ÜLKEM DE BEN DE BİRAZ SİYAH BİRAZ BEYAZ

Perşembe, Ocak 25, 2018

yalnız adam - siyah beyaz

Bugünlerde biraz siyah biraz beyazım... Siyah beyaz için renksiz deriz, canlı değil, monoton hatta sıkıcı ama diğer taraftan netliktir, vurgu yapar, ilkelidir. En kötüsü gri, ne olduğu belli olmayan ya da varlığıyla her şeyi de belirsiz hale getiren kaypak gri. Biraz siyah biraz beyaz çokça gri, son zamanlardaki fotoğraf bu...

Ben renkleri seviyorum, aynı ülkem gibi çoğumuz gibi. Ne usanç verici bir çile doldurmak oldu Ya Rabbim. Hepimiz de sıkıldık sağcısı da solcusu da. En çok da bu ayrım üzerinden yürütülen ayrıştırmaya sinir oluyorum. Bana göre sağ da sol da hakkını veriyorsa aynı amaca hizmet ediyor/etmeli. Sıkı bir solcu ile sağcının ortak değerde farkı olmamalı. Sağ kolunu sola tercih etmeyeceğine göre bensiz olmaz, hayır bensiz olmaz didişmesinin anlamsızlığı açık değil mi? Sıkıldım çok, kendim kadar güvendiğim dostlarımla bile bazen bu kurgu algının dümen suyunda debeleniyor olmaktan yoruldum. Bence akıl vicdanla yürümeli, hin zeka ile iş görenleri de yenmeli. Niye olmuyor bir türlü? Çok parmak var da ondan sanırım, önce o elleri bir kırmalı ki önümüzü görelim. 

Hiç farkımız yok, hepimiz İstiklal Marşı okundu mu ayağa kalkan, bayrağı musaf gibi öpüp başına koyan, askerine polisine hayranlıkla bakan, dua eden insanlarız, biz böyle bir milletiz çok şükür. Yıllardır savaş içinde olup normal kalmaya uğraşmaktan ne yorulduk. Anlıyorum seni ülkem, insan olup cisimleşsen oturup ne sohbet ederiz döneklerden, riyakarlardan, kaypak ve samimiyetsiz iki yüzlülerden. Hem de çok yakınımızda, içimizde olup arkadan vuranlardan. Ülkemi en iyi anlama yolu empati yapmak hem de sağıma soluma bakmadan kendime bakarak. Empati yoksunu, vicdan fukarası insanlar oldukça sıkıntı hep olacak, sorun o değil mesele hayatında fark edip onları kenara itmek. Aynısı ülkem için de geçerli... Uzun hastalık çekenler, hasta bakanlar, derdine derman arayan ya da dertsiz gibi görünüp içeride boğuşanların işi zor. Gün gelip iyileşse bile bir bakmış başka bir dert sahibi olmuş o günlerde ya da unutmuş hayatın kendisini. Biz de öyle olmayalım, siyah beyaz hele griye hiç takılmayalım ne olur ki?

Siyasetten pek söz etmiyorum yazarken, çünkü siyaset bozuk plak ben canlı solo dinlemeyi seviyorum. Çok arkadaşım, dostum var hayata farklı yerden bazen çok zıt köşelerden bakıyoruz. Ama dobra, dürüst, samimi ve benim canım o yüzden. Yaşadığımız ülkede de ikili ilişkilerimizde de zaman ve enerji kaybediyoruz farklılıkları kurcalamaktan. Bugün müzmin bir savaşın ortasında ülkemiz ama fırsat bu çamur atayım, eksiğini göstereyim derdinde olanlarla dolu etraf. Tıpkı rengi hep gri adı dost, arkadaş olanlar gibi yüreğimizi sömürüp duruyor. 

Yorgunum... Ama hiç yılmam evvelallah ancak ben de insanım tık diye gideceğim bir gün. Ülkem de öyle bir değil iki değil hep böyle ne zor çilesi varmış bu toprakların. Ama bu dağ bu karı kaldırır besbelli ondan eksik olmuyor. Ortamlar ise dedikodu kumkuması modunda, sosyal medyanın etkisi mi iyice çivisi mi çıktı düzenin bilemiyorum ama tadı yok hiç bir şeyin. Sevincin de, yasın da bir raconu vardı artık kalmadı. Her şey olmuş laylaylom.

