İstanbul klasiklerinden Haydarpaşa Tren Garı, dünyanın da sayılı ve en bilinen garları arasında. Tarihi ve hikayesi ile bunu hak ediyor, üstelik İstanbul’u da en güzel yerlerinden birinden kucaklıyor daha ne olsun? Memleketinden trenle İstanbul’a gelen onca insan o meşhur merdivenden inip Boğaz ve Tarihi Yarımada ile karşılaşınca kim bilir neler düşündüler? “İstanbul, ya sen beni yeneceksin ya da ben seni…” Bunun gibi daha ne laflar etmişler Yeşilçam filmlerinde, velhasıl hepsi yerleşmiş dilimize kah kızıp kah hırslanıp İstanbul seni yeneceğim diye haykıranlar çok bu şehirde. 

Banliyö seferleri, Doğu Ekspresi, Mavi Tren, Başkent Ekspresi ve daha nicesi ile bir asırı geçen yolculuk hikayeleri var Haydrapaşa Garı’nda. En unutulmaz hikayeler, hatıralar yolculuklarda yaşanmaz mı? Derler ya oraların dili olsa da dinlesek. Doğu ekspresine bir defa bindim, 24 saatlik yolculuk yaptım. Unutulmaz bir deneyimdi, çünkü çok yorucuydu. Yataklı vagon başta çok sevimli görünse de giderek küçülmeye özellikle gece size kutu gibi gelmeye başlıyor. Ama memleket hasreti ile gidenler nasıl tatlı hayallerle gidiyorlardır. Gitmenin ve dönmenin heyecanını Kadıköy’e her yolu düştüğünde Haydarpaşa’ya bakarak tekrar yaşayan milyonlar var bu şehirde.

İstanbul klasikleri
Değişmeyen İstanbul klasikleri, şehir hatları vapuru ve Haydarpaşa Garı

 

Haydarpaşa Garı’nın inşaatında Hitler de çalışmış!

Bu fotoğraf 1960’lar, yukarıdakini yeni çektim. Klasik dediğimiz şey bıkmadan usanmadan yaşanan ve hiç eskimeyen demek bana göre. İstanbul, klasikleri zengin bir yer ama maalesef modernliği değiştirmek ve yok etmek gibi algılayan eksik zihniyetlerden ötürü bir çok değeri de yitiriyoruz. Haydarpaşa Garı da bunlardan biri. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç yeri olmuş burası ve o tarihten beri de hep İstanbul’a yolu düşenlerin özellikle Anadolu’dan gelenlerin başlangıç noktası. Hep merak ederdim mimarisi neden farklı diye, Almanlar yapmış. Belki de o dönemler üzerimizdeki etkili Alman baskısının bir sonucu. Ve çok ilginç bir anekdot Haydarpaşa Tren Garı’nın inşaatında Adolf Hitler de çalışmış. Nereden nereye, İstanbul’da inşaatta çalış sonra git ülkende diktatör ol ve uzun yıllara etki edecek katliamlar yap. 

Haydarpaşa Tren Garı’nın yakın tarihte ilk faciası Boğaz’da tanker çarpışması sonucu süren uzun yangının etkileri ile yaşamış, sene 1979. Son olarak da nasıl böyle bir yer küçük bir ihmalle yanar ve hemen söndürülemez dediğimiz 2010 yangını. 4.kat ve çatı tamamen yanıyor bu yangında. Restorasyon çalışmalarının başladığına sevindim ama 2010’dan 2017’ye tam 7 yıl sürüncemede kalması ne kadar düşündürücü. Hani İstanbul göz bebeğimizdi? Yıllarca öyle boş, mahsun, eksik durdu koca tarih. Hele avm ya da otel fikirleri ile ortaya çıkmak ne büyük aymazlık! İstanbul’un başını yiyen, bu kadar çok açılan alışveriş merkezleridir biraz da. Otel yapıp belli bir grubun kullanımına bırakmak da yanlış. Buradan umutları hasretleri, sevdaları, garibanlıkları ve hayalleri ile halk geçmiş, hep onların içinde olacağı bir yer olarak kalmalı. Haydarpaşa Tren Garı, metro hattını Avrupa yakasına bağlayan önemli bir nokta olarak 2018 sonunda görevine bıraktığı yerden devam edecek. 

Vapurla trenin bu kadar yakın olduğu kaç yer vardır ki? Anadolu’nun tozunun Boğaz’ın esintisine karıştığı kaç yer var? 
Geç olmadan herkes sorsun İstanbul’a ne oldu?