Bu bir gezi yazısı değil, olsa olsa gezememe yazısı. Çünkü Gölcük Milli Parkı buz tutmuştu, insanın içine işleyen bir soğuk vardı, eldivenlerimi unutmuşum parmaklarım sık sık dondu ama yine de çok güzeldi, eh birkaç kare de çıktı. Fotoğraf çekememek de iyi aslında, ellerini cebine sokup, temiz havayı içine çekip yürümek süper. Buranın popüleritesine katkı veren o meşhur ev, şöyle bir içine gireyim şöminenin karşısında çay içeyim hatta kanepede uyuyayım isteği uyandırıyor. Hafta sonunu orada geçirmek fikri cazip, ancak burası devlet konuk evi. Devlete misafir olmanın bir yolunu bulmak gerek. Göl evlerinin çok başka bir çekiciliği var, arkası orman, önü dingin sakin su, alabildiğine yeşil… Gölcük Milli Parkından başka, Isparta’da Gölcük Tabiat Parkı ve Ödemiş’te bir Gölcük var, hepsi birbirinden güzel. Zengin ülkeyiz vesselam…

Göl kenarı
Fotoğrafa renk katan bıdık benim kızım, pembeli:)


Bolu merkezden 10 km sonra Gölcük Milli Parkı’na ulaşıyorsunuz. Yol kıvrıla kıvrıla yukarılara çıktıkça, dağ havası, manzarası arkanızda uzayıp gidiyor. Leb-i doğa dedikleri yerler. Göknar, kayın, gürgen, meşe, çam yeşilin her türlüsü…
Özellikle sonbahar da kızıl, yeşil, sarı atmosferinde görülmeli herhalde, hem hava ılık hem de renklerin hepsi güneşle beraber göle yansımış. Karla kaplı olduğu zamanlar da şiirsel, her yer beyaz bir evimiz bir de ormanın karlarını silkelediği yerleri siyaha çalıyor. Ya da her yer kar ama güneş var, gökyüzü açık, mavi ile sarı eşliğinde bir ortam. Bize daha çok gri ağırlıklı bir gün düştü olsun, bir daha ki sefere artık… Ulaşım rahat, yol asfalt ama kar zamanı nasıldır acaba? Küçük bir uyarı, milli park tabelasını görmeden Gölcük piknik alanı tabelasından sapmayın hemen. Yanlış giren çok oluyor, kış zamanı zemin çamurlaşmış, kaptırıp giderseniz saplanıp kalmayın. Gölcük Milli Parkı soğuğa rağmen kalabalık ve keyifliydi. Göl etrafını tam tur yürüyüş yapan, bol bol fotoğraf çeken/çektiren, akülü golf arabası tipinde araçlarla dolaşan grupların içinde kimi yerde çamurlu yerleri sekerek kimi yerde buzlarda kayarak dolandık. Sadece Gölcük konuk evi yok tabi, fotoğrafta uzaktan görünen restoran, karşı tarafında da bir kafe var. Caminin yanındaki bungalov evleri çözemedim ama onlar da devlet misafirhanesi olmasın. Ahşap bir evde yaşamak fikri çok cazip. Alana yayılmış kamelyalarda isteyen mangal hizmeti satın alabiliyor, isterseniz etinizi ekmeğinizi de. Ellerinde piknik sepetleri ile gelen çok. Ben bagajdan itina ile hazırladığım bir termos çay, kek, börek üçlüsünü çıkarttım, budur dedim!

Çeşme başı, su, kaynak suyu
Berrak, temiz, leziz, mis gibi su…


Havası suyu denir ya, Bolu’nun suyu da ayrı bir şifa. Termal sular açısından zengin, yer altı kaynak suları da aynı şekilde. Yürüyüş esnasında pırıl pırıl akan suları görünce içim üşümesine rağmen, kana kana içmek istedim. Bir ara, şuralarda bir çay/kahve sebili olaydı diye iç geçirdim tabi. 

Bolu Gölcük Milli Parkı
Tabiata dokunmayın çarpar yazılı dev afişler etkili olur mu acaba?

Bolu Gölcük Milli Parkı İmara açılmasın!

Fotoğrafta gördüğünüz dubayı hep merak ederdim, bu ne diye? Gölün sel ve yağmurlardan taşma olasılığına yönelik bir tahliye mekanizması anladığım kadarıyla. Önceden bu tür taşmalar yaşanmış hatta konuk evi bu sebepten çelik karkas üzerine yeniden yapılmış. Biz Türkler kamufle edilecek her şeyi niye plastik yeşil yaprak ve çiçeklerle kapatırız acaba? Orman ve Su İşleri bakanlığı’nın ilgili birimine mail attım. Lütfen plastik yapraklarla kamufle ettiğiniz bu dubayı tam arkasındaki evin bir prototipi ile saklayın, daha güzel olmaz mı dedim. Bence çok güzel olur, katılanlar ses versin! Ses vermek gereken asıl konu ise Bolu Gölcük Milli Parkı’nın imara açılacak olması. Yürüyüş esnasında rastladığım bir tabelada, “Gölcük Uzungöl olmasın!” yazıyordu. İş işten geçmeden konunun değerlendirilmesi lazım. Gölcük’te serender tabir edilen evlerden oluşan tesisler hatta yeni bir göl evi ve daha bir çok tesis planlanıyor. Orman vasfını kaybetmiş araziye deniyor ama gölün yakınlarına kondurulacağını kestirmek zor değil. Burası zaten yapay bir göl, 1958’lerde oluşturulmuş ve zaman içinde bu konuma gelmiş. İnşaat giren tabiattan hayır gelmez, üstelik belli bir kesime yönelik olacak yapılanlar. Gönderdiğim mailde yazdım,; vatandaş olarak karşıyım, illa ki bir inşaat yapılacaksa o zaman yapın yeni bir yapay göl daha!

Bolu taraflarında rastladığım yöre kadınları çok sağlıklı görünüyor, hava temiz su şifalı. Kırmızı yanaklı, pırıl pırıl bakışlı hepsi. Hızla traktörünü süren böyle bir hanımın önüne atılıp, zafer işareti yaptım. Mahsun ve mutlu gülümsedi, sonra karşılaşıp sohbet ettik, araba kullanan kadınları çok beğeniyorum ben de hızı seviyorum dedi. Yurdum kadını şehirde de köyde de aynı, çalışkan ve ne istediğini bilen. 

Gezememe yazısı dedim ama devlete mesaj, hem cinslerime motivasyon daha ben ne yapayım? Bolu Gölcük’ten masal gibi fotoğraflarla çok iyi bir gezi yazısı çıkar, sözüm olsun.

Buraların güzelliklerini gösteren bir video ekliyorum, Abant’a da uzanmışlar ama olsun insanın gözü gönlü açılıyor.