Kadına şiddet erken başlıyor, daha ilkokul sıralarında hiperaktif oğlan çocukları kızları iter, çekiştirir, sinir eder. Ağasın paşasın diye büyümelerinden mi, bizim pasif durmamızdan mı kaynaklanıyor çözemedim ama erkeklerin kadına şiddet uygulama meyli hep var ve bu yüzden yakın savunma şart…  Sıkıştık mı hep eğitim şart deriz ya öyle olmuyor işte. “Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır.” yine diyorum ki bu zamanda yakın savunma öğrenmek şart!  Ama erkekler kızmasın, biliyoruz ki delikanlılar, koca yürekli adamlar da var herkese sahip çıkan konu onlar değil.

En basitinden İstanbul’da yaşıyorsanız, araba kullanın ya da yolcu olun  minibüs caddesi, e-5 güzergahında hakkınızın gasp edildiği, kadın hatta anne olmanızın pek bir şey değiştirmediği durumlar yaşamanız kaçınılmazdır. Ya siner, vazgeçersiniz ya da iyice törpülenir bir gün birine patlarsınız. Çok içimden geçmiştir, hışımla inip hiddetle karşımdakinin aracının kapısını açıp iki yakasından tutup kafa atıp yere sermeyi. (Bu kadar açık sözlü olmasam mı acaba? Yok devam, Allah’ın bildiğini kuldan, okurdan saklamak olur mu?) Bazen bakış, ses tonu, el hareketi de hakaret ve şiddet kadar etkili ve önemli bence. Bundan 3 yıl kadar önce trafikte yaşadığım bir olay, gün gelir iş başa düşerse kendini savunmalısın dedirtti bana. Hem trafik işleyişi hem sürücü inisiyatifi ile hatam yok, ancak yüzü hiddetten kızarmış bey arabasından inip hakaret edip, binip gidiyor. Takip edilecek bir pozisyon olsa peşini bırakmazdım, lafı ağır çünkü. Hemen 155’i aradım eşkal verdim ve aynı gün karakola gidip şikayetçi oldum. Karakolların çok farklı bir havası var, yaşanan ne ise siniyor ortama. Şikayetçi olmak, açıkça anlatmak, prosedürler de kolay değil. 6 ay sonra mahkemede karşılaştık, o günün öncesi neredeyse hiç uyumadım. İnkar ederse ispat edecek bir durum yok ama içimi de bir şekilde soğutmam lazım. Mahkeme salonunu da ilk gördüm, hakaret eden kişi takım elbisesini giyip eşiyle gelmiş. Yaşlıca bir bey, hiç ihtimal vermezsiniz ki böyle bir davranış yapsın. Hakim sordu, o da kabul etti, özür dilediğini söyledi. Çok dua edip, Allah’ım ne olur hakkımı savunayım demiştim ondan sanırım, hatasını kabul etti ve dışarıda tekrar ağlayarak özür diledi. Ayrıca para cezasına çevrilen bir mahkumiyet de aldı. Adalete erişimde bilgi ilk adımdır sayfası Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı‘nın hazırladığı bir sayfa ve çok yararlı. Şiddete uğradığınızda yalnız değilsiniz yazıyor başlığın altında, katılıyorum her türlü şiddetin sebep sonuç ilişkisinde yalnız birey ve yalnızlaşan toplum yatıyor bana göre. Ben yazdığım bu olaydan sonra kendime dedim ki dünyanın düzeni bozuk, sen yakın savunma öğren, hatta her kadın yakın savunma öğrensin…

Kadın cinayetleri kavramı girdi son yıllarda hayatımıza, çok dehşetli bir durum bu. Kurcalandığında adi suç ve konu kapsamına giren ve anlık hezeyanlarla biten hayatlar. Alışılmış 3. sayfa haberleri gibi algılanan bu şiddet olayları tam bir toplumsal çöküntü ve hiç birimize uzak değil maalesef. Duyarlılıklar artıyor gibi görünse de çok yetersiz, konunun farklı açılımları var, ben burada az da olsa her kadın kendini savunacak bilgi ve özgüvene sahip olabilmeli diyorum. Yakın savunma öğrenmeye karar verdiğinizde uzakdoğu sporlarının ne kadar çok çeşidi olduğunu göreceksiniz.  Karate, teakwondo, judoyu hepimiz duyduk ama aikido, hapkido, kick boks ve daha bir çok savunma sporu daha var, bir de İsrail kökenli meşhur kraw maga. Bu arada en etkilisi bizde, Osmanlı tokadı…

Sadece belli savunma tekniklerini öğrenmek de yetmiyor, denge ve teknik kadar kondisyon da önemli. Son zamanlarda kick boks özellikle kadınlar arasında çok yaygın. Her antremanda ısınma, streeching, kardiyo, esneme ve teknik çalışma ile ciddi bir kalori yakımı ve sıkılaşmanın yanında, dengeyi koruyabilmek, duruş ve kendini konumlandırma ve stres atmak en güzel tarafı, kum torbası kim görmek isterseniz o olur, yumrukları atın, rahatlayın.  Kısaca hem spor hem savunma bir arada…

boks eldivenleri, kadın, şiddet

Kadına şiddete çözüm şiddetten mi geçiyor?