Demem o ki ülkemi çok seviyorum/seviyoruz. Bu sevgi ve adını söylemekten çekindiğimiz birlik duygusu ve gücü bunca yıldır sıcak savaşın içinde bizi sağ tuttu. Tutmaya da devam etsin, ancak bazen susmak da sestir herkes bilsin. Bu nedir böyle, etrafa bakıp laf yetiştirmekten önümüzü göremez olmuşuz üstelik etrafımız sürekli duman üfleyen şahsiyetsiz siluetlerle dolu iken. Biraz siyah biraz beyaz çokça gri dedim ya, hayır sadece hava kapalı tam kurtların sevdiği ama biz daha yeşili, maviyi, renkleri unutmadık yerini de enerjisini de biliyoruz, güneşin azıcık görünmesine bakar. Güzel günler gör ülkem daha da önemlisi zor zamanda hep kolkola olmayı başaralım, güneş dediğim de bu belki.

Silkelesek hayatımızdan sahteleri, hesap kitap peşinde koşanları, mış gibi yapanları ne güzel olur değil mi? Sizi bilmem ben başka türlüsünü istemiyorum, bedeli yalnız kalmak mı? Kabul, az istiyorum öz istiyorum. Bugünlerde kendimi aynı ülkem gibi hissediyorum, kader arkadaşı sıkı dostuz her zaman.

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

18 yorum

  1. Siyasetten hoşlanmayanlardan biride benim galiba. Bu ülkemi düşünmemek değil aksine düşündüğüm için sağcı aolcu parti die bölmek yerine herkese saygı duymaya calisiyor ve kimseyi degistirmiyorum. İs yerime girerken bile mülakatta pardi sordular. Bende sizin tarafınızda olmadığm kesin dedim. Çünkü benim tarafimda partiler ve mensupları değil. Devletim, toprağım ve milletim var. Boşverin kuru lakırtı yapıp çalıp oynayanları. Bize sessiz sakin fasl dinlemeyi sevenler lazım. Belki o zaman milletleşebiliriz.

    Sevgilerimle 💞

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülke çıkarları ile vatan sevgisinin örtüştüğü temiz siyaset var mı acaba? Varsa bile çomak sokan çok olur. İnsanın olduğu her yerde benzer şeyler yaşanıyor, insan ilişkileri de ülke halleri de iç içe. Kaçılmıyor, gidilmiyor evirip çevirip yaşıyoruz, elimizde kalanlarla. Biraz huzur, gülümseme, bir merhaba o kadar.
      Benden de sevgiler.

      Sil
  2. Ne güzel yazmışsınız, kaleminize sağlık. Tam de dediğiniz gibi ülkemiz de şu an yalnız başına çetin bir mücadele veriyor. Allah yardımcımız olsun, dediğiniz gibi dostumuz az olsun ama öz olsun, candan olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bir durum değil aslında yıllardır devam eden bir mücadele ve sinir harbi. Bugün nedense bu durumu insan ilişkilerine, tanık olduğum duyarsızlık ve vefasızlıklara çok benzettim. Sonu iyi olur inşallah.
      Çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  3. Çok güzel yazmışsınız hepsine yürekten katılıyorum, dileğimiz dediğiniz gibi ülkece tek yürek tek bilek olmaktır kesinlikle bundan yanayım, ötekileştirmek doğru değil hiçbir taraf için, dostluk her alanda az ve öz olmalı, yüreğimizi yormayan insanlarla sahte değil gerçeklik içinde yaşamak dileğiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüreğimizi yormayan aksine bizi saran insanlar lazım, işte o zaman sayının ne kadar değersiz bir ölçü olduğunu daha iyi anlıyorum. Azın gücü önemli olan, ne kadar derinime ulaşıyor o kadar anlamlı, değerli. Ülkeler de insanlarına dönüşüyor, sonuçta sen ben o dan oluşmuş koca bir grup.
      Dileklerimiz ortak, güzel ve sahici dostluklara..

