Bildiğiniz bütün diyetleri unutun! Diyeti de unutun… Keşke yiyip yiyip kilo aldırmayan formülü yazabilseydim ama tabi yok öyle bir şey. Aman boş ver, atın ölümü arpadan olsun diyorsanız o da olmaz. Atlara kulak versek şöyle bir konuşma duyabiliriz:

-Yahu eski arpaların tadı yok, mis gibi kokardı. Bunlar ne böyle, tatsız tutsuz saman gibi.
-Neden olacak basıyorlar hormonu, ilacı koyuyorlar önümüze.
-Ye boşver, açlıktan öldü diyeceklerine atın ölümü arpadan olsun,ye!

Erkekleri bilmem ama diyet yapmayan kadın var mıdır acaba? (Diyete ihtiyaç duymayan kıskandığımız bir grup vardır.) Kadın erkek eşittir… Nerede eşittir? Onlar da kas çok bizde de yağ, belki bu ince işlerle uğraşamayacakları için öyle yaratılmışlar. Buna rağmen kilo alıp, yağ bağlayanlar düşünsün artık. İstatistiklere göre sıkı diyet yapıp kilo verenlerin %90’ı tekrar kilo alıyor, bu çok ciddi bir rakam. Çünkü senkronizasyon üzerine kurulu bir bedenimiz var, ve bireysel iş yapmayı hiç sevmiyor. Kısaca sağlıklı olmak fizik, beden, ruh senkronu içinde çözülüyor, biri eksik olursa ya başa dönülüyor ya da hasta olunuyor. Yanlış diyetlerin vücutta başta kalp krizi hatta kansere bile neden olduğu kanıtlanmış. Hastalıklar gelmiyor, biz çağırıyoruz hem de ne uğruna?

Yaklaşık 2 yıl önce içinizden bir  diyet tutun yazmıştım, bugün gelmiş bildiğiniz bütün diyetleri unutun diyorum. Bu çelişki niye? Aslında çelişki yok özünde aynı şeyi savunuyorum, ama bu defa farklı bilgiler, ip uçları ve yaşam tüyoları içeren iyi yaşam atölyesinden anekdotlar da var. Sağlık koçu Sibel Elçin‘in anlattıkları ve bu konuyu bir anlamak lazım diyerek araştırıp bir kenara yazdıklarımı paylaşmak istedim. Ben yeni bilgiler öğrendim, belki size de bir faydası olur. Hazırsanız, diyet yapmadan nasıl kilo verilir?

Bir tepsi baklava hayal etmek yok, bir tepsi güneşte pişmiş kayısı

Bir yandan daha tohumundan itibaren genetiği oynanan sağlıksız gıdalar diğer yandan 66 milyar dolara varan şişmanlat-zayıflat sektörünün oyunları ile vücut kimyamız iyice bozuldu. Bu haliyle daha kaç pazartesi diyete başlanır bırakılır artık siz hesap edin. Uyaranlarla hareket eden beynimiz de bu oyunun bir parçası oluyor ve bize hükmetmeye başlıyor. Farkındalık şart, önce bozulan biyokimya düzelmeli. Ama nasıl?

Kilo vermek için önemli 9 nokta

Aslında kilo vermek değil de sağlıklı olmak ve biyokimyamızı korumak demek daha doğru.  Biyokimya bozuksa bir de yanlış diyet yaparsanız hem kilolardan hem hastalıktan kurtulmak zor.
Bana ilginç gelen iyi yaşam anektodları ise;

Yeme içime günlüğü tutmak. Öncelikle günlük tutmak hem stresi alıyor hem de neler yediğinizi görüyorsunuz. Atıştırdıklarımla bir kişi daha doyar derseniz, tehlike var demektir. Kaçakları görmek için iyi yöntem, yazmaya başladım, şimdilik iyi.
Her sabah aç karnına bir kaşık zeytinyağı. Zeytinyağı var ya şifanın kendisi, sabah aç karnına başlangıçta 1 yemek kaşığı giderek yarım kahve fincanına varabilir saf zeytinyağı içmek sindirim başta biyokimya üzerinde çok faydalı, kilo almanın aksine vermeye yardımcı. Ona da başladım, şimdilik iyi.Şimdi biraz da çoğunu bildiğimiz şu 9 kuraldan söz edeyim. Diyet yerine bunları yapın, bana uyar…

Şu tarlayı mutfağa getirsek ne diyet ne kilo problemi kalacak

1-Su

İlla ki bol su. Bedava, bol… Son günlerde probiyotik içecekler ve özellikle kefiri sık duyar olduk hazır da satılıyor, evde de yapılabilir. Bir de kambu çayı var, hep duyardım bu yazı sayesinde araştırdım, abartmadılarsa sanırsınız ki gerçek bir iksir. Merak edenler için kambu çayı… Ben içer miyim? İlk fırsatta deniyorum.
2-Uyku
Az uyku da obezitenin başlıca sebebiymiş ya! Su içiyorum yarıyor demiyoruz, uyumuyorum yarıyor diyelim o doğru. Lütfen uykulara dikkat edelim. Uykusuz kaldığınızda şu meşhur kortizol salgılanıyor, o da biliyorsunuz başa dert.
 