Yakın savunma sporlarından birini bilmek insana neler kazandırır?

Araştırdığım, öğrendiğim ve uygulamaya çalıştıklarımı yazıyorum:

*Öncelikle güven ve bilinç. Neler yapabileceğine dair fikri olmanın farkındalığı önemli. Bildiğiniz 10 taneden birini uygulasanız hiç yoktan iyidir.

*Soğukkanlı ve sabırlı olmak.

*Korku, panik halinde kalp ritmi artıyor bu da elimizi ayağımızı titretip savunmamızı zayıflatıyor, derin derin nefes alıp, sakin olmaya çalışmalı.

*Savunmada konuşma faslı çok önemli, belki en baştan sorun çözülebilir. Sakin, emin, güçlü ama uzlaşmacı  bir ses tonu ile konuşmak önemli.

*Saldırgan ile kontrollü ve yavaşça mesafeyi korumak önemli. Bir kol boyu yakınlık alanı yüksek risk taşıyor. Kaçıyormuş gibi değil ama mesafeyi uzak tutmak en iyisi. (Yine de kaçabiliyorsanız kaçın tabi.)

*Saldırgana arkanı dönmek, uzun süreli göz teması kurmak yanlış. Yere ya da başka yöne bakmak da yok, bir daire içine alıp dikkatle savunmaya geçmek gerekiyor.

*Kendi konumunu sabitlemek ve dengede tutmak önemli. Bir darbe ile yıkılır, düşersen baştan kaybettin demektir.

*Saldırganı analiz etmek, elinde bıçak vs varsa gardını farklı almak lazım. Kolay şeyler değil ama iş başa düşerse var gücümüzle ne biliyorsak yapacağız.

*Genelde yakadan, boğazdan, koldan hatta saçlardan tutarak başlıyor şiddet ve kuvvete kuvvet uygulamak çözüm değil çünkü saldırgan erkek ve sizden güçlü ama kendi gücünüzü bilinçli kullanıp kurtulmak mümkün.

Yakın savunma öğreniyorum…

Benim yakın savunma macerama gelince, henüz yolun başındayım. Bugüne değin çok şükür şiddet içeren bir olay yaşamadım ama içinde bu potansiyeli barındıran durumlarla bazen teğet geçtiğimiz doğrudur. Yakın savunma kursuna kızımla gidiyoruz, federasyona bağlı tecrübeli hocaların çalıştığı bir spor kulübü. Biz sadece bayanların olduğu ve bayan hocanın çalıştırdığı bir gruptayız. 15-25 yaş grubu içinde teyze olsam da abla diyorlar, hepimiz centilmeniz! Hocamız Yeliz Aslan 10 yıla yakındır kick boks, teak wondo, hapkido, hankido, kraw maga sporlarını yapıyor, milli sporcu Mürsel Şahin’in de öğrencisi. Bana yakın yaşlarda ve yakın kiloda bir kadının enerjisini nasıl hedefe odaklayıp, birkaç katı bir güce dönüştürdüğünü görmek beni çok motive ediyor. (İlla birini döveceğim diye bir iddiam yok, gerekirse kendimi sevdiklerimi savunayım yeter!) Hocamızın tekrarladığı yakın savunmada vücut balansını, dengeyi, duruşu korumanın önemi. Saldırı anında hemen gard pozisyonuna geçmek, dengeyi sağlayan duruş ile hayati ve ağır darbeye açık bölgelerimizi korumak. Duruş, adım, tekme, yumruk çalışmaları derken refleksler ve farkındalık artıyor. Birkaç tüyo ile konuyu toparlayayım.

*Vücudun artısını korumak çok önemli. Baş, omuzlar ve bedenden oluşan duruşumuz bir artı gibi ve  dengede olmazsanız bir darbe ile yere düşersiniz.

*Çok iyi yakın savunma bilseniz bile, tedbiri elden bırakmayın. Karşınızda kim var bilmiyorsunuz, her şey bir yana uyuşturucu almış olabilir. Hele bıçaklı bir saldırgan varsa, eller havada sakin ve emin konuşarak ortamı germeden bir kurtulma pozisyonu yakalayabilirsiniz. Ama saldırgan yaklaşırsa, eller bu defa avuç içleri size dönük kendinizi korumaya alın. Ön kol bıçak darbesi bile alsa hayati risk taşımayabilir ama iç koldan yaralanmalar kan kaybından ölüme sebep olabilir.

*Savunma esnasında  bağırın, hem diyafram nefesini kuvvete dönüştürün hem de karşı tarafın dikkatini dağıtın.

Kadına şiddet çok ciddi bir sorun, kadına yönelen bu tepki anneyi, eşi, çocuğunu saymamak demek, geriye ne kalıyor ki zaten. Devletin ve sivil toplum örgütlerinin, hepimizin konuya tepkisel ve empati ile yaklaşmamız gerekli, bireysel çabalar çözüm değil anlık kurtuluş sadece.

Şiddetsiz, sevgi dolu günler…