      Sil
  4. Ben kendim medya okuyorum, bu işin içine girdiğiniz zaman, bu işin sadece poh poh tarafını değil, çirkinliklerini de görebiliyorsunuz. Diyeceğim o ki, teknolojiyle beraber herşey ama herşey, vurdumduymaz olmaya başladı artık. Hep bahsederim, ben mesela 94 doğumluyum, çocukken Tv'de gördüğüm o ünlüleri, ulaşılmaz sanardım. Oysa şuan bakın, adama bir DM ile ulaşabiliyorsunuz. O kadar basite indirgendi ki herşey. Bir yandan da kötü bir şey aslında, insanoğlunun bir amacı kalmamaya başlıyor, herşeyi olan bir adam, yeni şeyler tadamadıkça ruh sağlığı bozulmaya başlıyor. Benim bu yazdığınız konudaki görüşüm bu yönde, yani hepimizin komşuları var, ayrıca neye inanırsa inanır, hangi partiye oy verirse verir. Bu beni hiç alakadar bile etmez... Çünkü o benim komşum. Sürekli yüzyüze bakacağım insan. Neden böyle şeyler için kavga eder insanlar hiç anlamam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söz ettikleriniz sadece medyada değil her yere sızabilen türden. Son yılların bilişim endeksli iletişim modeli ile bazı değer ve bağların içini boşalttığı doğru ama bu da bir türlü irade sınaması. Kolay ulaşabilir olan ne konfor ne lüks ne de değerli çoğu zaman. İçine emek girmeyen başta sevgi hiç bir şey layık olduğu yeri bulamıyor. Empati ve hoşgörünün yanına ya da belki önüne emek koyuyorum. Verene misliyle helal olsun ama bunu sakınana da güle güle demek gerek başka türlü yorul dur.
      İsteyen istediği kavgasını yapsın, adil ve gerçekçi ideal uğruna olanı çok iyi de tersi beyhude telaş.
      Fikirlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
  5. Herşeyiyle apacık anlatmışsın.kalemine sağlık:))böyle yazılarda ihtiyacımız var aydınlanmak için..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi önümü zor görüyorum, aydınlatmak gibi bir durumum söz konusu değil. Ama bazen bireysel bazen toplumsal bana bakan tarafları bize bakar oluyor olayların ve paylaşım keyfi çıkıyor ortaya. Ancak ortak dilek ve dualarımız var tabi, en önemlisi de o.
      Teşekkürler.

      Sil
  6. Çokk güzel yazmışsınız.Hislerime tercüman olmuşsunuz.Bazen karamsarlığa kapılıyorum sonra diyorum ki yok düzelecek her şey.Umut işte.Emeğine sağlık😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karamsarlık insanın önünü kesen, tıkayan bir his, gittiği yere kadar vazgeçmemek en güzeli bence ama söz konusu vatan ise vazgeçmek yok durmak yok. Teşekkür ediyorum, sevgiler

      Sil
  7. İyi iş.Çıkarlarımızı birkenara bırakıp ortak değerlerde buluşabilsek şuankinden daha iyi bir durumda olurduk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıkar ve ben duygusu ne vatan sevgisinde ne de kişisel ilişkilerde yeri olmayacak şeyler. Hayatını bunlar üzerinden devam ettirenler kendi yolunda ne halleri varsa görsünler. Ülkemiz için ise evet bunlardan sıyrılsak çok daha iyi bir durumda olurduk.

      Sil
  8. Arkamızdan gelenler icin güzel günler diliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel günlerin beraberlik içinde kazanıldığını göstermeli.

      Sil
  9. Ayristirmak otekilestirmek saygi duymamak her alana sizmisken daha cok gri renkler olur. Tepeden tirnaga hak dagilir herkes hakettigini alirsa kanimca daha huzurlu bir ortam olur. Ama bu olacakmis gibi de gögörünmüyor. Sebgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ümitsizlik alternatifimiz yok diye düşünüyorum. Herkesin yalnız olduğu bir dünyada daha da yalnız niye olalım ki? Ama uzaklaştığımız bir süreç derinin de derini işlerden sıkıldık hepimiz, küçük adımlarla da yol alırız belki. İnşallah diyelim..

      Sil

İZLEYİCİLER

FACEBOOK SAYFAM

Google+ TAKİPÇİLERİM