3-Egzersiz
Hem vücut hem beyin egzersiz istiyor. Endorfin istiyorsanız ki istiyoruz, hoplayıp zıplamayı seveceksiniz başka yolu yok. Zıplama demişken, lenflerde biriken toksinler en zor atılır, onları da zıplama, koşma, masajla atabilirsiniz. Evet duydum, spor salonuna dünya para mı verelim, benim vaktim mi var, hepsi bitti lenfin toksini mi kaldı diyorsunuz. Zaten en iyi egzersiz yürüyüş, günde en az yarım saat. Ne stres kalır ne kilo. Hem de bedava.
4-Stres
Bu konuda ahkam keserken dikkatli olmak gerek, çaresini bulmadığım dert için konuşmam, ama bakın yeni teknik öğrendim.
4-7-8 Tekniği, önce dilinizin ucunu ön dişlerin arkasına yerleştirin. Burası firepoint noktası, beyin bu sinyale dayanamıyor enerji artıyor, hipofiz bezi uyarılıyor, sağ-sol beyin dengesi kuruluyor, zeka hormonu salgılanıyor, düşünüyor, hissediyor, velhasıl coşuyor. Çocuklar için de bu noktanın uyarılması faydalı. Çocuklarımızın okul başarısı için maddi manevi her yöntemi deniyoruz. Firepoint tekniği ve okunmuş pirinç!
4-7-8 tekniği için dili firepoint noktasına yerleştirdik içinizden 4’e kadar sayıp burundan derin ve yavaş nefes alın.
Aldığınız bu nefesi 7 saniye tutun. Sonra bu nefesi 8 saniyede yavaş yavaş diyafram bölgesini boşaktarak verin. Sabah akşam 3-4 defa uygulayın. Tamam nefesle stres verenler gitmiyor ama bir rahatlama da hiç fena olmaz.

Saksıda da olsa organik tarım şart

5-Güçlü ve besleyici gıdalar

Poşete, ambalaja giren, koruyucu ve katkılı ne varsa güle güle… Günde iki öğün, acıkarak, seçerek, bol çiğneyerek ve mümkün olduğunca doğal gıdalarla beslenmek. Eğer ben fastfood seviyorum, kızartma olmadan asla, cipsten kim ölmüş diyorsanız, siz bilirsiniz. Ben bunları çok az ya da hiç yiyorum. Dalından taze kopmuş, dalının kokusu elinize sinmiş domatese tuz ekip yemeyi sevenler beni anlar.
 
6-Bilinçli yaşam

 

Bu bilinç kelimesi de sıkıcı bir kelime aslında biliyorum, neyin içine girse kural, sınır vs. Önyargı ve alışkanlıklar yüzünden neleri kaçırıyoruz? Hepsi bir yana tertip düzen konusunun bile ucu strese ve sağlıksız beslenmeye dayanıyor. Kapağını açınca karışık, nerede ne var ne yok belirsiz bir buzdolabı ya da ev ortamı da kortizol hormonunu tetikliyor, hop oradan stres derken yanlış yeme tercihleri ve bozulan
7-Duygusal açlık
Birbirini duygusal aç bırakan Allah’tan bulsun ne diyeyim. Çünkü en zoru o, dünyaları yese doymaz. Obezitenin bu kadar artmasında sevgi ve iyilik paylaşımının azalması da etkili mi acaba? Sevin, mutlu olun bunları başarırsanız azıcık da şişman olun ne var ki…

8-Evde yemek yap
Dışarıda yemek yemeyi sever misiniz? Fastfood, hazır gıdalar ve ev mutfağı dışında pişirilen gıdalar potansiyel kilo demek. Ama sefertasının tekrar popüler olması yakındır. Çok acayip bir vücudumuz var, yemeği acele ve kızgın yapmayın diyor iyi yaşam uzmanı Sibel Elçin. Severek yapın, enerjinizi yükselterek başlayın ki yemeğe geçsin. O zaman yemeğe sevgimi kattım lafları boş değil. Bu durumda, sevdiklerimize mutlu sevmediklerimize kızgınken yemek yapıyoruz.

9-Ne aldığımıza yediğimize dikkat etmek şart.
Yukarıdaki her kurala dikkat etsek de maalesef gıda sektörü sinsi bir güç gibi. Marketten aldığımız poşetlenmiş baharatlar da bile böceklenmeyi önleyici ilaçlar ya da ışın kullanılıyor. Etiket okumadan alınan her poşetli gıda şüpheli. Aman boş ver dediklerimiz artan hastalık istatistiklerine dönüşüyor birer birer.
Ruhun kalkanı bol şükür, vücut için azı karar çoğu zarar deyip beslenmek ve fiziksel sağlık için bulabildiğimiz kadar tazesi doğalı.

Bildiğimiz tüm diyetleri unutalım gitsin.