Alma mazlum ahını çıkar aheste aheste… Babamdan çok duymuşumdur bu sözü zaten üniversite, kariyer hepsi hikaye annemden babamdan ne duydum, öğrendim onlarla yürüyorum. Yürüyorum da yorulduğunda soluklanacak yer bulmak da zor artık. Ne mazlum bilen kalmış ne de aheste de olsa bu hesabın görüleceği inancı. Zalim olmanın matah bir şey sayıldığı, ego ve güç gibi iki zehirin amaç olduğu bir dünya. Global dünyadan söz etmiyorum, dip dibe yaşadığımız adı arkadaş, dost, akraba ya da her ne ise onların attığı çelmelerden, küçük hesaplardan söz ediyorum. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun* (Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O’nadır.) Çok söylenir bu ayet, özellikle ölümlerin ardından ama dilin söylediğini tasdik etmeyen kalp ve yaşamayan insan zaten hiç hükmünde zaten ceset.

Haram helal nedir, kul hakkı nedir hepsini öğretti annem babam, nurlar içinde yatsınlar. İnsan hep özlüyor da darda kaldın, sıkıştın mı yaşın kaç olursa olsun bir sarsınlar bir saçında elleri dolaşsın bir arkandayım dağ gibi evvelallah desinler istiyorsun. Bu burun direği nasıl sızlarmış bu ciğer nasıl yanarmış bu gözyaşı akmazsa nasıl hasta edermiş adamı anlıyorsun. Ha bir de boğazda yumru var o da çok fena. Giden gözyaşı hasrete olsun, ebedi alem var orada beraberiz, şu dünyada sıkalım dişimizi zalim olmayalım mazlum kalalım da gerisi boş.

Bu zalimlik denilen şey de ayağa düştü, çoğaldı. Dünyayla bağlar sıkılaşır, sadece bugün ve ben diye yaşanırsa herkesin bir nefsi var, ortaya çıkar ve etmediğini bırakmaz ama en çok da kendine. Ben görmedim ki ettiğini bulmayan olsun, Allah sabır edip, usulca kendi ile konuşan, şaşırmayım Ya Rabbim sen beni sabit kıl diyene kayıtsız kalır mı? Demesen de kalplerdekini bilen O, yine bir muhabbet bir yarenlik yapıyoruz işte. 

Çocukluğumda yazın bahçelere giderdik, annem sıkı tembihlerdi sakın izinsiz koparıp yemeyesiniz haram olur ama ağaç dibine düşeni alın. Kemale Hanım ve Cemile Teyze’nin bahçelerini, kısıtlanan ama o oranda lezzetlenen bağ arası gezmelerini hatırlıyorum. Hele bir gün Cemile Teyze bahçeden salatalık koparıp, kuyudan su çekip kovanın içine doldurdu hepsini. Bir güzel soydu, tuzladı verdi elime. İri güzel gözleri, tombul hali ile bahçesindeki koşturması hep gözümün önünde, lezzet ise hala damağımda. Küçük şeyler gibi geliyor ama işte bunlar asıl büyük şeyler. Babam da yolda para bulursan ya al bir kenara koy, birine vereceksen de cüzdanının içine koyma, haramdır bereketini kaçırmasın derdi. Hey yavrum hey… (Bunu da babam söylerdi, biz neler gördük der gibisine, ben de söylüyorum.)

Dünya güzel hayat güzel, seviyoruz… Keyifleri var yaşamak, sahip olmak istiyoruz… Gönlümüze sokmadıktan sonra elimizdeki dünyadan zarar gelmez, sınırını bildikten, ben yaptım ettim vartasına düşmedikten sonra, al kullan. Babamın sık söylediği; zenginliğe güvenme bir kıvılcım yeter güzelliğe güvenme bir sivilce yeter sözünü küçükken çok anlamasam da, kibritle oynamak kötü, sivilce çıkmaz inşallah yüzümde algısında kalsa da geçen zaman içinde alemimde yerini buldu çok şükür. Zenginlik de güzellik de her ikisi de anlık, üstelik göreceli. Babam tahsilli değildi, küçük yaşta dedem vefat edince evin yükü ona geçmiş, ara sıra hayat dersi verirken kırık ayak tırnağını gösterir, bak nalınla okula gidiyorduk sonra okulu da bıraktım, itibar para ile satın alınmaz derdi. Bilge olmak için sadece insan olmak yeterli, o zamandan anladım. Cahil denen asıl bilgelerin de ellerinden öperim.

Neden yazdım bunları? Sıkıldım insanların yanar döner hallerinden, ahde vefasız ve anı yaşar şekillerinden. Nereye gidiyoruz? Ben anlamadım, herkes biliyor ki bu dünya bir ağaç gölgeliğinde kısacık bir dinlenmedir. Koştur koştur gittiğimiz yerde az miktar patiska ve toprak yeterli olacaktır. Nasipte yoksa onlarsız da gidilir hatta baş yastıkta gitmek bile ayrı bir nimettir. Hep desinler hep görsünler üzerine kurulu bir dünya dayatmasını reddediyorum. Oyun oynarken acıkınca ekmek arası domates peyniri bile evde ye, arkadaşlarının canı çekmesin diyen ana babamızdan bugün geldiğimiz olmasa da mış gibi göster dünyasını reddediyorum. Ben de daha çok olsun diye hayvanlaşan ama göstermelik izmlerle ortada dolaşanları da reddediyorum. Ha  kimsenin umurunda mı, değil. E benim derdim de o değil zaten. O razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok…
Yalan dünya meraklısına kalsın. Gazamız mübarek olsun…



*Bakara suresi/156