz, pişi, nohut mayasından mis gibi kokan tatlı maya ya da peksimet yanında da İzmir tulum peyniri yemeyi unutmayın. Ben İstanbul simidini daha çok seviyorum ama çocukluğum gevrekle geçti, onu da tavsiye ederim.
 
sunum-sofra
 
Egeli iseniz ya da Akdeniz mutfağını seviyorsanız, halis zeytinyağına ekmeği banıp yemek hele hele kızarmış ekmekle bunu yapmak ne kadar lezzetlidir bilirsiniz. Tereyağcıyım diyenler olabilir, ben pek sevmem ama sütün kaymağına bayılırım. Kokusu kendinden önce gelen yayık tereyağlar gerek yumurta kırılarak gerek sıcak bir bazlamanın arasında erimek suretiyle pek nefis olur, hayır demem. (Duyuyorum bu Begonvil Sokağı nasıl biri diyenleri, tadımlık alıyorum bir şey olmaz.)
Kahvaltı için ortamın hiç önemi yok, hava soğuk, karlı, yağmurlu olabilir. Daha bile güzel olur o zaman, gözümüz dışarıda olmaz. “Evcağızım evcağızım, sen bilirsin halcağızım.” deriz. Ya da yaz mevsimidir, sabah serinliğinin üstüne kurulan kahvaltı sofrası uzar gider, sohbet tatlıdır, sofra bereketli, hele ki kalabalık pazar kahvaltısı başkadır vesselam…
 
Kahvaltı mekanları
 
Kahvaltılarda gittikçe artan çeşitler ile en sade öğünü ziyafete dönüştürüyoruz, ben o kadar çok çeşit taraftarı değilim. Kızartma, sarma, dolma derken ana yemek gibi kahvaltı sevmiyorum. Dışarıda kahvaltı yapmak, arada bir değişiklik güzel. Aslında tek kişilik servisle bile doyar insan ama bir bardak çay ile kahvaltı olmuyor, herkesin çayı anca kendine. Sayısız çeşitlerle sofralar kurmasak da olur, biz bize isek herkese bir küçük jest yeter. Misafir varsa zaten on kısmetle geliyor birini yiyor dokuzunu bırakıyor. Çay kaşıklarının şıkırtısı, kızarmış ekmek kokusu, konuşmalar, gülüşmeler… Sofra kalabalıksa eğer en zengin sofra sizinki…
 
Ya hafta içi? Erkenden kalktık, okul, iş, güç kahvaltıya zaman var mı? Acele tarafından, kısa da olsa bir bardak çay ile peynir ekmek bile yeter. Kahvaltı bile mutluluğunuza sebep olsun diyerek bitiriyorum. Durun daha gitmeyin, kahvaltı kültürü üzerine bu video tam bizlik. Afiyet olsun…